YAZARLAR

“Avrupa’nın en ucuz ülkesi” olmak, gerçekten iyi bir haber mi?

* 2012 sonrası, kamuda kurumsal kapasitenin zayıfladığı bir dönemdir. Bu yıllarda kaynakların çoğunu devâsâ inşaat projeleri yuttu. Genel kaynak dağılımına yön veren önemli kararlar ise rasyonel mülâhazalarla değil siyasî saiklerle alındı. * Çok ilginç bir nokta da, 2002-2007 arasında, iktidarın o kadar güçlü olmadığı bir dönemde gerçekleşebilmiş olan öngörülebilirliğin, daha güçlü iktidar/lar döneminde gerçekleşememesidir.

Türkiye için bir utanç: Kürde vurmak (*)

Çok uzak olmayan bir geçmişte, Türkiye’nin en yüksek yöneticileri, cumhurbaşkanı ve başbakan, Ankara ve Erbil’de Türk ve Kürt bayrakları önünde önce Mesut Barzani, sonra Neçirvan Barzani ile resim çektirdi. Daha iki ay olmadı; Dışişleri Bakanı Mevlût Çavuşoğlu Erbil’de Neçirvan Barzani’nin başkanlık törenine katıldı; Kürt bayrakları önünde ve Kürt millî marşı eşliğinde saygı duruşunda bulundu. Hepsi televizyonlarda yayınlandı.

Ayasofya münasebetiyle: Osmanlı Konstantiniyye’sinde kilise-cami dönüşümleri

29 Mayıs 1453’den sonra kentteki tüm Bizans kiliseleri ânında camiye dönüştürülmedi. Bu değişim 17. yüzyılda hâlâ devam ediyor, bazı yapılar orijinal işlevlerini koruyordu. Popüler muhayyilenin aksine, bu binaların birçoğundaki Bizans mozaik ve freskleri hiçbir zaman toptan kaldırılmadı; zaman içinde kâh alçı, boya ve kir ile örtüldü, kâh depremlerle zarar gördü. Kiliselerin iç dekorasyonlarının camileştirilmelerinden sonra da görünür kalması ve geçmiş yaşamlarına atıfta bulunması, fethedilen şehrin sanat ve mimarlık mirasının yorumlanmasına dair dikkatli seçimleri yansıtıyor.

Yassıada projesinin bastırmayı sürdürdüğü siyasi hatıra

Yassıada’yı müzeleştirmek; 2000’lerin başında ilk genç siviller inisiyatifinin dile getirdiği bir fikirdi. Adını öyle koymasalar da geliştirdikleri çerçeve “ibret hatırası/anıtı” başlığıyla örtüşüyordu. Nasıl oldu bilmiyorum; yirmi civarı yıl sonra iktidar partisi adına demokrasi de iliştirilmiş somut bir projeyle çıktı karşımıza. Siyasi geçmişimizle alışverişini hesaba katan mimari bir açıdan değerlendirmeye çalışacağım.

Metal yorgunluğunun ötesi (*)

MetroPoll Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin “Türkiye’nin Nabzı: Haziran 2020” başlıklı raporuna göre muhalefet kanadında seçmenlerin partilerine olan bağlılıkları yükselirken, iktidar ortaklarının seçmenlerinin partilerine olan bağlılıkları giderek azalıyor.

Arjantin sosyal medyası ve yasaklar

Nico Lucero adında 19 yaşındaki Arjantinli genç, bir futbol maçından sonra, dönemin Arjantin başkanı Mauricio Macri’yle ilgili bir twit attı: “Macri seni öldüreceğiz, seni polis bile kurtaramayacak.” Hâkim, bu sözün gerçek bir tehdit değil, bir tür espri olduğu gerekçesiyle Lucero’nun beraatine hükmetti.

‘Muhafazakâr eziklik’ duygusu şu tarihsel anda nasıl bir rol oynayacak?

Acaba günümüzde AK Parti’nin tabanındaki ‘muhafazakâr eziklik’le malûl kitlelerin ‘öç, intikam’ vb. açılardan duygusu ne? Kendisi adına iktidarı kullananların, kendilerine benzemeyenleri ezmeye, bastırmaya karar verdikleri şu tarihsel anda içlerinden bir türlü atamadıkları eziklik duygusu nasıl bir rol oynayacak?

Willy Brandt ve yüzleşme

Yüzleşme deyip geçmemek gerekir; bir sorun ile yüzleşmek, o sorunu yarı yarıya çözmek demektir.

Fıtrat ve yemek…

Fabrikadaki patlamadan sonra gelişen olaylar zinciri içinde tek anlam veremediğim şey, bu fotoğrafın eleştiriler üzerine kaldırılması oldu. Sonuç olarak her şey yemek için değil mi?

