Bu "depo mühendisliği" sürdürülebilir değil. Adaletin terazisi, "stok sayımına" kurban edilemez. Hukuk güvenliğinin olmadığı, gerçek suçlunun sokakta, düşünce suçlusunun hapiste olduğu bir ülkede ne ekonomi düzelir ne de toplumsal barış sağlanır. Bu düzene, bu düzenlemeye itirazım var!
Özeleştiri, İslam dünyasındaki iktidarların genelde çok başvurmadığı bir yoldur. Hatta özeleştiriyi Hıristiyanlığa özgü görenler ve günah çıkartma geleneğine bağlayanlar bile vardır. O bakımdan da İran Cumhurbaşkanı’nın ifadelerini önemli bir başlangıç olarak değerlendirebiliriz. İran, 2025 yılında İsrail’in ağır saldırıları altında önde gelen liderlerini kaybetti. Bölgenin kuvvetli ve dokunulmaz sayılan ülkesi ve özellikle de başkent Tahran, uzunca bir süre kendine gelemeyecek düzeyde darbe yedi.
Havf, kelime anlamı olarak korku demek, reca ise ümit.
İkisi arasında kalmak doğal olarak ilk başta kararsızlık, gelecek endişesi, depresif bir hal, çaresizlik, fetret gibi hissettiriyor.
2025’den 2026’ya girerken Türkiye ve Dünya’ya hakim olan duyguları bu kavramlarla anlatmak mümkün.
Rojava yönetimi adına Suriye hükümetiyle müzakereleri yürüten heyetin sözcüsü Yaser Süleyman, Şam’a yakın Syria TV’ye konuştu: “10 Mart anlaşmasının şartlarının birkaç gün içinde uygulanmasını bekliyoruz. Başkan Şara’nın vatanseverliğine ve entegrasyon sürecinin tamamlanmasını sağlama konusundaki kararlılığına güveniyoruz. Suriye ancak çeşitli oluşumlara sahip tek bir orduyu kaldırabilir.”
Erdoğan, Cuma namazı çıkışı konuştu: “Netanyahu denilen bu firavunun yaptıkları yanına kalmayacak. Bu yavruların ahı onun yanına kar kalmaz. Trump'la da Pazartesi görüşmemiz olacak. Rusya-Ukrayna ve Filistin’deki konuları görüşme fırsatını bulacağız.”
Trump, İran’daki protestolar hakkındaki açıklamasında, Tahran yönetimini sert ifadelerle tehdit etti. Trump, İran güvenlik güçlerinin barışçıl protestocuları öldürmesi halinde ABD’nin müdahale edeceğini söyledi. Protestolarda toplam can kaybı 4'e yükseldi, en az 30 kişi gözaltına alındı.
AK Parti’de infazda eşitliğin sağlanması amacıyla düzenleme yapılması hazırlıkları başladı. Üç adımda ele alınması hedeflenen çalışmada infazın yarı oranında uygulanması görüşü öne çıktı. Düşünülen formüle göre; 10 yıl hapis cezası alan bir hükümlünün, 5 yıl cezaevinde kaldıktan sonra kalan süresini dışarıda geçirebilmesine imkân sağlanacak ve hâlen cezasının yarısını çekenlere de tahliye yolu açılacak.