.jpg)
İmar işleri Türkiye’de öteden beri devletle tekil vatandaş arasındaki ilişki gibi algılanır. Böyle olunca da hak ihlalleri de birey olarak
vatandaşla devlet arası bir uzlaşmanın konusu olur. Mimar ve plancılar odaları ile örgütleri, mimarlık fakülteleri gibi bu işin profesyonelleri bile çoğunlukla muhatap sayılmaz. Oysa vurulan her kazma ile yapılan her binadan toplumun tamamı ve hemşehrilerin hepsi birden etkilenir. Yapılan her bina; yerine yapılabilecek alternatifinden hepimizi mahrum bırakır. O nedenle yeniden gündeme gelen imar affı geniş ve yaygın bir sosyal mutabakat konusu olması gerekirken, şimdi olduğu gibi kısa yoldan devletin keseceği ceza miktarına indirgeni verir.
.jpg)
Hem zaten bina gibi kentsel artifaktların değerleri ve sosyal faydaları, maliyetleri ve ölçüleri gibi nicel özellikleriyle de ölçülemez. Niteliklerini belirleyen farklı özellikleriyle yaşam çevremize katılırlar.., Ya da yaşam çevremizin eksiği olurlar.
.jpg)
Ama modernleşme sürecine gireli bu kadar zaman geçtikten sonra hala anayasası bile devlet organlarının oluşma prosedürlerine
indirgenebilmiş bir toplum bu zaten… Yaşam çevresi bu önceliklerle oluşunca anayasası da ona göre oluyor. Ya da tersi: o anayasayla yaşam çevresi de bu kadar oluyor.
.jpg)
Yazıya serpiştirdiğim resimler İstanbul’un Beşiktaş, Ümraniye, Bakırköy, Maltepe, Merter gibi yerlerinden rastlantıyla seçilmişler. Bu işin ortalaması olmaz, ama bu kabullerle yarım yüzyılda ortaya çıkmış bir imar peyzajının hısım/akraba veçhelerini örnekliyorlar.
.jpg)
.jpg)
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.