Yazarlar

Melez bir Türkiye’nin işaretleri…

Bireysel düzlemde laiklik bir bakıma yeniden kuvvet buluyor. AK Parti seçmeni de laiklik düşüncesinden etkileniyor. Toplumsal düzlemde muhafazakar zihniyet köklü geçmişiyle sarsıntılar geçirmesine rağmen varlığını hissettiriyor. Koyu laiklerin ve koyu dindarların hayalindeki Türkiye tasavvuru gerçekleşmedi. Tam tersine, melez, yeni bir kültür kafasını kaldırıyor. Şu an bu melezliği tam olarak anlayıp yorumlamak zor olabilir ama sonuçta Türkiye büyük ülke. Dinamik bir ülke.

Bu kış Genel Yapay Zeka gelebilir: OpenAI’ın çilek mevsimi

Ay başında bahçesinden çilek fotoğrafı paylaşan OpenAI CEO’su Sam Altman meğerse ipucu vermiş. Çilek, genel yapay zeka (Artificial General Intelligence) projesinin adı. Strawberry (çilek) modeline dair söylentilerden biri Sam Altman’ın Strawberry modelinin yetenekleri ve doğurabileceği olası riskler hakkında FBI’ı bilgilendirdiği. Strawberry modelinin bu sonbaharda yayınlanması bekleniyor.

CHP en kritik sınavın eşiğinde…

Önümüzdeki dönemde CHP’nin önünde birbirini beslemek kadar birbirini bloke edebilecek iki siyaset alanı var. İlk alan dışa, topluma dönük. Siyaset bu alanda yeni bir söylem, yeni bir tasavvur, yeni bir gelecek ufku üretmeyi içeriyor. Üretmek de tek başına yeterli değil, bunların toplumun ortalaması tarafından benimsenmesi, bu ortalamanın değer ve beklentilerine temas etmesi gerekiyor.

Zahit kimi tan eyler?

Zahit kimdir, kimi ta’n eylemektedir? Bu şiirde Zahit’e seslenen kimdir? Aralarında ne tür bir fark, ne tür bir kavga var? Türkiye’de zühd tasavvufun bir parçası sayıldığı için zahitten yana şikayetçi tarafın tasavvuf olduğunu tasavvur etmek çok zordur. Çünkü Türkiye’deki dindarlık anlayışında zühd ve tasavvuf o kadar içiçe geçmiştir ki birbirinden ayrı düşünülemeyen şeylerdir. Halbuki zahid tarafından nefrete konu olup da zahidi cevaben protesto eden taraf Sufi’dir. Yani tasavvuf ehli. Peki Zahit ile Sufi arasında ne tür bir anlaşmazlık var?
- Advertisement -

Cemil Meriç’ten notlar

Cemil Meriç’in üslubu muhafazakâr dindar bazı yazarları üslubuyla etkiledi, her biri üsluplarında Cemil Meriç’i taklit ve takip ettiler. Sağ muhafazakâr kesime cazip gelmesinin bir sebebi tarihe ve geçmişe ilişkin okurlarına büyük bir özgüven telkin etmesiydi. 1984’te Genel Yayın Yönetmenliği’ni üstlendiğim İnsan Yayınları’nı kurunca Cemil Meriç’in kitaplarını yayınlama kararı aldık. Umrandan Uygarlığa, Kültürden İrfana ve Bu Ülke kitaplarını yayınladık. Yanılmıyorsam, onu en son vefatına yakın bir iftar yemeğinde Cevat Özkaya’nın evinde gördüm, bir daha görmek nasip olmadı. Geçenlerde bir kitabı ararken elime eski A4 eb’adında epey sararmış bir teksir kağıdı geçti, baktım Cemil Meriç’in bir sohbetinden aldığım notlar. Serbestiyet’teki ilk yazım Cemil Meriç’ten aldığım notlar olsun diye düşündüm.

En Son Çıkanlar