Rojava ve dolayısıyla Suriye’deki gelişmeler, duygusal bir trajedi olarak değil, analitik bir stratejik manevra olarak okunmalıdır. Bu süreç, çatışmayı askıya alan, alanı daraltan ve zamanı büyük güçler lehine uzatan bir stratejiyi temsil eder. Ancak sis dağılmadıkça, dengelerin nasıl evrileceği belirsizliğini korur – bu, uluslararası güç dengelerinin değişmez bir gerçeğidir.
Avrupalıların kendi ülkelerini algılama şekilleriyle Türklerin onların ülkelerini algılama şekilleri, bazı noktalarda, 180 derece ters olabiliyor. Bu tezat veya paradoks, son dönemde en çok fiyatlar konusunda görülüyor. Örnek: Birçok Yunanlıya göre Yunanistan artık ortalama bir Yunanlının tatil yapamayacağı kadar pahalı. Peki neden ortalama Türk’ten daha yüksek geliri olan ortalama Yunanlı, Yunanistan’ı “tatil yapılamayacak kadar pahalı” olarak nitelerken; daha düşük bütçeli olan Türk, Yunanistan’a gitmesi durumunda Yunanistan’ı diğer Türklere “ucuzluk cenneti” diye anlatıyor?
İsmi gündemden düşmeyen, fikirleri sert tartışmalara yolaçan, şiirleri bütün bir İslamcı (ve İslamcı olmayan) kuşağı etkileyen, günümüz Türkiye'sinin kültürel-politik etosunda derin izler bırakan şair İsmet Özel kimdir, ne yapmak istiyor? Bu yazıda İsmet Özel'in kavramsal-teorik bir portresini bulacaksınız. Yazı biraz uzunca. Zira İsmet Özel'in poetik-entelektüel şahsiyetine layık bir ciddiyetle şairi ele almaya çalıştım. Onun muhtelif konumlanışlarının arkasındaki insanî ve ideolojik dinamikleri teşhis ve tenkid etme yoluna gittim. Buyrun, İsmet Özel'in sırrı nedir?
Metodik şüphe, zekânın pratik kurnazlığı değil; aklın vicdanlı cesaretidir. Hiçbir otorite, gelenek ya da metin eleştiriden muaf değildir. Ancak Türkiye ve İslam dünyasında bu tavır epistemik bir gereklilik olarak değil, ahlâkî bir tehdit olarak kodlanmıştır. Merak, ilerlemenin değil; şüphenin, güvensizliğin ve sadakatsizliğin işareti hâline getirilmiştir.
Dokuz yıl önce bugün hayata veda eden Ergüder Yoldaş’ın Sultan-ı Yegâh bestesi, 12 Eylül’ün darbe TRT’sinde “en çok çalınan şarkı”. Oysa o şarkı Attilâ İlhan’ın bir önceki 12 Mart askeri darbesine kahreden aynı adlı şiirinden. Üstelik şairin idam edilen “genç fidanlar”a ağıtı “Mahûr” da Yoldaş’ın bestesiyle aynı albümde. Konserlerde, turnelerde en ön sıraya kurulan darbe komutanları “tekliğin sultanlığı”nı ayakta alkışlıyor. Sonrası hazin.