Avrasyacılığın işgal karşısındaki hali…

Rusya’yı değişik gerekçelerle haklı bulan, müdahalesini bin dereden su getirerek “makul” diye yorumlayan bazı askeri yorumcular işte bu otoriter ve müdahaleci kültürün tipik temsilcileridir. Tabii işin ilginç belki de komik olan yanı her belanın arkasında Batı parmağı arayan solcumuz sağcımız, siyasi bakımdan başı derde girdiğinde ya da ülkeyi terk etmek zorunda kaldığında Çin’i, Rusya’yı ya da İran veya Suudi Arabistan’ı tercih etmiyor. Kapağı bir an önce Avrupa’ya atmak için çareler arıyor.

 “Paşaları dinliyor musun?” diyerek sesini yükseltti. “Biz nasıl Suriye’ye ülkemizin güvenliği için girdiysek, Rusya da Ukrayna’ya böyle girer…” Şaştım kaldım. Eğitimli, modern bir genç kadın. Putin destekçisi olarak bizim solcuları ve Avrupa’nın faşistlerini biliyordum. Şimdi bir de “stratejist” askeri yorumcuların yetiştirmesi modern, Batı düşmanı bir toplulukla daha karşılaştım.

6-7 Eylül 1955’te İstanbul’da azınlıklara yönelik olarak yaşanan, onlarca insanın öldürüldüğü kitle saldırısında elinde kazma ile vitrinleri kıran, modern giyimli bir kadın fotoğrafı vardır. Birden o fotoğrafı anımsadım. Türkiye’de çok köklü ve geleneksel denilecek ölçüde Batı fobisinden söz edebiliriz. Bunun nedenlerini zaman zaman tartışıp anlamaya çalışıyoruz.

Yakın tarihimiz askeri darbeler ve müdahaleler tarihidir. Bu darbeleri neredeyse her değişik eğilimden siyasi akım Batı ve ABD tezgahı olarak açıklamayı tercih eder. Bu darbeleri besleyen kendi iç iktidar mücadelemizdeki kuralsızlık, gündelik hayattaki hoyratlık, kaba milliyetçi eğitim, şiddet ve militarizm üreten toplumsal kültür üzerinde düşünülmez.

Rusya’yı değişik gerekçelerle haklı bulan, müdahalesini bin dereden su getirerek “makul” diye yorumlayan bazı askeri yorumcular işte bu otoriter ve müdahaleci kültürün tipik temsilcileridir. Tabii işin ilginç belki de komik olan yanı her belanın arkasında Batı parmağı arayan solcumuz sağcımız, siyasi bakımdan başı derde girdiğinde ya da ülkeyi terk etmek zorunda kaldığında Çin’i, Rusya’yı ya da İran veya Suudi Arabistan’ı tercih etmiyor. Kapağı bir an önce Avrupa’ya atmak için çareler arıyor.

Saldırganlık yayılmacılık

Son dönemde Batı’yla ilişkilerin gerilmesiyle birlikte Avrasyacılar öne geçmişlerdi. TV programlarında, gazete köşelerinde yüksek sesle konuşuyorlardı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle birlikte bu Avrasyacılığın daha da pekişmesi beklenebilirdi. Ukrayna’nın işgal edilmesiyle, özellikle Ukraynalıların bu saldırıya karşı direnişi nedeniyle Avrasyacıların cakası bir ölçüde bozuldu.

Rusya’nın kısa sürede zafer kazanacağı beklentisinde olanlar, şaşırdılar. Direnişin lideri Zelenskiy “Batılı değerler için, AB için, demokrasi için, ulusal egemenliğimiz için ülkemizi savunuyoruz” dedikçe işgal taraftarlarının sesleri daha cılız çıkmaya başladı. “Putin’in bir bildiği vardır” yorumlarıyla durumu izah etmeye çalışıyorlar.

Rusya ile aynı kampta bulunmalıyız diyenler, yerimiz orası diye düşünenlerin ve konuşanların bazıları, bu saldırıdaki acımasızlığı gördükçe bir duraklama geçiriyor. Öte yandan her türlü değerin yok sayılması, hastanelerin bombalanması, şehirlerin yakılıp yıkılmasını bile savunan, hâlâ “Rusya haklı” noktasında ısrar edenlerin çokluğu, militarizmin, cahilliğin, yüzeyselliğin ve şiddete taparlığın ne kadar derinlere işlediğini gösteriyor.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN