Onur Erkan

PORTRE | Avustralya’nın uyuşturucu baronu İstanbul’da yakalandı: Comanchero Çetesi’nin lideri Hakan “Reis”

ABD ve Avustralya’nın talebiyle Interpol’un kırmızı bültenle aradığı, uluslararası uyuşturucu kaçakçısı Hakan Ayık, Kafes Operasyonu kapsamında İstanbul’da yakalandı. 1979’da Avustralya’da Türkiye göçmeni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Hakan Ayık, “Facebook gangsteri” olarak girdiği suç dünyasında 2000’lerde bar ve genelev işletmeciliği yaptı, Avustralya’nın en büyük uyuşturucu baronuna döndü, polis ve gümrük memurlarını rüşvetle bağladı. Avustralya polisinin operasyonundan önce Hong Kong’a kaçarak kurtuldu. Sonra KKTC’ye geçti, yasak vücut geliştirme hapı bulundurmaktan tutuklanıp serbest kaldı. Türkiye’de otel açtı, Avustralya’ya uyuşturucu sevkiyatına devam etti. Soyadını değiştirerek adını “Hakan Reis” yapan Hakan Ayık, uluslararası çapta uyuşturucu kaçakçılığını yöneten Comanchero Çetesi’nin liderliğini yürütüyordu.

“Türkiye, Ergun Özbudun’un kıymetini bilemedi. 2007’deki anayasa taslağının arkasında durulsa Türkiye sınıf atlamıştı”

Anayasa hukuku profesörleri Fazıl Hüsnü Erdem ve Osman Can, anayasa hukukunun duayen ismi Prof. Ergun Özbudun’un vefatıyla ilgili duygu ve düşüncelerini Serbestiyet ile paylaştı. Osman Can: “Türkiye, Ergun Hoca’nın kıymetini bilemedi. Politika yapıcılar, İttihatçılıktan pek vazgeçebilmiş değil. İttihatçılık, entelektüelleri politik çıkar elverdiği zaman kullanıp, bu politik çıkara hizmet etmediğini anladığı anda bir kenara atabilen bir siyasi gelenek. 2007’de Ergun Hoca’nın başkanlığında kurulan anayasa komisyonunun hazırladığı taslağın arkasında durmuş olsaydı, anlamsız bir başörtüsü tartışmasına feda etmemiş olsaydı bugün Türkiye sınıf atlamıştı.” Fazıl Hüsnü Erdem: “Hem başarılı bir akademisyen hem de çok iyi bir insan olması boyutuyla… İkisini birden barındıran tanıdığım ender şahsiyetlerdendi. Kendisine bir şeyler sormak için her aradığımda, benim Kürt olduğumu bildiğinden, en azından konuşmanın girişinde birkaç cümle Kürtçe konuşurdu.”

Dilan Polat-Engin Polat’ın patronu Gürcistan’da firari Derkan Başer mi? Tahliye krizinden doğan yasadışı bahis baronu

Polat çifti hakkında yasadışı bahis parası akladıkları suçlamasıyla yürüyen soruşturmada, 5 yıldır Gürcistan’da firari olan yasadışı bahisçi Derkan Başer’in paralarını akladıkları üzerinde duruluyor. 2017’deki Handikap operasyonunda yasadışı bahis baronu Veysel Şahin’in sağ kolu olarak suçlanan Derkan Başer, karar duruşmasından iki hafta önce, saatler sonra bozulan bir tahliye kararıyla serbest kalmış ve Gürcistan’a kaçmıştı. Gürcistan’da eski patronu Veysel Şahin’den koparak kendisi yasadışı bahis baronu olan Derkan Başer’in yine kendisi gibi 2018’de Gürcistan’a firar eden Galip Öztürk’le de iş ortağı olduğu ortaya çıkmıştı.

