Racona ters

Dün gece çok önemli bir şey oldu. Süper Lig hakemi Deniz Çoban yönettiği ve 1-1 biten Kasımpaşa-Rizespor maçının ardından yayıncı kuruluşun kameralarına, “Maç anında verdiğim kararlarda hatalıyım özür dilerim herhalde kariyerimin sonuna geliyorum’’ dedi. Takdire şayandı evet. O anda kameralara açıklama yapan ‘mağdur takımın’ teknik direktörü Rıza Çalımbay’ın tavrı ise alkışlanacak başka hareket; ‘herkes hata yapar hocam siz hakemliği bırakmayın.’ Tamam sahalarımızda görmek istediğimiz hareketler bunlar ama racona ters.

 

Çünkü maçlarda çok bariz hatalar yapılır. Merkez Hakem Komitesi bir açıklama yapar. Yanlış yapan hakemin notu verilir. Kötü ise bir müddet dinlendirilir! Bir müddet ‘önemli!’ maç verilmez. Çark dönmeye devam eder. Eyyamcılığın, yanlış kanunların, adam kayırmacılığın, husumetin ve önyargının çarkı.

 

Gerçi hakemler ‘’camiamızın!’’ sevilmeyen tipleridir. Siz hakemlerle ilgili hiç doğru dürüst bir tekerleme/marş/şiir duydunuz mu; futbolumuzun kara gömleklileridir onlar-gerçi sonra renklendi-‘hakemin gözüne gözlük/başına tarak…’ diye devam eder biri bir diğeri ‘hakem çıktı sahaya topu dikti havaya…’ der bir diğeri ‘İ.ne hakem!’ diye inletir ortalığı.

 

Bir futbol büyüğümüzün; ‘’Futbol masada oynanıyormuş aslında. Biz de bundan sonra orada oynayacağız!’ deyişi geliyor aklıma. Futbolumuzun portresi bu. Nice derin şeyler söylenecek ve evet çark dönmeye devam edecek. Tamam insan hata yapar. Hakemlik denilen şey saniyenin binde biri kadar kısa zamanlarda ve anlarda enn doğru kararları vermekle mükellef insanların işi… Ama bilerek yapılan hatalar…  Şimdi MHK yetkilileri ya da futbolumuzun derin eleştirmenleri ‘hakemlik kurumunu’ yıpratmamak gerekir diyecekler medyada bunun için toplantılar yapılacak, açıklamalarda bulunulacak ve çark işlemeye devam edecek. ‘’Futbol masada oynanıyormuş!’’ diyerek futbolu doğrudan ve taammüden tehdit edenlerin çarkı.

 

Dün akşamki Kasımpaşa-Rizespor karşılaşmasının orta hakemi Deniz Çoban bir açıklama yaptı; ‘’Maç bitimi soyunma odasına gider gitmez pozisyonları inceledim. Hem Kasımpaşaspor hem Rizespor aleyhine yapmış olduğum hatalar için çok üzüldüm. MHK’dan ve TFF’dan özür diliyorum. Kendimle ilgili kısa sürede karar vermem gerektiğini düşünüyorum. Bir hakemin yapmaması gerektiği bir şeyi yaptığımın farkındayım. Çok üzgünüm. Belki yanlış yapıyorum, belki kariyerimin sonuna geliyorum ama iki takımdan da özür diliyorum.’’

 

Devletler hata yapar özür diler, yasalardaki açıklar dolayısıyla telafi olanağı yaratır ama kaybedilen puanın telafisi olmuyor. Tam da burada aklıma geldi; hatalı kararların ceremesini takımlar çekmese mesela dün geceki maçta ‘mağdur’ olan takımların hanesine birer puan yerine ikişer yazılsa ya. Komik istekler benimkiler. Mahallede maç yapan çocuk duyarlığı.

 

1960’larda bir final maçından sonra yenişemeyen iki takıma verilecek kupayı ortadan ikiye bölüp hediye etmişler başkanlara. Hakkaniyet duygusunun zenginliği bu. Ama bu saatte olacak şeyler değil. Ben zaten yıllardır takım değil adam tutun, hakem de insandır yazıktır vurmayın, futbolcu kardeşlere küfür etmeyin aman kötü tezahürata bir son verin, deplasmana gidememek ne demek herkes rakip taraftara yer açsın v.b. romantik sayılan şeyler söyleyen bir futbol hastasıyım. Tamam kulağa hoş geliyor ama racona ters.

 

Bu ülkede tribünlerin kardeşliği, yenenin de yenilenin de birbirinin elini sıkıp başarılar dilediği, futbol gelir havuzunun hakkaniyet ölçüsüne bağlı kalarak dağıtıldığı, eyyamcılığın yapılmadığı, medyanın dilini fair-play ölçülerine çektiği, skor yazarlığından çok spor yazarlığının geçerli akçe olduğu bir futbol ortamı… Bu da racona ters.

 

Hakemler bağlı oldukları kurumun talimatı olmadan hiçbir kurum ve kuruluşa açıklama yapamıyorlar. Onların yasalar nezdinde konuşmama hakları var! Deniz Çoban tarihi bir şey yaptı. İlk defa bir hakem kurum ve kuruluşların gözlerinin içine bakarak yasa uygulayıcılarının da hata yapabileceğini söyledi.

Şimdi onun ve diğer hakemlerin dışında herkes konuşacak. Büyük fotoğrafın dışında ne kadar ayrıntı varsa ona boğacaklar bizi…

Size iki gazete başlığı vereyim ve durumu bir kez daha düşünün;

Yönetici; ‘Sahada katliam vardı. Hakem bizi resmen doğradı. Birileri puanları dengelemeye çalışıyor!’

Yazar; ‘Hakem dizi oyuncusu olsun!’

Sporcu; ‘Hakem liderliğimizi rakip takıma verdi!’

Bunlar da bizim raconumuza ters.

 

 

- Advertisment -