İktidarın elinde her mesele için çekiçten başka araç olmayınca, iktidar etmek sadece kaba güç göstermeye dönüşünce muhalefette de şahinlerin sesi yükseliyor, makul sesler dalga geçilen naifliklere dönüşüyor. Böylece protokole oturtulan hakaretler, övülen yumruklarla konuşmanın anlamı ortadan kalkıyor. Türkiye kısa süreli bir normalleşmeden hızla anormalleşmeye sürükleniyor. Tehlikenin farkında mısınız?
AB ülkelerinin vize kolaylaştırma yoluna gitme konusundaki iştahsızlıkların başlıca nedeni her yıl gittikçe artan sayıda ve yüzbinleri geçen ülkemiz kökenli kaçan göçmenler sorunu olduğu açıktır. Buna karşılık toplantı sonrasında yaptığı açıklamalarda Bakan Fidan altı kriterin yerine getirilmesi konusunda ilgili kurumların çalışmalarını sürdürdüklerini duyurdu. Bu çalışmaların on yılda tamamlanamamış olması iktidarın pek bir acelesi olmadığının işareti sayılmalıdır. Aslında eksik kriterlerin en önemlisini teşkil eden Terörle Mücadele Kanunu’nun AB’nin istediği şekilde kurucu üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi standartlarına uyarlanması mümkün olabilse ülkemiz çok farklı bir yer olurdu.
30 Ağustos yıldönümlerinde, Atatürk’ün Kocatepe’de çektirdiği meşhur ve etkileyici fotoğraf yine her yerdeydi.Peki, bu fotoğrafı 26 Ağustos 1922 günü Kocatepe’de kim çekmişti?
ALS (Amyotrofik Lateral Skleroz) kasları kontrol eden beyin nöronlarında meydana gelen hasar nedeniyle ortaya çıkan bir hastalık. Yaklaşık dört yıl önce konuşma becerisini yitiren bir ALS hastası, beyin impulslarından toplanan sinyaller ve makine öğrenmesi sayesinde konuşma becerisine yeniden kavuştu. New York Times’ın ayrıntılarını paylaştığı habere göre araştırmacılar cerrahi bir operasyonla beynin konuşma becerilerini yöneten alana dört adet elektrot implemente ettiler. Sonrasında kişiselleştirilmiş bir konuşma sistemi ile, tespit edilen bu kelimelerin kişiselleştirilmiş bir ses ile telaffuzu gerçekleştirildi. Sistemin başarımının yüzde 97.5 olduğu belirtiliyor.
Önceki hafta Fatih Altaylı’nın merkezinde olduğu bir tartışma esnasında, Altaylı’nın Güneş gazetesi dönemi hatırlandı. Güneş’in o dönemki sahibi Asil Nadir’in davaları nedeniyle mali krizde olduğu sırada Altaylı, meslekte önemli sıçramalarını yaşamış, gazetenin Ankara temsilciliğini ve yayın koordinatörlüğünü yapmıştı. O sırada aylarca maaş alamayıp sonra kovulan, annemin de aralarında olduğu gazete çalışanları ise binanın karşısında Onur Direnişi eylemindeydi. İşten kovulduktan iki ay sonra doğum yapan annem çocuğuna Onur adını koydu.