Herkesin aşkı

 

“Ava’yla aşkımız o kadar ateşliydi ki, sonunda birbirimizi yaktık…”

Frank Sinatra bu sözleri, Ava Lavinia Gardner ile altı yıl süren evliliklerinin ardından söylemişti.

O sancılı birlikteliğin ve ayrılığın ardından Ava, sanatçının “I’m a Fool to Want You” şarkısına da ilham olacaktı:

“Aptalım ben seni istediğim için (…)

Gerçekleşmeyecek bir aşkı , /Herkes için olan bir aşkı,

İstediğim için…

Akılsızım seni kollarımla sardığım için,

Akılsızım belli seni kollarımda tuttuğum için,

Salt benim olmayan bir öpüşü aradığım için,

Şeytanın kıskandığı bir öpüşü paylaştığım için… ”

Evet, belki ikisinin de hayatı, tek bir insana duyulan değil “herkes için olan, herkese ait bir aşk”a mahkûmdu.

Herkesin hayali, aşkıydı zira onlar.

Ötesi… Turgut Uyar’dan mülhem, “Herkes seni sen zanneder”di filmlerini izlerken.

Oysa senaryolara uygun değildi hayat ve gerçek hayatta aşkın kahramanı da pek yoktu.

 

Ava Gardner’ın beyazperdeye yansıyan kusursuz silueti, canlandırdığı büyüleyici karakterlerle bütünleşince, mitolojideki Yunan heykellerinin sadece tarih değil, yaşayan bir figür olduğunu da düşündürtüyordu insanlara.

Oynadığı One Touch of Venus filminin ardından “Venüs heykeli canlansaydı kim olurdu?” sorusunun yanıtı, elbette oydu. (¹)

Çıplak Maya, Çıplak Ayaklı Kontes’ti…

Öyle ki… Filmdeki rolü için öğrendiği, İspanya’da yaşarken iyice tutulduğu Flamenko figürlerini hayatı boyunca yaptığı, sabaha eren gecelerinde o dansla tutkularını teskin etmeye çalıştığı anlatılır.

Oysa dans –hele Flamenko’ysa- yatıştırmaz, kışkırtır, ayaklandırır insanı. 

Gardner Sinatra’dan ayrıldıktan sonra, Küba’da Ernest Hemingway’le kaldı bir süre.

Kaldıkları villanın havuzunda çırılçıplak yüzüyordu.

Hemingway Ava’yı uzun uzun seyretti ve çalışanlara seslendi:

“Bu havuzun suyunu asla boşaltmayacaksınız…”

 

Magazin basınında evlilikleri “Aşkı icat eden kadınla, altın sesin evliliği” başlıklarıyla duyurulan Sinatra’yı hiç unutmadığı söylenir.

Frankie’den ayrıldıktan sonra bile resimlerini hayranlarına Ava Sinatra diye imzalar. Ve bir daha evlenmez.

Bir Hemingway kahramanı gibi yaşadığını yazar gazeteler.

1980 başlarında her şeyi bırakır; Madrid’i, İspanya’yı, aşk maceralarını ve sinemayı…

Londra’ya yerleşir:

“Evinden çok az çıkıyordu. Ama 1989’da bir gece çıktığı kesinlikle biliniyor.

O gece Frank Sinatra Albert Hall’da bir konser veriyordu.

Konserin ardından oteli aradı ve karşısına çıkan erkeğe kendisini tanıtmadan ‘Sesin hâlâ olağanüstü Frankie’ deyip telefonu kapattı.” (¹)

 

Gardner, 1990 yılında 25 Ocak’ta zatürreden öldü. 67 yaşındaydı.

Ava Gardner’ın ikinci adının Lavinia olduğunu yeni öğrendim.

Ama Özdemir Asaf’ın şiirindeki “Lavinia”nın o olmadığını biliyorum.

Asaf'ın Lavinia’sı okul yıllarında âşık olduğu ama karşılık alamadığı bir genç kız.

“Adını gizleyeceğim /Sen de bilme Lavinia” diyerek şiirine sakladığı o kadın ise resim öğretmeni, stilist Mevhibe Meziyet Beyat.

O yıllarda öyle renkli, çekici bir havası vardır ki, Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki arkadaşları ondan Rita Hayworth’ın ünlü filminin ismiyle, Gilda diye söz ederler.

Sadece Asaf değil Oktay Akbal da vurgundur Mevhibe Hanım’a.

Hikâyelerindeki “Hisya” odur.

Hisya ne demek derseniz, “His ya, his bu ya” gibilerinden bir kelime oyununun sonucudur o isim.

 

Mevhibe Hanım ise gönlünü hocası da olan ressam Edip Hakkı Köseoğlu’na kaptırmıştır. Ardından da gazeteci, yazar İlhan Selçuk’a.

Selçuk’la iki yıl evli kaldıktan sonra, Öztürk Serengil ile evlenir.

Lâkin o evlilik de uzun sürmez, üçüncü evliliğini fotoğraf sanatçısı Muhlis Hasa’yla yapar. (²)

Herkesin sevgileri, sevgilileri olabilir. 

Ama herkesin bir şiiri olmaz, Lavinia gibi.

His bu ya zaten, böyle bir şey ya duygular…

Belki aşkta da önemli olan anlamak, hatta anlamaktan da öte anlaşılmak.

Özdemir Asaf’ın Lavinia’ya sitemkâr iltifatındaki gibi:

“Öldürmekten daha beter anlıyorsun insanı”…

 

BİR FİLM/BİR REPLİK

Mia Wallace: Bundan nefret etmiyor musun?

Vincent Vega: Neden?

Mia Wallace: Rahatsız edici sessizlikten… Sence neden kendimizi rahat hissetmek için sürekli zırvalayıp, saçma sapan konuşma ihtiyacı duyarız?

Vincent Vega: Bilmiyorum. Gerçekten güzel bir soru.

Mia Wallace: Özel birisiyle birlikte olduğunu, o kahrolasıca çenesini bir dakika kapatıp gönül rahatlığıyla susabildiği, sessizliği paylaşabildiği zaman anlıyor insan.

Vincent Vega: Henüz o aşamaya geldiğimizi sanmam ama üzülme, daha yeni tanıştık.

Pulp Fiction (Ucuz Roman), Yön: Quentin Tarantino, John Travolta, Uma Thurman.

(¹) 100 Yılın 150 Oyuncusu, Atillâ Dorsay, Remzi Kitabevi.

(²) “Oktay Akbal’a Güzelleme”, Onur Caymaz, ArkaKapak.

Önceki İçerikABD’den hamile kadınlara vize kısıtlaması
Sonraki İçerikÇin on kenti karantinaya aldı