Lozan hayallerimize son verdi diye düşünenler var. Sanki birileri vermeye, Kürtler de almaya kabil ve hazır idi ama Lozan geldi ve buna mani oldu. Yüzyıl önceki altın fırsatı kaçırdık diye hayıflanıp Lozan’ı bir nevi dilek ağacı veya ağlama duvarı haline getirenler var. Zamanın Kürt ecdadına yeterince meseleye asılmadıkları için verip veriştirenler var. Bu işin sadece bir kağıda birşeyi sokuşturmayla hallolmuş olacağını zanneden yaklaşımlar onyıllardır Kürtlerin tasavvurunu meşgul ediyor. Lozan’a veya Washington’a Lozan temalı protesto seferleri düzenleyenler olduğu gibi kurtuluş ateşini oradan yakmak isteyen naif çabalar da göze çarpıyor. Ancak bunların hepsi yanlış bir varsayım üzerine kurulu. Milliyetçiliğin hem Kürt hem de Türk versiyonları olayın Kürtlerin etrafında döndüğünü retrospektif bir yanılsama ile düşünüyor bir süredir. Halbuki Lozan bir sebep değil bir sonuç.
Devlet Bahçeli: “PKK’nın silahları bırakma ve örgütsel fesih kararını ilan etmesiyle hassas, nazik, kırılgan ve bir o kadar da sabır gerektiren yeni bir aşamaya geçilmiştir. Provokasyon ortamının tahrik ve tahkimine, sudan sebeplerden dolayı yeşerecek alınganlıklara ve yanlış anlamalara fırsat verilmemelidir." "Gazi Meclis’te temsil edilen 16 siyasi parti temsilcilerinin bulunacağı komisyon 100 üyeden oluşmalı, çalışma şartlarına göre komisyonlar kurulmalıdır."
İsrail ordusu, Gazze’ye "Gideon’un Savaş Arabaları Operasyonu" adıyla kara saldırısı başlattığını duyurdu: “İsrail vatandaşlarını korumak amacıyla Gazze Şeridi'ndeki terör örgütlerine karşı gerektiği sürece operasyonlarını sürdüreceğiz.” İsrail’in Gazze’ye saldırılarında son 24 saatte en az 135 Filistinli hayatını kaybetti.
İmamoğlu, barış süreciyle ilgili paylaştığı açıklamada hem iktidara hem de CHP’lilere seslendi: “İktidara bir çağrıda bulunuyorum. Sürecin TBMM'de yürümesi adına gereğini yapın. Partilerimize, yol arkadaşlarımıza bir çağrıda bulunuyorum; yıllardır içimizi kavuran bu şiddet ve terör yangınına en anlamlı cevap, barışın serinletici nefesidir. Gönül yıkan değil, gönül yapan eller uzanmalı birbirine. İnanıyorum ki sizler de bu sorumluluğun bilincindesiniz, gönül yapmaktan yana tavır alacaksınız.”
Bugün Türkiye'de yeni bir barış ihtimali konuşuluyor. PKK'nın silahlı mücadeleyi bırakması, sadece politik bir gelişme değildir; aynı zamanda hafıza rejiminin değişmesi için bir fırsattır. Barış, yalnızca silahların susmasıyla değil, yaraların tanınmasıyla, geçmişin bastırılmamış bir şekilde anlatıya dönüştürülmesiyle mümkündür. Çünkü barış, unutmakla değil geçmişle etik bir yüzleşmeyle kurulur. Bu sürecin etik temeli ancak toplumsal hafızanın onarılması, inkâr edilenin tanınması ve suskunluğun anlatıya dönüştürülmesiyle atılabilir. Roboski, Cizre, Diyarbakır Cezaevi, Lice, Şırnak... Bu isimler sadece acının değil, hatırlanmaya direnen hakikatin de adlarıdır.