1934’den 2020’ye Ayasofya ve Türkiye; değişenler, değişmeyenler

Ayasofya’yı bir anda ihtiyaca binaen cami yapıveren bu 30’lardan kalma karar alma teknolojisiyle, daha bir hafta önce, şimdi Fatih’in 600 yıl önceki vakıf senedindeki bedduanın lanetinden kurtulduğumuza şükredenlerin alkışları arasında, 40 yıllık muhafazakar bir vakfın üniversitesi kapatıldı.

Karantina günlerinde sığınmacıları unutmayalım

Salgın bitene kadar dışarı çıkmamaları bekleniyor haklı olarak. Ama evde kalmak onlar açısından hiç kolay değil. Geçenlerde Adana’da polisin dur ihtarına uymadığı için kalbinden vurularak öldürülen 19 yaşındaki Suriyeli genç Ali için de kolay değildi. Çünkü onun evinde de ekmek bekleyenler vardı.

Vera Lynn’i hatırlayan var mı?

Pink Floyd’un bana göre en içli iki şarkısından birinin Vera Lynn’i, geçen ay 103 yaşında Sussex’teki evinde çevresinde sevdiği insanlar varken yaşlılığa bağlı sebeplerle öldü. Başbakan Boris Johnson bir taziye yayımlayarak “Vera Lynn’in çekiciliği ve sihirli sesi karanlık zamanlarda ülkemizi büyülemiş ve moralimizi yükseltmiştir. Sesi ile gelecek nesilleri de etkilemeye devam edecek.” dedi.

Ülkesinde mülteci olan büyükbaba

Tarihin farklı kesitlerinden, mesela İlk Çağ’dan, 11. Ve 19. Yüzyıl’dan atalarımız bugün, bizimle birlikte yaşasa acaba ne olurdu? “Milli-mukaddes bağlar”, insanların sokağını, evini onlarla neşe, huzur içinde paylaşmasına yeter miydi…

Popülizm “Bir” nedir?

Popülizm; demokrasinin olağan bir boyutu olarak, demokrasinin tam kendisi olarak, demokrasiyi tehdit eden bir virüs olarak veya yozlaşıp oligarşik hâle gelen bir demokrasiyi yeniden sağlığına kavuşturabilecek bir iksir olarak oldukça farklı şekillerde tanımlanmaktadır. Peki, popülizm bunlardan hangisi? İyi bir şey mi, kötü bir şey mi?

İlk kez bir Suudi Arabistan kralı Rusya’da!

Suudi kralının Rusya ziyaretinin Amerika Birleşik Devletleri ile Rusya arasında Orta Doğu üzerinde varılan bir anlaşmanın ya da buna benzer bir mütarekenin işaretlerini taşıdığı da söylenmeli. Böylesi bir anlaşmanın etkin bir biçimde yürürlüğe konulabilmesinde Amerika ile birlikte Suudi Arabistan'ın onayının kıymetli olduğu tartışılmaz bir gerçek. Dolayısıyla bu geziyi bu çerçevede görmek de şaşırtıcı olmayacak. Çünkü Orta Doğu'da sınırların değişmekte olması bölgesel ve küresel güçleri müzakere etmeye zorlamakta.

Bir İstanbul masalı: Kürtler (4 ve son)

İstanbul Kürtleri artık belirli bir sosyo-ekonomik düzeyi yakalamış; sivil alanda önemli ölçüde örgütlenmiş; dünya ile iletişim halinde okuyan ve kendi aydınlanma sürecini yaşayan yeni nesillerini yetiştirmiş; varoşlardan merkeze uzanmış; kentlileşirken “kendini” de muhafaza edebilmiş; yeri geldiğinde siyaset üstü refleksler gösterebilecek dinamik bir kitle olarak karşımızda duruyor.

Şeytanın Kileri (*)

“Pigeonhole,” kelime anlamıyla güvercin yuvası. Ama aynı zamanda, sıra sıra açık mektup kutuları, ya da herhangi bir tasnif ve kompartımanlaştırma sistemi için de kullanılır.

İktidar, kıdem tazminatında IMF ile aynı noktada buluştu

Hazin olan nokta, IMF’nin istikrar programlarına karşı olduğunu söyleyen iktidarın kıdem tazminatı konusunda onunla aynı noktaya düşmesi... Tabii sadece bu da değil, 12 Eylül 1980 Darbesi sonrasındaki iktidarların ve işverenlerin saplantısı hep buydu.