RÖPORTAJ | TCK’yı hazırlayan Prof. Dr. İzzet Özgenç: “Başsavcı’nın yazısındaki iddialar suç duyurusu mahiyeti taşıyor, erişim engeli hamamın namusunu kurtarma amaçlı”

2005’de yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu’nu hazırlayan iki isimden biri olan Prof. İzzet Özgenç; İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın, İstanbul Anadolu Adliyesi’ndeki şüpheli adli işlemlerle ilgili HSK’ya yazdığı şikayet mektubu hakkında Serbestiyet’e konuştu: “Bu iddialar, suç duyurusu mahiyeti taşımaktadır.” “İstanbul gibi bir metropol kentte Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan bir kişi, HSK’ya gönderdiği, yargının hâl-i pûr melâlini izah eden bu dilekçesinin içeriğini medya organları aracılığıyla kamuyla paylaşmasının doğru bir davranış olmadığının bilincindedir. Buna rağmen, böyle bir yol tercih etmesine kendisini sevk eden faktörler mevcuttur. Bu faktörlerin başında, yargıdaki çürümüşlük halinin geldiğini belirtmekle iktifa etmek isterim. Verilen erişimin engellenmesi kararı, hukukî mülahazalarla alınmış bir karar değildir; bu karar, hamamın namusunu kurtarmak amacına matuftur.”

Yerlikaya’nın operasyon listesinin en başında Alaattin Çakıcı’nın “yeğeni” var

Ali Yerlikaya’nın duyurduğu Kafes Operasyonu’nun hedefindeki 15 organize suç örgütü listesinin başında “Bora Toprak Organize Suç Örgütü” yer alıyordu. Toprak, Bahçeli’nin çağrısı sonrası 2020’de tahliye edilen Alaattin Çakıcı’ya çok yakın bir isim. Akrabalıkları olmamasına rağmen Çakıcı’nın “kan bağımdan daha yakın yeğenim” diye bahsettiği Toprak, 2017’de Çakıcı’nın öz yeğeninin katiline cezaevi ring aracında saldırıp darp etmişti. Toprak, Cumhurbaşkanlığı 2’inci tur seçimleri öncesinde Çakıcı’nın yönlendirmesiyle Adana, Kahramanmaraş, Gaziantep, Hatay, Adıyaman, Osmaniye gibi illerden büyük ailelerin önde gelenlerini davet edip seçimlerde Erdoğan’a destek yemeği düzenlemişti.

Bir “FETÖ borsası” hikayesi: Orkide Yağları

HSK müfettişlerinin, FETÖ soruşturmalarının ünlü savcısı Okan Bato hakkında hazırladığı “FETÖ borsası” raporundaki iddiaların merkezinde Türkiye’nin en büyük Ayçiçek yağı firması olan Orkide Yağları ve sahibi Ahmet Küçükbay bulunuyor. 2016’ya kadar AK Parti İzmir İl Başkanlığı binasını kullandığı Küçükbay’ın önce 17/25 Aralık’tan sonra iktidara yakın bazı gazetelerde paralel yapıyla ilişkili olduğu yazıldı, sonra aynı gazetelerin patronlarıyla görüşüp tam tersini söyleyen röportajlar yayınlattı. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası katıldığı Yenikapı Mitingi’nin hemen ardından gözaltına alındı. Hapisteyken BİM ile ortak oldu. HSK raporuna göre soruşturmanın savcısı Okan Bato’ya yakın kişilere ait reklam şirketine bedelinin üzerinde ücretlerle ilan verdi. 2018 yılında etkin pişmanlıktan yararlanarak tahliye edildi, mal varlığının büyük bir kısmını geri aldı

Boğaziçi Üniversitesi’nde “Afrin lokumu” protestosu için savcılık beraat istedi: AYM “ifade özgürlüğünün” ihlali kararı vermişti

Afrin harekatını desteklemek için Boğaziçi Üniversitesi kampüsünde lokum dağıtılmasını protesto eden 27 öğrenci on ay hapis cezası almıştı. “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararı ile çıkan cezaya Yargıtay’da itiraz hakkı olmayan sanıklar, dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) götürdü. AYM, Temmuz’da, ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle, öğrencilere verilen cezanın ortadan kaldırılması için dosyayı ilk derece mahkemesine gönderdi. Savcılık, İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gelen 9 öğrencinin dosyası için mütalaasında AYM kararı göz önüne alınarak öğrencilerin beraatini istedi. Olaydan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar terörist gençler” demişti.

