DEM Parti Eşgenel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın yaptığı uyarı ve verdiği mesaj mühim. Bakırhan, ezcümle “olmazları değil olurları konuşalım” diyor
O halde bu Komisyon için “Olurlar” neler olabilir? Silah bırakmayı mümkün kılacak bir yasa önerisi ve ülkenin önüne bir demokratikleşme perspektifi koyan bir rapor hazırladığında Komisyon asli vazifesini yerine getirmiş olur.
Maduro’nun Nike eşofmanının viral olmasıyla “¡La maleta de Maduro! ¿Lleva algo de valor? – No, solo mis promesas” (“Maduro’nun valizi! Valizde değerli bir şey var mı? – Hayır, sadece vaatlerim var”) gibi eski şakalar da güncellendi. Başka bir kullanıcı da “Tu papi Maduro” diye Bizarrap tarzında parodi şarkılar yaptı. Bu esprili yaklaşımlar, Latin Amerika’nın zor zamanlar yaşandığında, hayatla mizah üzerinden baş etme geleneğini müthiş şekilde yansıtıyor. Bazıları “Los memes están de nuestro lado ahora” (“Artık meme şeklindeki şakalar bizim tarafımızda”) diye sevinirken, diğer bir kesim de Maduro’nun yakalanmasını “El mundo de la comedia está de luto” (“Komedi dünyası yas tutuyor”) diye tanımlıyor.
Maduro, sendikacılıktan gelen, Latin Amerika’ya özgü bir işçi hareketi lideri olarak da tanımlanabilir. Haksızlığa, yoksulluğa isyan eden Venezuellalıların bir anda sözcüsü oldu. Sözcüsü olmakla kalmadı, lideri haline geldi. İşte o andan itibaren problem de başlamıştı. Yoksulların sözcüsü olarak yola çıkan Maduro, demokrasi-hak-hukuk-adalet gibi noktalarda duyarsızlaştı. Sonunda da halkını daha da büyük yoksulluğa mahkum etti. Geçmişte dünya yoksullarının umudu olan Maduro, bir halk devrimcisinden, bir despota dönüştü.
Maduro’nun yatağından eşiyle kaçırılmasında hala hukuk, meşruiyet, demokrasi arayanlarınki artık bir çeşit mafyatik liberalizm oluyor herhalde. Zulüm altında inleyen halklara özgürlük ve demokrasi dağıtan ABD hikayesine Trump bile kıs kıs gülüyor olmalı. En son Danimarka Krallığı altında inim inim inleyen Grönlandlı yerlileri özgürleştirmeyi vaad etti, Kolombiya’nın görev süresi Mayıs’ta dolacak devlet başkanını “hasta kokain mafyası” ilan edip devirmekle tehdit etti. Çünkü derdi halkları özgürleştirmek değil, Batı Yarımküre’de patron kim göstermek.
Hepimiz biliyoruz ki Maduro ABD ve ortaklarının dümen suyundaki bir lider olsaydı, ülkesinin kaynaklarını onların yağmasına açmayı kabul etseydi, çok muhtemeldir ki katliam da yapsa bunlar başına gelmeyecekti.