Osmanlı ne kadar moderndi (10) Eski teori ve yeni hayat

Tutun ki biyolojiden söz ediyoruz. İki büyük tasnif katmanı var: cins (genus) ve tür (species). Geçmişte garip bir kuş bulmuş; hem bir cins hem bir tür olduğuna (yani o cinsin içinde başka bir tür olmadığına) karar vermiştik. Cinsine Feodalizm, türüne de Feodalizm feodalizm demiştik. Fakat şimdi az çok benzer başka kuşlar da çıktı karşımıza. Bunları da aynı türün içine mi sokacağız? Yoksa o cins içinde başka türler mi icat edeceğiz? Cinsin adı gene aynı mı kalacak? Klasifikasyon şemamızı nasıl değiştireceğiz?

Sıra galiba barolara geldi!

Corona salgınına rağmen her biri risk sınırında olan altmış civarında Baro Başkanı meslek örgütlerini korumak için Ankara yollarına düştü. İtildi, kakıldı, aç bırakıldı, oturacak sandalyeyi bulamadı. Ankara Belediyesi’nin geceyi geçirmeleri için gönderdiği çadır ve yemek yardımı bu ülkenin polisi tarafından engellendi. Polis, üzerinde cübbesinden başka hiçbir şeyi bulunmayan annesi, babası, ağabeyi, ablası yaşındaki insanların üzerine sürüldü. Ama hepsi de direndi. Nihayetinde kendi başkentlerine girebilmeyi başarabildiler.Cumhuriyet tarihinde ilk kez görülen bu direnişin motivasyonu nereden geliyor; salt bu soru dahi konuya ayrı bir değer katıyor.Baro başkanlarının yürüyüşteki amacı, iktidarın 2010 tarihinden...

Seçim ortamına girdik mi?

Barolar Kanunu değişiyor. İstanbul Sözleşmesi kaldırılmak isteniyor. Kadınların şiddete karşı korunması noktasında elde edilen yasal kazanımlardan geri dönülüyor. Ayasofya’nın ibadete açılmasına hazırlık yapılıyor. Seçim Kanunu’nun değiştirileceğinden söz ediliyor. Sosyal medya topun ağzında. Güneydoğu’da neredeyse seçilmiş HDP’li belediye başkanı kalmadı. AK Parti, MHP ile işbirliğine girdiğinden beri süreç, öncesinden farklı yürüyor. 2005-2010’larda demokratikleşme yönünde çıkarılmış kanunlar, yönetmelikler, birer ikişer değiştiriliyor.O zaman savunulan tezlerin tersi savunuluyor. Birkaç yıl öncesinin gazete başlıklarına bakmak öğretici olabiliyor. Ceza İnfaz Kanunu’nda yapılan değişiklik; cezaevlerinden adli tutukluları çıkarırken, siyasi tutuklulara kapılar kapatıldı. Halbuki dünyanın çoğu yerinde normal olan cezaevlerinin kapılarının...

İnsana dair ümit hep var demektir!

Geçen ay pandeminin herkesi eve kapattığı günlerde, dünyanın en önemli nörobilim insanlarından Robert Sapolsky, California’daki evinden bağlanarak Boğaziçi Üniversitesi’nde bir ders verdi.Boğaziçi Üniversitesi bu dersi, öğrencilerinin yanı sıra mezunlarına ve ilgilenen herkese açtı. Uzun, yoğun ve çok öğretici oldu.Dinlediğimden beri de Sapolsky’nin söyledikleri kafamın içinde dolanıyor. Söylediklerinin karşılığını, bireysel olarak yaşadıklarımda olduğu kadar, hayatın daha geni alanlarında ve büyük toplumsal hareketlerde de görüyorum bu aralar. Amerika’da başlayan ve dünyaya yayılan “Black Lives Matter” (BLM - siyahi hayatlar değerlidir) hareketi de bunlardan biri. Buna geleceğiz birazdan.Sapolsky,...

Turgut Cansever’le Nail Çakırhan’ı aynı anda sevebilmek

Bir kaç günlüğüne Akyaka’ya geldim. Muğla-Marmaris yolunun tam ortasında kalan bu ilginç yere girer girmez, ahşap-taş karışımı mimarisi, rengarenk bahçeli evleri ve bakımlı küçük otelleri herkes gibi beni de etkisi altına aldı. Bildik tatil yerlerine benzemiyordu. Deniz kenarı değildi bir kere. Buradaki insanların deyişiyle, “deniz üstü”ydü. Sırtını dağa, yüzünüyse bereketli Gökova’ya dönmüş bu huzurlu yamaçtaki beldenin bitmeyen esintisini, yemyeşil ve masmavi sularını, ormanını, sebzesini-meyvesini ve insanlarının cana yakınlığını (girdiğim bir marangoz atölyesinde atölyesinin dağınıklığı nedeniyle özür dileyecek kadar hem de!)  uzun uzun anlatmak gerekir belki fakat beni bunlardan önce ve öte  etkileyen şey, söylediğim gibi, bütün ticarileşmesine...

