Basitçe okuldan kaçmak demekti bizim zamanımızda. Okulun sıkıcı rutininden günlük de olsa özgürleşme tarafı yok değildi tabii. Bizim için ilk
demokratik dayanışma deneyimi de olmuştu: “taksimetre açmak” diye adlandırdığımız şey sabah dersler başlamadan ortaklaşa alınan bir karardı. İlk ders hocasının getirip başlattığı ve diğer hocaların sırayla imzaladığı .jpg)
damgalı yoklama kağıtlarından bir tutam ele geçirmiştik. Taksi açmak, onlardan birini yoklama sınırına dayanmamışlarla doldurup imza taklitleri ile aslının yerine işleme sokarak o gün kullanıp harcamak demekti… Böylece o zamana dek yeterince devam edip yoklama sorunundan muaf kalmış birkaç gönüllü feda edilerek sınıfın geri kalanı o günlüğüne serbest bırakılmış oluyordu.
Sonra araya resmi eğitimin ipliğini devletin ideolojik aygıtı diye niteleyerek pazara çıkaran Althusser’in kitabıyla o perspektifi yüksek sesle popüler kültüre mal eden the Wall girdi.
.jpg)
.jpg)
.jpg)
Ama şimdi İsveçli Greta ile başlayıp yayılan çocukların okul kırma eyleminin hedefi eğitim eleştirisi değil. Çocukların benzersiz şekilde
dünyanın bir geleceği olabilmesi için kolları şimdiden sıvama girişimi… Namlı spekülatör Trump’ın ayağının tozuyla liderliğini üstlendiği dünyayı iklim dengesini bozarak canlılara zindan etme sürecini frenlemeye yönelik bir hareketliliğe dönüştü.
.jpg)
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.