Serbestiyet duyurdu, Çin’e deport edilme riski olan Uygur anne serbest bırakıldı

Çin’e deport edilme riski bulunan sekiz çocuk annesi Uygur Haiernisa Abudujilili geri gönderilme merkezinden tahliye edildi. Haiernisa Abudujilili’nin Türkiye vatandaşı olan oğlu Abdülbasit Rozi, Serbestiyet’e “Türkiye, hiçbir suçu olmayan annemi Çin’e teslim etmemeli” diye konuşmuştu. Serbestiyet’in duyurduğu haber üzerine sosyal medyada, aralarında tanınmış isimlerin de bulunduğu birçok kişi Haiernisa Abudujilili’nin Çin’e deport edilmemesi çağrısı yapan mesajlar paylaştı.

ÖZEL HABER | 8 çocuk annesi Uygur Haiernisa Abudujilili’nin Çin’e deport tehlikesi var: “Annemi Çin’e teslim etme Türkiye”

Türkiye’de ikamet izni olan ve 2016’dan beri İstanbul Sefaköy’de oturan Haiernisa Abudujilili, Balıkesir İl Göç İdaresi’ne gönderildi. Çocukları, annelerinin Çin’e deport edilmesinden endişeli. Haiernisa Abudujilili’nin Türkiye vatandaşı olan ve Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nde öğrenim gören oğlu Abdülbasit Rozi: "Annemizin Çin’e deport edilme tehlikesi var. Türkiye, hiçbir suçu olmayan annemi Çin’e teslim etmemeli. En küçük kardeşimiz daha 6 yaşında. 2016’da toplama kampına gönderilen babamızın zaten 7 yıldır sesini bile duyamıyoruz. Babamıza kavuşmak isterken bir de annemiz Çin zulmüne teslim edilmesin.”

RÖPORTAJ | Doğan Gürpınar: “100. Yıl Marşı, 75. Yıl Marşı, 50. Yıl Marşı Chatgpt ile yazılabilir ama 10. Yıl Marşı yazılamaz”

Siyaset bilimci Doğan Gürpınar, Beştepe’deki 30 Ağustos töreninde tanıtılan Yüzüncü Yıl Marşı ile Onuncu Yıl, 50’inci Yıl ve 75’inci Yıl marşları arasındaki benzerlik ve farklılıkları değerlendirdi: “Yüzüncü Yıl Marşı’nın sözleri ‘sekülerce.’ Hak’ gibi kelimeler kullanılmadan İstiklal Marşı bir anlamda sekülerce tercüme edilmiş. Arapça kelimeler temizlenmiş. Marşta Atatürk ve ordu yok, o eksikliği bol bol Türklükle doldurmaya çalışmışlar. Yerli-millilik üzerinden tartışma yaratabilecek eksenlere girilmemeye çalışılmış. AK Parti için en kolay yöntem, bunu yerli-millilik üzerinden yapmak. Cumhuriyet orada iki bin yıllık hatta daha da ötesine giden Türklüğün bir son safhasına indirgeniyor. 100. Yıl Marşı, 75. Yıl Marşı, 50. Yıl Marşı chatgpt ile yazılabilir, 10. Yıl Marşı yazılamaz. Çünkü orada 'Başkumandan' var ve yaşayan biri; onun şahsına yazılmış. Atatürk orada soyut bir imge değil."

“Provokasyonda FETÖ izi çıktı” denmişti, iddianamede FETÖ izi çıkmadı

İmamoğlu’nun Erzurum mitingine yapılan taşlı saldırının ardından Yeni Şafak, gözaltına alınanlardan Uzman Çavuş Muhammet Akif Keleş’in geçmişte “FETÖ’den işlem gördüğü”nü gündeme getirerek “Provokasyondan FETÖ izi çıktı” manşeti atmıştı. Soylu da “İlk taş atan kişi kafamızı karıştırıyor. Hakkında FETÖ ile ilgili işlem yapılmış bir uzman çavuş. Şu anda bütün irtibatlarına bakılıyor” demişti. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı iddianamesinde, zanlılar arasında bulunan Keleş’le ilgili FETÖ kelimesi geçmiyor. MSB, Keleş’in FETÖ soruşturmasından “kovuşturmaya yer yok” kararı çıktığını açıklamıştı.

