Pendik Yüksek Hızlı Tren (YHT) Garı

 

İktidar büyük altyapı yatırımlarıyla övüne dursun, İstanbul’un Yüksek Hızlı Tren(YHT)’de dahil, yeni garı Pendik, hele ki emsalleriyle kıyaslanınca pek de övünecekleri değil, tersine saklayacakları cinsten bir tesis. Garlar 19. yüzyıldan beri sanayi devriminin kentlerdeki başlıca ifadesi olarak kentlerin yeni görkemli anıtsal yapıları da oldular. Sirkeci garı zaten İstanbul’un sembolik gücünü kaldıramayacak cılız bir tesisti. Asya yakasındaki Haydarpaşa ile telafi ediliyordu.

Yüksek Hızlı Tren (YHT) yüzyılın son çeyreğinde yeni bir sıçrama oldu. Avrupa içi seyahatlerde artık otomobili ve uçağı devre dışı bıraktı. Duruşu ve kalkışıyla farklı bir düzenlemeye ihtiyaç duyurduğundan ya Liege’deki gibi yepyeni garlar yaptılar ya da Londra’daki Waterloo gibi eskisini baştan başa dönüştürerek tamamladılar. Ama her durumda kentin havaalanından da önemli bir girişi olarak taşıdığı sembolik değeri ihmal etmeden. Liege, malzemesinin ağırlığıyla direncinin gerilim gizilgücünden form türeten Calatrava’nın tasarım becerisine başvururken, Londra eski Waterloo garının görkemli strüktürüyle yenisinin hızla şekillenen dinamik formunu Nicholas Grimshow tasarımıyla eklemlemenin gücüyle ifade kazanıyordu. 

 

Yeni Liege YHT Garı.

Eğrisel Yükek Hızlı Tren [YHT] hattı ilavesiyle Londra Waterloo Garı.

 

Berlin de statüsüne uymayan gar girişiyle temsil edilen kentlerdendi. Duvarın yıkılışını vesile yapılıp kent ayağa kaldırılırken, Marg&von Gerkan tasarımı enerjik ifadeli bir gar da yenilenen kentin orta yerine seyirlik anıt işleviyle de yerleştirildi.

 

Yaya hareketiyle YTH [Yüksek Hızlı Tren] hareketinin kesişme noktasında konumlanan yeni Berlin Garı.

 

Demiryolu istasyonlarından bu kadar söz edip Calatrava’nın New York World Trade Center Transportation Hab’ına değinmemek olmaz. New York’un muhteşem merkez garının rolünü çalacak derece anıtsallığı ve çekiciliğiyle Hudson silüetine de yansımış  kanatlarıyla kuş şekilli zarif bir strüktür bu.

 

New York merkez Garı.

New York World Trade Center Transportation Hub.

Fotoğraf: Nevzat Sayın

 

İstanbul’un yeni garı Pendik’e gelince; merkez garı olmak için ücra bir köşede kalıp ulaşım sorunu yaratmasını bir yana koyalım. Geçende yolcu uğurladım; Alelade  altgeçit girişinden farksız bir merdiven başından girildikten sonra işporta tezgahları arası bir hattın ertesinde, trene de kasaba veya banliyö istasyonu çaplı bir perondan ulaşılıyordu. Dışarıda bir gar tesisi kıyısında olunduğuna dair hiç emare taşımaması da cabası.

 

 

Çok da şaşırtıcı olmadı. İstanbul’un yeni raylı ulaşım ağının kara ve denizyolu ulaşımıyla da entegre yeni transfer noktası diye tanımlanıp planlanmış Yenikapı düğümünün eski Saraçhane, Karaköy altgeçitleri çağrışımlı cılızlığına tanık olmuşların beklentisi zaten pek yüksek olmayacaktır. Yenikapı için “İmari yarışma yapıp projeler elde ettik ya!” deyip geçiştirilmemeli. Yarışma mimar emeği ve becersinden yararlanmanın her zaman en iyi yolu olmayabiliyor. Yarışmanın ismi duyulmamış gençlere fırsat tanımak gibi iyi bir tarafı olsa da bütün organizasyonlar gibi başarısı iyi yönetilmesine bağlıdır. Yoksa kentlerimiz, nice iyi yönetilmeyip başıboş bırakılmış yarışmanın enkazıyla dolu.

 

Üstelik İstanbul iyi ve yerinde kentsel tasarımın tadına varmamış da değil, Alexis&Murat Şanal, Şişhane kavşağı ve otoparkından artık olarak bir de İstanbul’un en çekici ve manzaralı parkını türetmişlerdi.

 

Haliç köprüsünün de nasıl kaçırılmış bir fırsat olduğunu, yine Calatrava’nın Barcelona’nın belki en çetrefil yerindeki kördüğümü çözmüş Bac de Rada köprüsüyle örneklemiştim.

 

Haliç köprüsü, Yenikapı veya Pendik için kapısı çalınsa, herhalde İstanbul gibi gözde bir kentin belediye başkanı diye mimar sıfatlı biriyle muhatap olmayı iyi sürpriz olarak karşılayıp gereğini yapar, gözümüzü-gönlümüzü açardı.

 

Üçüncü çevreyolu+köprü ve çevreyolları ile havaalanı gibi herhangi ihtiyaç karşılığı olmayan yatırımları hesap-kitapsız, izlenimci zihniyetle yaparken İstanbul’un başlıca ele gelir demiryolu kapısını düşünmeye zamanları kalmamış olmalı. Ama herşeyin bir hakkı var; Türkiye’nin şartları bu. “Başka istasyonlar çok mu farklı?” denmemeli. Teknik gereklilikler bir yana, Londra, Liege Berlin, New York’u da geçelim; O kadar hızlı ve konforlu seyahate davet; hazırlığıyla da birlikte asgari bir başlangıç-bitiş performans vaadi anlamına da gelir.

 

 

 

 

 

Önceki İçerikAhmet Türk’ün tahliyesi için olumsuz rapor verildi
Sonraki İçerikAnkara’da ‘Cenevre’ toplantısı