TÜM YAZARLAR

Devamı

    Paris’in “havyar solcuları”, faşizmi durdurabilecek mi?

    Fransa’da yüz binlerce liseli sokakta. Özgüveni yüksek gençlerin boynundan kefiye, selamlarından da Gazze eksik olmuyor. 68’lilerin aksine, daha az değil; daha çok devlet istiyorlar.

    İki yüz yıldır modernleşiyoruz: Vardığımız yer tanıdık Cumhuriyeti

    İki yüz yıllık modernleşmenin sonunda modern şehirlerimiz, üniversitelerimiz, hastanelerimiz var. Kimseyi tanımayan vatandaşın yalnız hakkına dayanarak işini görebilmesi ise hâlâ modernleşmenin hesabına yazılmayı bekliyor.

    Bizi enkaz altında bırakmayacak kahramanlar nerede?

    Maltepe’de bir bina deprem olmadan çöktü. Devlet, bina çöktükten sonra bütün imkânlarıyla sahadaydı. Asıl soru şu: Devlet, bina çökmeden önce neredeydi?

    Mağlup sayılır bu yolda galip

    İzmir’e kendi tabelalarını asmak AK Parti’ye kurumsal bir galibiyet olarak okunabilir. Ancak bundan bir galibiyet çıkmaz. Bunu da en iyi sağduyusunu yitirmemiş AK Partililer bilir. Böyle galibiyetler, aslında gelecekteki mağlubiyetlerin habercisidir.

    Devletin izin verdiği hayatın cezası: Metris’te 73 yaşındaki Abdullah Amca

    Abdullah Tırpan, Tekirdağ’da 55 yıl kasaplık yaptı. Sabıkası yok, ağır hasta. Cemaatle ilişkisini inkâr etmiyor. Mahkûmiyetine okul hissedarlığı, sohbetler, bağışlar ve Zaman aboneliği dayanak yapıldı. Asıl soru şu: Bunlar yapıldıkları tarihte suç muydu?

    Said Nursi düşüncesinin temelleri: Şefkat ve tefekkür

    Said Nursi’yi özgün bir figür olarak ele almak istersek onun düşüncesinin kilit taşları neler olurdu? Bu konuşmamda Said Nursi’nin düşüncesinin önemli iki esası olarak “şefkat” ve “tefekkür” ilkelerini ele almaya çalışacağım. Bunlar aynı zamanda Nursi’nin kendi çizgisini tarif etmek için kullandığı özdüşünümsel kavramlardır.

    Kim olursa olsun: Fon vurgununda söylem ile eylem arasındaki uçurum

    Savcının dosyanın ucunun kime dokunacağını hesaba katmadan ilerleyebildiği, hâkimin tedbir kararını yalnız delile bakarak verebildiği bir yargı olmadıkça "kim olursa olsun" cümlesi demeç olarak kalmaya mahkûmdur.

    Altı ay önceki Dünya Romanlar Günü’nden bir karenin anlattıkları…

    Altı ay önce AK Parti protokolünde Fatma Betül Sayan Kaya’nın yanı başındaydı.Altı ay sonra Tera soruşturmasında kelepçeli fotoğrafları servis edildi.Peki Tera Portföy’ün başındaki Erdin Özel kim?

    Bir memleket ne zaman çürümeye başlar?

    Bugün ortaya çıkan dosyaların nereye varacağını bilmiyoruz. Fakat görmek için herhangi bir yargı kararını beklememiz gerekmeyen bir gerçek var: Hukukun bağlayıcılığını, kurumların bağımsızlığını ve denetimin gücünü kaybetmenin bedeli er ya da geç toplumun tamamına yayılır.

    Ankara kararsız: Ucu kime dokunursa mı, dokunan yanar mı?

    Fon soruşturmasında görüntüler ve ifadeler saklı, siyasi bağlantılar cevapsız, herkes koltuğunda.Ankara hâlâ kararını veremedi: Ucu kime dokunursa mı, dokunan yanar mı?

    Brezilya sandık başında: Engel mi yasaklar faşizm yoluna?

    Brezilya’da yarın başkanlık seçimleri var. 2022’de seçimleri kaybedip darbe yapmaya çalışan Jair Bolsonaro siyasi yasaklı.Filistin yanlısı solcu Başkan Lula’nın bu seferki rakibi ise Bolsonaro’nun oğlu Flávio.Elbette siyasi yasaklar ve mahkeme kararları yine işe yaramadı.Seçimler başabaş.

    Üç yenilgi, bir oyun ve onu anlayamayan eleştiri

    Üç maç, üç yenilgi ve her seferinde aynı açıklamalar: “Basit hata, bireysel hata, konsantrasyon eksikliği.” Peki sorun gerçekten oyuncuların hataları mı, yoksa futbolu oynama, öğretme ve konuşma biçimimiz mi?