Orijinali İbranice olan “Gül Döktüm Yollarına”nın 1994’teki kaset kapağından: “Söz-Müzik: Tarkan”

İsrailli yazar Louis Fishman, Tarkan’ın 1994’teki “Aacayipsin” albümünde yer alan “Gül Döktüm Yollarına” şarkısının bestesinin, İsrailli müzisyen Saar Badishi’nin çıkış yılı 1979 olan “Agadat Shalom Shabazi” şarkısının bestesinden “esinlenildiğine” dikkat çekti. Serbestiyet’in iki bestenin benzerliğiyle ilgili haberi üzerine Twitter’da, “Aacayipsin” albümünde beste sahibi olarak Yahuda Badishi’nin yazdığını gösteren albüm kapağı görseli paylaşıldı. Ama 1994’te albümün ilk çıktığı dönemdeki kaset kapağında “Gül Döktüm Yollarına”nın sözlerinin altında “Söz-Müzik: Tarkan” yazıyor. Daha sonra MESAM kayıtlarında eser besteci olarak Yahuda Badishi’nin adıyla kaydedildi.

Cübbeli Ahmet Kadiri mi oldu?: “Hayır, İsmailağa’daki otoritesini güçlendirmeye çalışıyor”

Cübbeli Ahmet’in Kadiri bir tarikat liderinden icazet aldığı görüntüler, Nakşibendi İsmailağa Cemaati’nden ayrılarak Kadiriliğe “transfer olduğu” şeklinde haberleştirildi. Ancak yapılan tarikatlarda “teberrüken icazet” diye tanımlanan sembolik bir onore etmeden ibaret. Hızla yayılan haberi ve videoyu Bülent Şahin Erdeğer ve Mahmud Ertürk, Serbestiyet için yorumladı. Ertürk: Tarikatlar arası, takdir edilen insanlara böyle jestler yapılmıştır ancak bunlar ‘transfer’ olarak değerlendirilemez. (…) Ama Ünlü’nün Mahmud Efendi'nin halifelerinden Hasan Kılıç Hoca’ya hiç atıf yapmama sebebi kendisine sorulabilir.” Erdeğer: “İsmailağa’nın başına geçmek istiyor. Cemaatine ‘O kadar büyük alimim ki farklı tarikatlardan icazet alıyorum’ mesajı veriyor.”

SORUŞTURMA | İstanbul’da yeraltı dünyasını Karadenizli üç aile mi yönetiyor?

Gazeteci Cengiz Erdinç’in “İstanbul’u 2-3 büyük Karadenizli aile yönetiyor” sözleriyle başlayan tartışmayı, deneyimli güvenlik muhabirlerine sorduk: “İstanbul’un yeraltı dünyasında üç aileden fazlası var, kimsenin egemenliğinde denebilecek bir durum yok”, “Özellikle 80’li yıllarda üç Karadenizli aileden söz edilebilirdi: Cevahirler, Hacısüleymanoğlular, Sarallar.”

KULİS | CHP İstanbul İl Kongresi öncesi Genel Merkez ve “değişimciler” arasındaki delege mücadelesinde son durum ne?

CHP’nin İstanbul’daki ilçe kongreleri Şile ve iptal edilmesi beklenen Fatih dışında tamamlandı. Ekim ayına kadar yapılması beklenen İl kongresinde Genel Merkez’e yakın grup ile İmamoğlu’nun başını çektiği “değişim”ciler arasındaki delege mücadelesinde, Kılıçdaroğlu cephesinin doğal delegelerin desteğiyle az sayıda delege farkıyla önde olduğu tahmin ediliyor. 595 delegenin oy vereceği İstanbul İl Kongresi’nde hem Genel Merkez’e yakın olan hem de değişimciler durumun 350-250 kendi lehlerine olduğunu iddia ediyor. Daha tarafsız isimlere göre durum doğal delegelerle 325- 275 Kılıçdaroğlu lehine ama delegelerin oyları kimse için cepte değil. Kılıçdaroğlu’na en yakın isimlerden olan Erdoğan Toprak’a yakın belediye başkanları ve delegelerin de İstanbul il kongresinde “değişim”ciler safında yer aldığı iddia ediliyor. “Değişim” tartışmaları ve tartışmaların patlama noktalarından olaylı Fatih kongresiyle ilgili Serbestiyet’e konuşan CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Memet Sevim: “’Değişim istiyoruz’ diyenler değişim değil değiş-tokuş istiyorlar.”

