Muhalefet yozlaşmaya işaret ederken haklı ve doğru bir iş yapıyor. Liyakati, ahlakı, dürüstlüğü, açıklığı, kuralları vurguluyor… Ne var ki yaşanan ‘yerli ve milli’ bir yozlaşma. Dolayısıyla kabul edilebilir, itiraz edilmesi zor, kerhen de olsa taşınabilir bir yozlaşma…
Bir kere daha gördük ki “güç” ile “iyi yönetim” aynı şey değil. Ne kadar gücü elinizde toplarsanız o kadar çözüm üretirsiniz diye bir ilke yok. Evet ortada bir güç var ama ülkenin hiçbir temel sorununa çözüm üretemiyor. Bu güç, elinde tuttuğu baskı aygıtlarıyla kendisini korumaya çalışıyor.
Ecevit’in tutuklu olduğu dönem. Tutukevinin bahçesinde yürüyoruz. Ecevit, Türkeş ve yanlarında ben… Türkeş, Ecevit’e demokrasinin ne kadar önemli, parlamentonun ne kadar vazgeçilmez olduğunu söylüyor: “Efendim zatıalinizin belirttiği gibi en önemli şey Meclis. Der Spiegel’e yazdığınız yazıyı BBC’den dinledik.
Cumartesi günü sokağa çıkanların “Navalny’ye özgürlük” ile birlikte “Hırsız Putin” diye bağırmalarının sebebi, Navalny'nin belgeselinde iki saat boyunca esprili, cesur üslubuyla, belgeler, bağlantılar ve fotoğraflarla ortaya koyduğu Putin hikayesi.
Muhalefetin susturulması İsmet Paşa’yı rahatlatır, bazı mühim meselelere artık gerektiği kadar ilgili görünmez olur. Yakup Kadri, bu bağlamda bilhassa “dünkü Milli Mücadeleciler ve o günkü devrimciler kadrosunun bir kazanç ve menfaat şirketi karakteri taşımaya başlaması” hususunun altını çizer. Dünün devrimcilerinden kimi arsa spekülatörlüğü, kimi idare meclisi üyelikleri, kimi taahhüt işleri, kimi de türlü komisyonculuk işlerine dalar. Yolsuzluk, suiistimal, haksız kazanç alır başını gider.