Trump, başkan kaçırmakla yetinmiyor; kendi ordusuna methiyeler düzüyor, siyaset–güç–silah arasındaki ilişkileri hâkim değer ilan ediyor. “Venezuela’yı ben yöneteceğim” havasında. Küba ve Kolombiya’yı tehdit ediyor. Danimarka toprağı Grönland için “Orası bize lazım, nadir madenler var; alacağız orayı” diyor. Ulusal Güvenlik Belgesi’nde Batı Yarımküresi’nin sahibinin ABD olduğu imaları bulunuyor.
Venezuela’dan Türkiye’ye uzanan siyasi manzarada, yönetme veya yönetime dâhil olma arzusu ile insanlık onuru arasındaki makasın nasıl açıldığına günbegün şahit oluyoruz. Siyasal aşkın yerini “siyasal ticarete” bıraktığı bu düzlemde; partiler arası geçişler ya da medet umulan dış güçler sadece meşruiyet kaybını derinleştirir. Çünkü siyasetin koridorlarında rehin verilen onur çıkarlara tahvil edildiğinde; geriye ne dava ne de inanç kalır. Oysa gerçek sadakat menfaatin bittiği yerde başlar; bunun dışındaki her kurgu, üzerine pazarlık gölgesi düşmüş kirli bir dekordan ibarettir.
Yani SDG-Şam mutabakatı, İsrail-Şam mutabakatıyla birbirine bağlanmış gibi görünüyor.
Kürt kamuoyu bu iddiayı bir devlet propagandası olarak görse de Suriye-İsrail-Türkiye arasında Suriye merkezli güç mücadelesini SDG’nin bir fırsat olarak gördüğü, İsrail’in de Dürziler ve SDG meselesini Türkiye ve Suriye’ye karşı bir kart olarak kullanmak istediği bir saha gerçeği artık.
Ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturmasında 19 isim daha tutuklandı. Tutuklananlar arasında "Ciciş kardeşler"den Ceyda Ersoy, Bebek Hotel sahibi Muzaffer Yıldırım ile işletme müdürü Arif Altınbulak, sosyal medya fenomeni Burak Altındağ da var. Kızılcık Şerbeti’nin başrolü Doğukan Güngör ile şarkıcı Alya adli kontroller bırakıldı.