PORTRE | Erdoğan’a “seni seviyorum” diyen Della Miles: Annesi kilise korosu yöneticisi, Whitney Houston’ın vokalisti, Michael Jackson’in müzikalinin baş karakteri

AK Parti’nin kuruluş yıldönümü etkinliğinde Kibariye’yle düet yapıp, Tayyip Erdoğan’a “Seni seviyorum” diyerek dikkat çeken Amerikalı şarkıcı Della Miles, Teksas’ta kilisede piyano çalıp, koro yöneten bir anne ile caz kulübü sahibi bir babanın kızı. Lise yıllarında kız kardeşiyle sahneye çıkmaya başladı. Michael Jackson’ın yapımcısı olduğu “Sisterella” müzikalinde baş karakteri canlandırdı. Whitney Houston’un dört yıl vokalistliğini yaptı. 2018’de Dalyan’a yerleşti, ardından Müslüman oldu. Miles, Uygurların ve Keşmir bölgesindeki Müslümanların dramını anlatan şarkılar seslendirmişti.

Uygurlara “Zorla süpüreceğiz hepinizi, sınırdışı edeceğiz” diyen polis müdürü İstanbul Emniyet Müdür Yardımcılığı’na yükseltildi

İstanbul Emniyeti’nde dikkat çeken atamalar… Çin İstanbul Başkonsolosluğu önünde toplanan Uygurlara “Zorla süpüreceğiz hepinizi. Gözaltına alıp sınırdışı edeceğiz sizi” diyen Sarıyer İlçe Emniyet Müdürü Murat Çaykara, terfi ederek İstanbul İl Emniyet Müdür Yardımcılığı’na yükseltildi. Çaykara’nın sözleri kamuoyunda büyük tepkiye neden olmuştu. Tepkiler üzerine açıklama yapan Soylu, Uygurlardan özür dileyerek konuyla ilgili tahkikat başlatıldığını açıklamıştı. Toplumsal olaylardaki sert tutumuyla bilinen Güvenlik Şube Müdürü Hanefi Zengin ise Başakşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne atandı.

ÖZEL HABER | Somali’de Recep Tayyip Erdoğan Hastanesi krizi: Türk başhekim görevden alındı

Somali’deki Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin, iki ülke arasındaki protokol uyarınca Türkiye Sağlık Bakanlığı’nca atanan başhekimi Sunay Ergun’un geçen ay Somali hükümetinin talebiyle görevden alındığı ortaya çıktı. Somali Sağlık Bakanı, görevden alınan Ergun’un Somalili idarecileri dinlemediğini ve Somalili doktorları görevden uzaklaştırdığını açıkladı. Bakan’ın sözlerinin basında yer alması üzerine Dışişleri Devlet Bakanı: “Türkiye, Somali Sağlık Bakanı’nın Türk Başhekim’in görevden alındığını medyaya açıklamasından şikayetçi. Türkiye bu konunun medyada çıkmamasını istiyor.”

ÖZEL HABER | “Mayasız ayini benim değil mahkemedeki senaryo” diyen Epözdemir iddiayı mahkemeye kendisi sunmuş: “Bu mayasız ayini olabilir dedik”

Avukat Rezan Epözdemir, Münevver Karabulut cinayetinin arkasında “Yahudilerin yaptığı mayasız ayini” olabileceğiyle ilgili sözleri nedeniyle tepki gördü. Söylediklerinin kendi görüşü değil mahkemenin üzerinde durduğu bir senaryo olduğunu belirten Epözdemir’in yıllar önce bir televizyon programında “mayasız ayini” iddiasını mahkemeyle kendisinin paylaştığını anlatmış: “Biz yargılamanın safahatı sırasında bunu da mahkemeye sunduk. ‘Bu mayasız ayini de olabilir’ dedik. İsim geçmeyeyim bir dinsel grubun, Yahudilerin çok fazla genelde infaz edilmesinin müsebbibi olan bir olay.”

