Rıza Kuğu’nun güzel anısına

Geçen akşam Trabzonsporlu taraftarların! Saha içinde yarattıkları infiali görünce bu kargaşaya katılmayan ve tribünlerin büyük çoğunluğunu oluşturanların da var olduğunu görünce işin başka türlü bir tezgah olduğunu düşünmek durumunda kalıyor insan. Kan dökülmedi ya; bir tek kişiye bir şey olmadı ya, can kayıpsız şu maçı kapattık ya… Başka bir şey söyleyemiyorum.

 

 

Aynı şeyi düşünmüş olmalı ki Trabzonspor Yönetim Kurulu Üyesi Nedim Saral sosyal medya hesabından kulübün resmi açıklamasının dışında aynı minvalde bir açıklama yapma gereği duymuş. Bazı paragrafları aynen aktarıyorum; ‘’Acizlik yaşayan emniyet teşkilatımız var. Fenerbahçe otobüsüne kurşun sıktıran el ile sahada hakem dövdüren kafanın aynı merkezden yönetildiği çok yüksek ihtimaldir. Otobüs saldırısını aydınlatamayan, soyunma odasında mahsur kalan hakemleri kurtarmada acizlik yaşayan bir emniyet teşkilatımız var. Dün gece de tribünden, 'geliyorum' diye bağıran olaylara polisin nasıl seyirci kaldığını biz de şaşkınlıkla izledik. Görünen o ki, bu şehrin Valisi ve Emniyet Müdürü'nün konu Fenerbahçe olunca basiretleri bağlanıyor. Yetkililerin sorumsuzluğu bir yana, bir de taraftar görünümlü Trabzon düşmanları var. Şehrimize ve kulübümüze çok ağır bedel ödetiyorlar. Bunun adına hiç kimse ne şike mücadelesi ne de Trabzonspor sevgisi ya da taraftarlık diyemez. Bunun adı olsa olsa 'ihanettir'. Bu ihanet Trabzonsporumuz'un geçmişini ve geleceğini hançerlemektir. Taraftarlık bu değildir. Bunları taraftar kabul etmiyoruz. Keşke bugün yönetim olarak kötü futbol nedeniyle eleştiriliyor olsaydık da Trabzonsporumuz futbol dışı olaylarla anılmasaydı. Çok üzgünüm. Trabzonsporumuz'u hak ettiği yere taşıma mücadelemiz Sayın Başkanımızın çizdiği vizyon doğrultusunda azim ve kararlılıkla devam edecektir. Trabzon'a ve Trabzonspor'a yapılan ihanetler bu şehre yapılan zulümlerin ve haksızlıkların üstünü örtemez…"

 

Galatasaray büyük müdür? Evet. Fenerbahçe, Beşiktaş? Tabi ki… Peki ya Trabzonspor? Bence onların büyüklüğü futbolun kitabını yazmış olmalarında.  Trabzonspor Futbol Association için meraklılarına not olsun diye alıntılıyorum; ‘…Kitap teorik bir kitap olma özelliğiyle, Türkiye'de yayımlanan ilk teorik spor kitaplarındandır. Kitap, Trabzonspor'un kurucu kulüpleri İdmangücü ve İdmanocağı kulüplerinin köklerini anlatması bakımından, Trabzon futbol tarihi açısından önem taşımaktadır.’’

 

O akşam hakeme saldıran genç babaannesiyle yalnız yaşayan gariban bir isyancı diye tanımlanıyor sosyal medyada. Başkasının passolig kartıyla girmiş tribüne. ‘Neye isyan etti?’ ‘Onu da anlamak lazım!’ diyor çoğunluk. Her türlü isyan, yaralama ve öldürmenin meşrulaştırılmasıdır bu. Şiddetin dilini beslemektir bir bakıma. Mağdur duruma düşürülmüş herkesin özellikle her futbol izleyicisinin bir caniye dönüşmesi kan dökmesi için yapılmış bir çağrıdır. Trabzon kent olarak kendine dönmeli aklıselim devreye girmelidir. Her gün kaşınan ‘hakkımız olan bizden çalınan kupayı istiyoruz!’ lafzı bir haksızlığı dile getirmekten çıkmış bir saldırı zemini oluşturmanın tezgahına dönüşmüş durumda. Yoksul gariban isyankarların ciğerlerini çürüterek sevdikleri Trabzonspor yok artık, ressamların, şairlerin, tiyatrocuların, yazarların Trabzon’u. Futbolun kitabını yazmış Trabzonspor… Daha ilk savaşın topu başlamamışken kadınların futbol sahasının kenarına izleyici olarak yerleştiği Trabzon, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nun Trabzon’u, Lise’nin Trabzon’u… Sunay Akın’ın, Kazım Koyuncu’nun, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun…

Dönelim Trabzonspor Yönetim Kurulu'nun başka bir üyesi  Gökhan Saral’ın söylediklerine; ‘’ . Fenerbahçe otobüsüne kurşun sıktıran el ile sahada hakem dövdüren kafanın aynı merkezden yönetildiği çok yüksek ihtimaldir. Otobüs saldırısını aydınlatamayan, soyunma odasında mahsur kalan hakemleri kurtarmada acizlik yaşayan bir emniyet teşkilatımız var.’’ İş sportif yarışmanın kendi doğasını sarsacak gerekçelerden çıkmış kriminal bir mevzuuya dönüşmüştür. Trabzonspor ve Trabzon  bir kere daha düşünecektir olanları… Ama belli ki bin kere daha fazla düşünmesi gerekenlerin olduğu da tartışılmaz bir gerçek olarak duruyor…

 

Bir gün incelik ve zerafetin sahalarımızda yer bulması umuduyla ve Rıza Kuğu’nun güzel anısına saygıyla…