Şu malum ‘bilge kral’ meselesi

Yaşadığımız zamanların katı olan her şeyi buharlaştırdığı söylenir, ama belki de bazı buharımsı şeyler katılaşıyor. Geçmişin saf ilke, norm ve idealleri bugünün dünyasında kabalıklara dönüşebiliyor. ‘Bilge kral’ın da başına bu gelmiş gibi… Nitekim günümüzde de ‘krallar’ var, ama bunların bilgelikle pek ilişkisi yok. Ne var ki hem kendileri hem çevreleri onlara bilge muamelesi yapmaktan yorulmuyor ve bu tutumun bizatihi yozlaşma olduğunu anlamıyor.

Arındıkça “güçlenmek”

Otoriter zihniyetin, üst iradenin kayıtsız koşulsuz egemenliğini meşrulaştırırken ürettiği söylem içinde “arınmak” önemli bir yer tutar. Otoritenin kendi tekliğine, sınırsızlığına tehdit olarak gördüğü kişi, çevre, grup, kurum ne varsa; onları tasfiye etmesi, hastalıklardan, sapmalardan, zayıflıklardan kurtulmak olarak görülür ve sunulur. Bu tasfiyeler; eksilme, güç kaybetme değil, tersine bünyeyi sağlamlaştıran mukadder eşiklerden geçme olarak algılanır. Çünkü otoriter zihniyet, doğası gereği, farklılıkları zaaf olarak görme eğilimindedir. Onlarla uzlaşmak, ortak yol bulmak, gücü paylaşmak gibi bir tercih kodlarında mevcut değildir. Belki geçici taktik oyunların konusu olabilir bu tür tutumlar ama dikkat her zaman söz ve eylem gücünün tamamına tek başına...

Herkes herkesle ilintili

Genç kalpler yalanı bilmediklerinden söylenen sözlere sadakatle bağlanırlar. Evde evcil hayvan beslemenin yasak olduğu bir apartmanda oturan genç kız sonunda kanaryayı alıp getirir sözün sahibine. Vaadettiklerinin sorumluluğunu taşıyan bir kuşağın üyesi olarak Tokue elbette alacaktır kuşu.

Salgın ve komplo teorileri

Olay büyükse, sebebinin de büyük olacağına inanmaya meylimiz vardır. Özellikle büyük kitleleri olumsuz etkileyen toplumsal olayları komplo teorisi ile açıklamak o olaya bir anlam yükleme arzumuzdan kaynaklanır. Neye nasıl inandığımız, olayları ne derece komplo teorileri ile açıkladığımızla doğrudan ilişkilidir. Bu noktada “komplocu zihniyet”ten değil, bir “inanç zihniyeti”nden bahsetmek daha anlamlıdır. İnsanların neye inanıp inanmadığı değişse de inanmanın ardındaki bilişsel mekanizma aynıdır.

Spor Sergi, Abdi İpekçi ve çalınan geçmişimiz

Ardından bir haber daha aldık… Tatsız… Bu işleri iyi bilenler, ölçmüşler, biçmişler, hesaplamışlar ve sonunda “Buraya tamamen sportif tesis yapmak doğru değil. Bu bölgede ticari alanlar yaratmak lazım. Hem milletçe birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz, ekonomimizin dış güçler tarafından çökertilmeye çalışıldığı şu günlerde paraya daha çok ihtiyacımız var” buyurmuşlar…

ABD’de yüksek ateş

Mart ayından bugüne, yani üç aylık kısa bir zaman diliminde, dünyanın süper gücü Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşananları kabaca sıraladığımızda ortaya şöyle bir tablo çıkıyor.

S-400

Bence S-400 alımının tek anlamı, ya da mesaj içeriği var. Türkiye gözünü karartıyor. ‘Eğer Suriye’de bir Kürt oluşumu gerçekleşirse müdahale ederim. Gerekirse çatışırım. Onları koruyabilecek olanların da, başta ABD olmak üzere, o alanda bana karşı üstünlükleri hava üstünlüğüdür. Bunu da S-400’lerle dengeliyorum.’

Korona kötümserliği

Bir modern hayat kabusu olarak üzerimize çöken korona salgını, her gün evden dışarı çıkarak halının altına süpürdüğümüz pisliği de ortaya çıkardı. Yürümeyen evlilikler, başarılamayan işler, iç hesaplaşmalar, ümitsiz aşklar, şüpheler, endişeler pişip her akşam yemekte önümüze geliyor.

En Son Yazılar