    Amerika Ortadoğu’dan çekilirken

    Amerika bölgeyi terkediyor.Amerika burada manipüle edildiği için edilgen aktör.Asıl amaç artık Amerika’ya da açıktan had bildirme kıvamına geldiğini düşünen dünyanın en büyük terör örgütünün bütün dünyaya meydan okumaya başlaması için gerekli bir mıntıka temizliği.

    İsviçre’nin “tarafsızlık” dâvâsı: Blocher’le birlikte kimler kaybetti?

    İsviçre halkı, tarafsızlık ilkesini anayasada katılaştırmayı ve BM kararları dışında üçüncü ülkelere yaptırımları engellemeyi öngören inisiyatifi yüzde 70’e yakın oyla reddetti. Sonuç, kampanyanın öncüsü sağ-popülist İsviçre Halk Partisi’nin eski lideri Christoph Blocher için yenilgi olurken, İsviçre’nin Rusya’ya yönelik Avrupa yaptırımlarına katılabilmesinin de önünü açık tuttu.

    Şimdi asla erişime engellenmeyecek haberler…

    Türkiye’nin en köklü ekonomi gazetelerinden DÜNYA’nın fon skandalını neden görmediğinin hikâyesi: Gazetenin patronlarından biri, 17 fonu tasfiye edilen Bulls.

    Bir tutam saç: “Favorin kim”den, “Favori kimin”e…

    Engelbert Humperdinck’i kulağa Huckleberry Finn(gerdeck) misâli tekerleme gibi gelen sahne adı ve favorisiyle hatırlıyorum. Uzun, kalın favorileriyle anca Elvis yarışıyor. Magazin basınını da kaçırmıyor fırsatı… Kışkırttıkları tartışma “Favoriyi kim kimden (ç)aldı?” meselesi. Ama favoriyi asıl mesele eden tıp doktoru bir profesörümüz. Meğer favori Hristiyan şövalyelerin alâmetiymiş: “Favorisi ne kadar uzunsa, o kadar çok Müslüman-Türk öldürmüş demektir.” Bilelim de uzatalım, yani meseleyi…

    Bizim Elif’in zaferi

    Berlin seçimlerini ilk kez bir Türk, sosyalist ve göçmen kazandı.Elif Eralp tarih yazdı. Sağlı sollu tüm elitler ise İsrail’i eleştirdiği için Elif’in belediye başkanı olmasını engellemeye çalışıyor.Akıllara Zohran geliyor, fakat hikaye o kadar basit değil. Berlinli Zohran’ın değil, Bizim Elif’in zaferi bu.

    Yapay zeka “hayır”ı kabul etmedi: Avustralya’nın devlet sistemine girdi

    Bir yapay zeka ajanına yalnızca bilgi bulması söylendi. O ise “erişim yok” cevabını bir sınır değil, aşılması gereken engel olarak gördü ve Avustralya’nın kamu sistemine girdi. Kimse ona hack yapmasını söylememişti. İşte tam da bu yüzden, Yapay Zeka çağının yeni tehlikesi kötü niyet değil, verilen görevi sınır tanımadan yerine getiren itaat olabilir.

    Dünyanın en etkili 13’üncü ekonomistinin Mali Şube’de ne işi vardı?

    İki nepobaby kardeşin hızlı akademik kariyerleri, “yerli ve milli” olarak kamudaki yükselişleri ve TERA açgözlülüğüyle Mali Şube’de biten ibretlik hikâyeleri

    NAZA: İsrail’de fırtına kopartan belgesel

    Venedik Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü kazanan ve yaklaşık 25 dakika ayakta alkışlanan “NAZA”, Gazze’deki saldırı kararlarını İsrail ordusu ve istihbaratında görev yapmış 24 kişinin tanıklıklarıyla anlatıyor. Henüz geniş seyirciyle buluşmayan belgesel İsrail’de fırtına kopardı; yönetmenler Yuval Abraham ve Rachel Szor “vatana ihanet” ve antisemitizmi körüklemekle suçlanırken, vatandaşlıklarının iptali ve filme bilgi veren askerlerin soruşturulması istendi.

    Âlim simülasyonu ve hipergerçek alimler

    Sosyal medya çağında âlimlik de uzmanlık da giderek bilgiyle değil, görünürlükle ölçülüyor. Takipçi sayısı otoritenin, akıcı ve kesin konuşmak derin bilginin, viral olmak ise hakikatin göstergesine dönüşüyor. Baudrillard’ın “simülasyon” kavramıyla bakıldığında tehlike sadece sahte âlimlerin gerçek sanılması değil; gerçek âlimden nasıl davranması gerektiğini de artık sosyal medyanın öğretmeye başlaması.

