Oral Çalışlar

Fethullah Gülen: Bir 28 Şubat hikâyesi

16 Nisan 1997 akşamı, Kanal D'de Fethullah Gülen var. Onun ne söyleyeceği, özellikle İslami kesimde merakla bekleniyor. Özetle şunları söyledi: "Birileri haksız yere laikliğe ve demokrasiye hücum ediyor."

Bu akıl dışı durum, nereye kadar?

Akılla, izanla açıklanması zor bir durumun içindeyiz. Bu tablonun, ne Kürtlere, ne de Türkiye'ye olumlu bir şekilde yansıması mümkün değil.

Her zaman tutarlı bir demokrat: Tosun Terzioğlu

Halil Berktay, onu, "O saf demokratlığın, tipik müşahhas bir haliydi" diye tanımlıyor. Özgürlük konusunda John Stuart Mill'i andıran mutlak ve evrenselci bir duruşu vardı Terzioğlu'nun...

“Müttefikimiz” ABD, Türkiye’yi sildi mi?

Her gelişmeyi "iç politikada puan almak, karşı tarafı köşeye sıkıştırmak" perspektifinden okuyan refleks; bazen gerçekleri görmeyi engellediği gibi, "barışçı çözüm" için düşünme imkanlarını da zaafa uğratıyor.

8 yıl önce Cerattepe

8 yıl önce dönemin Artvin Barosu Başkanı Bedrettin Kalın'ın iddiası şuydu: "Kanadalı bir şirkete bakır madeni gerekçesiyle ruhsat verildi, ancak asıl amaç siyanürle altın elde etmek." Geçen 8 yıl boyunca tahminler aynen gerçek oldu.

Türkiye, Kürt meselesi üzerinden vurulmak isteniyor

Bu çatışma ortamının Suriye'deki gelişmelere paralel şekilde tırmandığı açık.

Sünni Araplar ne olacak?

Bölge eğer bu dengesizlik içinde şekillenirse, yeni ve daha büyük mezhep çatışmalarının içine yuvarlanabilir.

Abdülhamit’in Kürtlerle uzlaşması…

Böyle bir ortamda, "Kürtlerle yeni bir bölge siyaseti üzerinde anlaşmak", mümkün olabilir mi?

Savaş felakettir, uzak duralım…

Savaş ciddi bir şeydir... Felaket kapıyı çaldıktan sonra; kimin muhalif, kimin iktidar olduğu bir önem taşımaz, herkes ağır bedeller öder.

Kabustan uyanmak mümkün

Dört ülkeye yayılmış Kürt kardeşlerimizle, yeni bir dünya oluşturabiliriz. Bu düşünceyi ilk önce rahmetli Turgut Özal ortaya atmıştı. Hayal gibi görünen bu hedefi yeniden önümüze koyamaz mıyız?

“HDP’nin siyasi varlığı bir şans”

Ne olursa olsun, şimdi, barışçı bir ortama yeniden nasıl dönülebileceğini konuşuyor, tartışıyoruz... Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un HDP'ye yaptığı çağrının, iyi bir işaret olduğu kanaatindeyim.

Atatürk fotoğrafına sıkışan CHP

Bir CHP'li, Atatürk'ü eleştiremez, bunu tartışamaz mı? Her CHP'li, mutlaka odasında Atatürk resmi bulundurmak zorunda mı? Bir CHP'linin "artık bir değişim gerekiyor" demesi imkansız mı?

“Ankara’da konuşacak zemin var” mı?

Hendekleri ortadan kaldırmayı hedefleyen devlet siyaseti, ortaya çıktı ki, operasyonlar bu hendekleri kapatıncaya kadar devam edecek. Ancak "ondan sonrası ne olacak?" sorusu kafalarda duruyor.

“Akıl, zikir, musiki ve kahveden IŞİD çıkmaz”

Prof. Dr. Mehmet Görmez, "Bizden Selefilik çıkmaz. Bazı ülkelerdeki İslam anlayışında bu muhabbeti yapamazsınız. Bizde irfan geleneği, ehli sünnet geleneği içine yerleşmiştir" dedi.

Kazım Karabekir nasıl yok edildi?

Kazım Karabekir, Rauf Orbay gibi Milli Mücadele'nin önde gelen bir çok ismi, dışlandılar ve uzun yıllar yok sayıldılar.