ÖZEL HABER | Cem Garipoğlu’nun kardeşinin tartışılan paylaşımındaki eser: “Idi Di Marzo 1”

Cem Garipoğlu’nun kardeşi Sakine Garipoğlu’nun Instagram hesabından paylaştığı fotoğrafta görünen işkence aletine benzeyen cisimle, Münevver Karabulut’un otopsi raporu arasında kurulan paralellikler cinayetle ilgili yeni teorilere neden oldu. Serbestiyet, fotoğraftaki aletin izini sürdü: Tuhaf alet, ünlü İtalyan heykeltıraş Valeriano Trubbiani’nin 1970’te yaptığı “Idi Di Marzo 1” adlı bir sanat eseri. Cagliari Belediyesi Sanat Galerisi’ne kayıtlı eser, 2020-2021’de Sardinya Adası’ndaki Cagliari’nin ünlü tarihi yapısı Saint Remy Kalesi’nin içinde sergilendi. Eserle ilgili Serbestiyet’e bilgi veren İtalyan sanat tarihçisi Dr. Roberta Sonedda: “Bir tecrit mekanı olarak kafes, işkence aracı olarak kırık makas, bir kadın eldiveniyle makas tutan el ve tarihsel ve sembolik anlamlara gönderme yapan insan ve/veya hayvan varlığı öne çıkar.”

RÖPORTAJ | “Yusuf adı Deli Yürek’teki Yusuf Miroğlu’yla yükselmişti; Alparslan ve Göktuğ adları da TRT dizileriyle…”

2022’de erkek çocuklara en çok konulan ismin Alparslan olması üzerine tartışmaları “Türkiye’de Özel İsimlerin Tarihi” kitabının yazarı Doğan Gürpınar ile konuştuk: “1970’lerin Soğuk Savaş sağcılığında da Malazgirt bir sembol. 2010’larda AK Parti, Malazgirt vurgusunu tekrar yükseltiyor ve Alparslan ismi tekrar yaygınlaşmaya başlıyor. Bu Diriliş Ertuğrul dizisiyle başarıya ulaşıyor ve Göktuğ isminin fantastik bir yükselişini görüyoruz. Ve yine Alparslan: Büyük Selçuklu dizisi de yine Alparslan isminin birinci olmasında muhtemelen etkilidir.“

Tamer Karadağlı, neden mason olamamıştı?

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne atanmasıyla yeniden gündem olan oyuncu Tamer Karadağlı, bundan 20 yıl önce bambaşka bir meseleyle gazetelerin birinci sayfasındaydı: Dönemin en popüler dizisi Çocuklar Duymasın’ın başrol oyuncusu olmasına rağmen Mason locasına üyelik talebi reddedilmişti. Karadağlı’nın Mason olmasına karşı çıkan ünlü loca üyeleri arasında Zeki Alasya ve Zafer Ergin de vardı. Karadağlı’nun Mason olamama gerekçesi ise adının karıştığı seks skandalıydı. 2004 yılında İstanbul Movenpick Otel’de para karşılığı cinsel ilişkiye girdiği ve kendisine seks kasetiyle şantaj yapıldığı ortaya çıkan Karadağlı, basın toplantısı düzenleyerek aldattığı eşinden özür dilemiş, Çocuklar Duymasın dizisindeki rolüne de ara verilmişti. Karadağlı, 2013’de Gezici olup, 2015’de Gezicileri eleştirmiş, 2015’de cemaat gazetesine “Erdoğan’dan korkuyoruz” deyip, bir sonra bu sözlerinden de geri adım atmıştı.

