CHP’nin Kıbrıs’ı AKP’ninki gibi

Kılıçdaroğlu, kardeş parti saydığı Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin “iki devletliliği savunmak ayrılıkçılıktır, Türkiye’yi de felakete sürükler” tezlerini duymazdan geldi, Erdoğan ile hamaset yarışına soyundu ve onun Kıbrıs politikasını kutsadı. Erdoğan mağduru Mustafa Akıncı ile görüşmek için randevulaştı, sonra hiçbir izahta bulunmadan randevuyu iptal etti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, son geliş tarihini muhtemelen kendisinin de unuttuğu uzun bir aradan sonra KKTC’yi ziyaret etmeye niyet etti.

Bu niyet doğrusu Kıbrıs’ta hoş bir şaşkınlıkla karşılandı.

Ada, zaten Erdoğan ile ciddi gerilimler yaşıyordu.

Gelişinden bir gün önce Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yapılan müdahalelere ilişkin rapor yayımlanmış, MİT elemanlarının açıkça ve pervasızca yaptığı uyarı ve tehditler yeniden ortalığa saçılmıştı.

Bir önceki Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı “beni ve ailemi tehdit ettiler” demişti ve bu da az-buz bir şey değildi.

Kıbrıs’ın efsane ismi Rauf Denktaş’ın oğlu Serdar Denktaş doğrudan Erdoğan’ı işaret ediyordu.

Türkiye’de demokrasi ve hukuk mücadelesi veren CHP’nin “görmez-duymaz-konuşmaz” halleri adalılar tarafından elbette garipseniyor ve bir miktar da öfkeye neden oluyordu.

Sanıldı ki Kılıçdaroğlu nihayet adaya vasıl olacak ve Erdoğan’ın yaptıklarına “dur orada” diyecek.

Hemen belirtmeliyim ki sanılan olmadı ve üstüne üstlük büyük bir hayal kırıklığı oldu.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan mağduru Mustafa Akıncı ile görüşmek için randevulaştı, sonra hiçbir izahta bulunmadan randevuyu iptal etti.

Dışişlerinin uyguladığı rutin protokolün bir milim dışına çıkmadı.

Kapalı kapılar arkasında siyasilerle görüştü ve hiçbir açıklama yapmadan çekip gitti.

Sivil toplum örgütleri, sendikalar ve dahi güçlü bir pozisyonda olan sosyal demokratlar elleri böğürlerinde boşuna beklediler.

Gandhi Kemal’i görme ve hasbıhâl etme umudu yaşayan vatandaşların umutları suya düştü.

***

Kılıçdaroğlu’nun KKTC ziyaretinin programı felaketti, ziyaret kendisi açısından da pek başarılı değildi.

Belli ki dersine çalışmamıştı.

Kıbrıs dosyasını alıp şöyle bir sayfalarını çevirmemişti.

Ve bu nedenle pot üstüne pot kırdı, gaf üstüne gaf işledi.

Dışişleri Bakanı ile görüşmesinde “52 yıldır kimsenin burnu dahi kanamadı” diyerek duyanları hayrete düşürdü.

Kendisi gibi CHP Başkanı olan Bülent Ecevit’in, Kıbrıs’ın tarihini temelli değiştiren 20 Temmuz 1974 harekâtını temelli es geçmiş oldu.

Kardeş parti saydığı Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin “iki devletliliği savunmak ayrılıkçılıktır, Türkiye’yi de felakete sürükler” tezlerini duymazdan geldi, “Kıbrıs bizim milli davamızdır” diyerek Erdoğan ile hamaset yarışına soyundu ve onun Kıbrıs politikasını kutsadı.

Bir nezaket örneği göstererek öldürülen gazeteci Kutlu Adalı’nın ailesi ile görüştü, mezarını ziyaret etti.

Adalı’nın eşi İlkay Adalı, Facebook hesabından “İyi ki varsınız” diye Kılıçdaroğlu’ne teşekkür etti.

Gazeteciler, “Kutlu Adalı cinayetini işleyenlerin ortaya çıkarılması için CHP elinden geleni yapacaktır. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturmayı takip edecektir” demesini bekliyorlardı ama Kılıçdaroğlu’ndan ses seda çıkmadı.

Böyle olunca da geriye gazete manşetleri kaldı:

“CHP’nin Kıbrıs’ı AKP gibi…”

Aynen öyle…

Önceki İçerikİran’da ‘demokrasi’ oyunu: Rejim cumhurbaşkanını seçti, halk sandıkta onaylayacak
Sonraki İçerikFOTO HABER | İmamoğlu: Bu fotoğraf ülkemiz için umuttur