Kürtlerin hali, Türklerin hali… ya da başkaları…

Hendekler kalksa da, barikatlar yıkılsa da; artık bir daha eskisi gibi olamayacak bir tabloyla yüz yüzeyiz.

Can Dündar ve Erdem Gül iddianamesi

Yeni bir anayasa arayışının tartışıldığı koşullarda, iki muhalif gazeteciye yönelen ağır tablo, kabul edilir gibi değil. Böyle bir iklimde, "demokratik anayasa" söyleminin de ciddiye alınabilmesi zorlaşıyor.

Cenevre’de Suriye hendeği

Cenevre Konferansı'ndaki gerilim; PYD'nin ötesinde, "Türkiye'nin PKK ile olan gerilimi"nin bir sonucu olarak okunabilir.

CHP’li arkadaşımla hasbıhal…

Türkiye'nin yakıcı meselelerle karşı karşıya olduğu bu dönemde; daha yapıcı bir siyasete, daha olumlu bir dile, daha gerçekçi ve sakin bir bakışa ihtiyacımız var.

Neden Leyla Zana?

Zana, Kürt coğrafyası içinde, PKK ile sınırlı olmayan bir zemine sahip. Bölgede oldukça geniş bir düzeyde tanınırlığı ve prestiji var. PKK ve HDP merkezine mesafeli bir yerde duran Zana, etkin bir Kürt siyasetçisi.

Leyla Zana önerisi…

Leyla Zana, Kürt siyasi hareketi içinde, bağımsız ve açık sözlü tutumuyla, bir yönelimi, bir duruşu ifade ediyor.

Öcalan için koşullar uygun mu, değil mi?

Öcalan'dan gelebilecek bir çağrı, bölge halkından net bir destek alabilir. Kanaatimce, Kandil de, böyle bir çıkışa "hayır" diyemez.

Hrant’ın ölümüne karar veren merkez…

Son aylarda ortaya çıkan bilgiler ve yazılan iddianame, cinayetin aydınlanması adına, yeni ipuçları getirdi. Bu bilgiler içinde en çarpıcı olan; cinayet anında jandarma istihbarat görevlilerin olay yerinde bulunduklarının ortaya çıkması.

“Dur!” diyebilmek…

Hepimiz biliyoruz ki, sonunda çözüme yeniden dönülecek. Bu kaçınılmaz.

Böyle gitmez…

Evet zorlanıyoruz. Düne kadar makul bir yerde duran, toplumsal kamplaşmanın etkisiyle olaylara nesnel bakabilme yetisini korumaya çalışan bir çok insan; sonunda rüzgara kapılıp gitti, kutuplara bölündü.

“Ortak aklı” aramak

Bildiriyi yayınlayanların hakkında hukuki soruşturma açılmasını, üniversiteden atılmaları için kampanyalar başlatılmasını, kabul etmek mümkün değil. Sonuç olarak, “siyasi bir tavır alış” sözkonusu. Bu noktada gösterilebilecek karşılık, “öyle düşünmeyenlerin de fikirlerini söylemeleri”dir… “Siyaseten karşı duruş”larını ortaya koymalarıdır...

Beyaz’ın başına gelenler…

Özgürlük alanını daraltarak, eleştirel tutumu susturarak, bu alanda bir başarı elde edilmeyeceğini yeniden denemenin, bir yararı olduğunu sanmıyorum.

Defolu tartışmalar…

Bütün bu “uğultu”dan, daha demokratik bir anayasa; daha olgun, daha gelişkin, halkın ihtiyaçlarıyla daha çok örtüşen bir sistem çıkarabilmek mümkün olabilecek mi? Kötümserliğin kolaycılığına ve rahatlığına kapılmak istememekle birlikte; iyimserlik adına da, yeterince somut ipuçları bulmakta zorlanıyorum.

Savaşan değil, konuşan kazanacak

İşin sonunda gelip dayandığı soru şu: Bu meseleler, parlamenter bir zemine çekilemez mi, barışçı mücadele yöntemleriyle ele alınamaz mı? Milletvekilleri konuyu Meclise getirip, siyaset zeminine oturtamaz mı?

Aklınızdan bile geçirmeyin!

HDP'yi "siyaseten etkisizleştirecek" adımların, çözümü de aynı oranda zorlaştırması, şaşırtıcı olmaz. Çünkü, bir kez böyle bir yola girildi mi, gelişmelerin nerede duracağını kestirmek mümkün olamıyor.