    Babadan oğula, direklerden fonlara…

    30 yıl önce Özer Çiller’e yakın Baba Tezmen telefon direği soruşturmasında “sanık”tı. Bugün oğul Tezmen fon soruşturmasında gözaltında.

    Yirmi bir milyar dolarlık soru: Devlete nasıl güveneceğiz?

    Devlet, 1.300 dolarlık bir hareketi, küçük esnafın IBAN’ını görebiliyor; ama milyarlarca dolarlık fonlarda aylarca biriken riski neden ancak sistem çöktüğünde görüyor? 21 milyar dolarlık fon krizinin geride bıraktığı en büyük açık para değil, güven açığı. Çünkü mesele yalnız kimin suç işlediği değil; denetlemekle görevli olanların neden zamanında görmediği.

    Fransa’da “askerî vaiz” krizi: Bir paraşütçü alayının hafızası ve tarihin ironik kıvrımları

    Fransa’da bir askerî vaizin paraşütçülere verdiği radikal sağ tonlu vaaz ülkede krize dönüştü. Vaizin “yerimizi başkaları alır” sözleri ve solcuları hedef alan ifadeleri hakkında disiplin süreci başlatılırken, vaazın verildiği 3’üncü Deniz Piyade Paraşüt Alayı’nın Cezayir Savaşı’nda işkence tartışmalarına uzanan geçmişi, bugünkü krize tarihsel bir boyut ekliyor.

    Yaş sebze ve meyve firmalarına operasyondan sonra fiyatlar neden artabilir?

    Piyasada fiyatı aşağı çekmenin en kalıcı yolu, fiyatı emirle veya sopayla aşağıda tutmak değil; daha fazla üretim, daha düşük maliyet ve daha fazla rekabettir.Adalet Bakanlığı’nın en iyi yapabileceği hallere yeni firmaların girmesini engelleyen bir mafya-vari yapı varsa onunla mücadele edip rekabete uygun koşulları temin etmektir.

    Forma eski, oyun yeni: Ya da genişleyen takım, daralmayı bilen takıma yenildi

    Futbol artık biraz da mühendisliktir; sonucu belirleyen şey, yeteneğin nasıl örgütlendiğidir. Beşiktaş–Amedspor maçı bunu açık biçimde gösterdi.

    Takvanın tarihi

    Fazla gergin buldukları zahidi beğenmeyen velayetin sarhoş aşıkları onları hizaya getirecek bir yeni takvalı yurttaş profiliyle karşılaştılar. Velayetin körlüğünü aşan, ama velayeti fıkhın/ilmin sınırları içinde tutarak sürdüren bir asfiya sınıfı ortaya çıktı. Asfiya, evliyanın kitaba ve şeriata tabi ve duyarlı yeni biçimi olarak hiyerarşideki yerini aldı. Başka bir ifadeyle, zühd ve velayet (zahitlik ve dervişlik) çatışması asfiya sentezi ile aşıldı.

    Süreçte toplumsallaşma: Ne zaman? Nasıl?

    Sürecin Meclis ayağında geniş bir mutabakat oluştu ancak bunun toplumdaki karşılığı aynı seviyede değil. Toplumsallaşma, sürecin sonunda yapılacak bir iletişim faaliyeti değil, ayrılmaz bir parçasıdır. Bunun için toplum doğru zamanda bilgilendirilmeli, farklı kesimlerin kaygıları dinlenmeli ve herkes kendi mahallesinde siyasi risk almalıdır.

    Yusuf’un Zeki Demirkubuz’dan intikamı

    Zeki Demirkubuz’un kamerasının kenara ittiği Yusuf, Hayat’ın Rıza’sıyla intikamını alıyor. Bekir’in karanlığından yola çıkan Rıza; öfkeyi, kini ve katil olma ihtimalini yaşayıp reddederek Yusuf’u da, Şatov’u da, Bekir’i de aşıyor. Demirkubuz, Rıza’yla yalnızca karakterini karanlıktan çıkarmıyor, kendi sinemasına da bir çıkış ihtimali bırakıyor.

    Yalnızca sitem…

    Ruhi Su 41 yıl önce bugün gitti… Türküleri tanımamda, sevmemde payı büyük.Ondan önce türküleri çocukken beni denize götüren gece otobüsünde hoş görüyorum.Ardından ilk ateşkes, ortaokulda Cem Karaca’yla, “Emrah” 45’liğiyle... Onu önce sevda türküleri, şarkılarıyla seviyoruz. “Türkü-şarkı marşları”nı sonra. Ruhi Su’da ise tersine… Önce “devrimci” Ruhi Su’yla tanışıyoruz. Sevda türküleri önü deniz, ardı yemyeşil yayla bir balkonda âniden bastırıyor; “Yaprak döker bir yanımız /Bir yanımız bahar bahçe”.