Çin’den Pasifik atağı: 700 bin nüfuslu Solomon Adaları medyasına 130 bin dolar

Çin’in Solomon Adaları’nda yayın yapan bir gazeteye, Pekin yanlısı yayıncılık yapılması için 130 bin dolar verdiği ortaya çıktı. Gazeteden Çin Büyükelçiliği’ne gönderilen talepnamede eskiyen materyaller nedeniyle yayıncılıkta yaşadıkları aksamalar nedeniyle Pasifik Adaları’ndaki Çin destekli cömert yatırımların duyurulmasında sıkıntılar yaşadıkları yer aldı. İddiayı doğrulayan gazetenin genel yayın yönetmeni: “On yıldan uzun süre Avustralya Büyükelçiliği’nden destek istedik, alamadık. Batılı ülkeler bizi ihmal ediyor, Çin bölgede güçlenince akla geldik.” 2019’dan beri Çin’le yakınlaşan bir politika izleyen Solomon Adaları, tarihinde ilk kez geçen ay Pekin’de büyükelçilik açtı.

PORTRE | Erdoğan’a sarılarak veda eden Musa Avsever: “Barut gibi” Kemalist-ulusalcı bir general

Erdoğan ile 30 Ağustos’ta emekliye ayrılacak olan Kara Kuvvetleri Komutanı Musa Avsever’in dünkü vedalaşması dikkat çekiciydi. Duygularına hâkim olamayan Avsever’in ismi daha önce de çeşitli vesilelerle duyulmuştu. 2009’da Ergenekon davalarına giren Mustafa Balbay’ın günlüklerine göre (Balbay günlüklerinin tahrif edildiğini iddia etmişti) 2005’de bir yemekte Avsever’le karşılaşan Balbay “barut gibi” dediği generalin “Tayyip'i alıp arabanın arkasına diyor... Kızılay'da diyor vallahi işe yarayacağını bilsem, kendimi Kızılay’da yakarım diyor” dediğini not etmişti. 15 Temmuz gecesi telefonla A Haber’e bağlanarak “Bu ajanların darbe vurmasına fırsat vermeyeceğiz” diyen Avsever’in adı, 14 Mayıs seçimleri öncesinde de Kılıçdaroğlu’na dava açmayı reddeden “ulusalcı-Kemalist” komutan olarak geçmişti.

ANALİZ | Varlık Fonu’nda beş yıl sonra başlayan ve bir anda sönümlenen tuhaf yolsuzluk soruşturması

Uzun süredir yolsuzluktan hiçbir üst düzey yöneticinin yargılanmadığı Türkiye’de Haziran ayında ilginç bir haber duyuldu: Türkiye Varlık Fonu’nun ilk Başkanı Mehmet Bostan ile siyasi çevrelerin yakından tanıdığı iş insanı Bülent Göktuna, devleti 25 milyon dolar zarar uğratmaktan tutuklanmıştı. Tuhaf olan iki kritik ismin karıştığı iddia edilen yolsuzluğun 2018 yılında tespit edilmiş olmasıydı. Beş yıl sonra birden gelen tutuklamadan birkaç hafta sonra, iktidara çok yakın olan eski Başkan Bostan serbest bırakıldı. İşadamı Göktuna ise hala içeride. Bostan, savunmasında “Göktuna ismini ilk defa, Binali Bey’in beni yönlendirdiği Salih Orakçı'dan öğrendim” dedi. Orakçı ve bağlantılarını ise Türkiye ilk kez Sedat Peker’in ifşaatlarından duymuştu. Bu tuhaf yolsuzluk soruşturmasının izini sürdük.

Sarıgül’e yumruk atan Tüysüz, 18 yıl önce de Sarıgül için yumruklar atmıştı: CHP Kurultayı’na belinde silahıyla girmişti

Meclis’te Sarıgül’e saldıran eski CHP milletvekili Turhan Tüysüz, 2005’te Sarıgül’ün Baykal’a karşı genel başkanlığa aday olduğu olaylı kongrede de attığı yumrukla gündeme gelmişti. Kongrede Sarıgül’ü destekleyen Tüysüz, Baykal’ın adayı olarak kongrenin divan başkanlığına seçilen Şinasi Öktem’e yumruk atmıştı. Tüysüz, aynı kongrede belinde silah olan görüntüsüyle de gündeme gelmişti. Olay sonrası CHP’de Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilen Tüysüz, istifa ederek Anavatan Partisi’ne katılmıştı.

