Bakırhan, partisinin grup toplantısında Halep’te yaşanan çatışmalarla ilgili konuştu: “Şam’ın 50 kilometre ötesinde, Golan'da başka bayraklar dalgalanırken, İsrail Şam'ın göbeğinde başkanlık binanızı bombalarken 'görünmez' olan egemenliğiniz, neden söz konusu Kürtler olunca görünür oluyor? Halep'te hastaneler vuruldu, sivil yerleşimler ağır silahlarla dövüldü. Yüz binler aç susuz bırakıldı. İsrail'in Gazze'de uyguladıkları, dün Kürtlere karşı iki mahallede uygulandı.”
Cumhurbaşkanı’nın oğlu Bilal Erdoğan’ın "Yeniden bu toplumda ‘Dindar olan insan iyidir’ yargısını güçlendirmek zorundayız" ifadesi, basit bir siyasi temenni olarak okunup geçilemez. Bu cümle, aslında derin bir yarılmanın, farkında olunsun ya da olunmasın, toplumsal bilinçaltına sızmış bir çöküşün itirafıdır.
Bu çıkışı yargılamak yerine kıymetli bulmak gerekir. Zira en koyu karanlıkta bile birinin "ışık sönüyor" demesi, gerçekliğe olan bağın henüz tamamen kopmadığını, vicdan kırıntılarının hala bir yerlerde titreştiğini gösterir.
Devlet Bahçeli: "İran’ın huzursuzluğu, Türkiye’yi ve bölgeyi her açıdan tehdit etmektedir. Gezi parkı olayları ile İran’daki olaylar arasındaki benzerlikler üzerine dikkatle düşünmenizi temenni ediyorum."
Janet Yellen, Ben Bernanke ve Alan Greenspan’in de aralarında bulunduğu 16 eski Fed Başkanı ve Hazine Bakanı, Trump yönetiminin faizleri düşürmediği için Fed Başkanı Jerome Powell’a yönelik yargı hamlesini kınadı: “Bu, zayıf kurumlara sahip ülkelerin yöntemidir. ABD’ye yakışmaz.”
Avrupa, son bir yılda Gazze konusunda gösterdiği yüksek sesli tepkiyi, İran için aynı ölçekte tekrarlamıyor. Çünkü şu anki İran Rejimi’nin zayıflaması, İsrail’in yararına. Avrupa Solu da İsrail’in kazançlı çıkmasını istemiyor. Dolayısıyla, Avrupa Solu, İran’daki protestoculara dönük bir dayanışma ortaya koyma noktasında tereddüt gösteriyor. Gazze, Avrupa Solu’nun zihin dünyasında merkezi bir konuma yerleşmiş durumda. Ancak İran konusunda Avrupa’nın sesi kısık.