Washington Post, İsrail’in Suriye’deki grupları kullanarak Şara hükümetine karşı yürüttüğü istihbari ve askeri operasyonları yazdı: “İsrail, Şara’ya şüpheyle yaklaşıyor; onun yönetimine karşı duran milislere silah, istihbarat ve para sağladı. İki Dürzi yetkiliye göre İsrailliler ayrıca yaklaşık 3.000 Dürzi milise aylık 100 ila 200 dolar arasında ödeme yapıyor. Eski İsrailli yetkili ile Suriye’deki iki Dürzi komutana göre, SDG tarafından Dürzi Askeri Konseyi’ne yarım milyon dolara varan bir meblağ aktarıldı. Dürzi davasına destek amacıyla SDG, kuzey Suriye’deki Kürt bölgelerinde Suriyeli Dürzileri kadınlar dâhil eğitti. Bu ilişkinin günümüze kadar sürdüğü eski bir İsrailli yetkili tarafından doğrulandı.”
Türkiye makamları çoğu kez somut bir kanıt ya da makul bir gerekçe sunmadan, diğer mülteci ve göçmenlerin yanı sıra bazı Uygurları da “kamu güvenliği tehdidi” sayarak fişliyor ve onlara keyfi biçimde “tahdit kodları” veriyor. Komşudan gelen tek bir şikayet, sonradan asılsız olduğu ortaya çıksa bile, bir kişiye tahdit kodu konmasına yetebiliyor. Çin hükümeti, “terörist” saydığı kişilerin listelerini Türkiye makamlarına iletiyor ve bu listelerde adı geçen bazı kişilere de tahdit kodu konabiliyor. Bu tür kodlar, bir kişinin hayatını bir anda raydan çıkarabiliyor.
Bir zamanlar karşılıklı kazanç üreten Berlin–Pekin ekonomik ortaklığı, Alman sanayicilere göre artık tek taraflı ve yıpratıcı bir ilişkiye dönüştü. Alman üreticiler, Çin’den gelen ucuz ve sübvansiyonlu ürünlere karşı koruma talep ediyor.
TIME’a konuşan Trump, Gazze’deki ateşkesin nasıl şekillendiğini, İran’a yönelik saldırıların etkisini, Hamas’a uyarılarını ve Suudi Arabistan-İsrail normalleşmesinin seyrini anlattı: “Dünya İsrail’e karşıydı; Bibi’yi durdurdum. Durmak zorundaydı çünkü dünya onu durduracaktı.” “Batı Şeria ilhakına izin vermeyeceğim. Olmayacak. Olmayacak. Olmayacak çünkü Arap ülkelerine söz verdim. Böyle bir şey olursa İsrail, ABD’den aldığı tüm desteği kaybeder.”
Gazze’de başarılı bir sonuç, yani Filistin Yönetimi’ne bir rol tanınması, gerçekten de Ortadoğu’da anlamlı diplomatik ilerlemenin yolunu açabilir. Ancak bunun olması için İsrail’in iki alışılmadık şey yapması gerekecek: İlki, diplomaside esneklik göstermek ve risk almak; ikincisi, askeri güce olan aşırı bağımlılığına geri dönme cazibesine direnmek.