PORTRE | Tanju Özcan: 26 yaşında “eniştenin çırağı” olarak siyasete girdi, solcu aktivist, mülteci karşıtı, değişimci oldu

Bugün CHP’den ihraç edilen Tanju Özcan, siyasete 26 yaşında, “çırağıyım” dediği DSP'den Bolu Belediye Başkanı seçilen eniştesi Yüksel Ceylan’ın belediye meclis üyesi olarak girdi. 2011’de CHP’den meclise giren Özcan, sosyalist Halkevleri’nin Bolu şubesinin yıkımını engellemek için dozerlerin önüne geçmiş, 2017’de KHK’yla işlerinden uzaklaştırılan akademisyen Nuriye Gülmen'in başlattığı açlık grevine destek vermişti. 2019’da belediye başkanı seçildikten sonra ise mülteci karşıtı ve ırkçı uygulamalarıyla adından bahsettirdi. Kılıçdaroğlu ile çatıştı. Değişim pankartıyla Bolu’dan Ankara’ya yürüdü.

Dün ataması yapılan Çin Dışişleri Bakanı Wang, bugün Ankara’da: Selefi bir aydır kayıp

Çin Dışişleri Bakanı Wang, Erdoğan ve Fidan ile görüşmek için Ankara’da. Daha önce dışişleri bakanlığının üstünde bir diplomatik pozisyonda olan Wang, yedi ay önce Dışişleri Bakanı olan Qin’in dün bakanlıktan alınması sonrası bu göreve getirildi. Yedi ay sonra bakanlıktan neden alındığı bilinmeyen selef Qin’in ise bir aydır ortada olmaması gizemini koruyor. “Çin Twitter’ı” Weibo’da eşinin ve eşini aldattığı iddia edilen bir kadının isimleri en çok arananlar arasına girdi.

ÖZEL HABER | İstanbul’daki Mısırlı muhalifler “Sisi Türkiye ziyaretinde tutuklansın” suç duyurusunu son dakika iptal etti: İktidar baskısı mı?

2013’te Mursi’yi darbeyle devirerek Mısır’da iktidarı ele alan Sisi’nin 10 yıl sonra ilk kez bu hafta Türkiye’yi ziyaret etmesi bekleniyor. Sisi’nin bu ilk ziyareti öncesi Türkiye’de yaşayan ve Sisi’nin mağduru olduklarını söyleyen Mısırlı muhalifler, Sisi’nin Türkiye’de tutuklanması talebiyle 21 Temmuz’da İstanbul Adliyesi’nde suç duyurusunda bulunacaklarını duyurdu. Ancak adliyeye giden gazeteciler suç duyurusunun hiç bir açıklama yapılmadan son anda iptal edildiğini öğrendi. Mısırlı muhaliflerin avukatı Gülden Sönmez, Serbestiyet’in “Hükümet kanadından Mısırlı muhaliflere bir baskı mı geldi” sorusuna; “müvekkillerinin aldığı bir karar olduğunu ve yorum yapamayacağını” söyleyerek yanıt verdi.

Şahinler ve Sarallar: Husumetli suç örgütü liderleri bir gün arayla tahliye oldu

20 Temmuz’da 8 yıldır hapiste olan Şahinler suç örgütü lideri Sedat Şahin, 21 Temmuz’da ise geçen ay Türkiye’ye gelerek tutuklanan Sarallar suç örgütü lideri Alaattin İlyas Saral tahliye oldu. Birbirleriyle husumetli olduğu bilinen Sarallar ve Şahinler’in 2004-2017 yılları arasında birbirleriyle olan çatışmalarında iki taraftan toplam 13 kişi öldürüldü. Eski İçişleri Bakanı Soylu’nun Sarallarla ilgili çeşitli iddialarda adı geçmişti. Şahin’in ise tahliye olduktan iki gün sonra Bahçeli’yi ziyareti dikkat çekti.