TÜM YAZARLAR

Devamı

    Yapay Zeka Gerizekalıdır

    Yapay zekanın orjinal tarafı neredeyse tüm insanlığın geçmiş bilgisine sahip olmasıdır. Ama tek bir insan ferdinin yaratıcılığına sahip değildir. Hadi bir beyne benziyor deseniz bile ortada bir irade yoktur. O bir iradesiz bilgi, bütün yürünmüş yolların kullanıma hazır haritası, sarfedilmiş sözlerin kopyasını üretebilen bir ayna, söz taklidi yapan bir numaradır. Bilgi ile yapılan işlerin hepsini tek tek her insandan daha iyi yapar. Fakat yapay zeka size söylediği tek bir kelimeyi bile “anlamaz”. Anlamak nedir bilmez.

    Üsküdar; at, sıpa ve sopa

    Üsküdar’da olan biteni “Atı alan Üsküdar’ı geçti” sözü anlatmıyor. Sezercik filmindeki o meşhur replik anlatıyor: “Benim babam çok zengin. Alacağım sıpayı, basacağım sopayı.”

    AfD’nin doğu zaferi ve Weidel vakası

    AfD lideri Weidel’e tam “Nazi” damgasını yapıştıracakken, ortaya Sri Lanka kökenli eş çıkıyor. Tam “homofobik” diyecekken, eşcinsel kimlik ve hatta eşiyle birlikte büyüttüğü iki çocuk beliriyor. “Bağnaz”lıkla itham edilecekken Çin üzerine doktora ve Çince bilgisi ileri sürülüyor. “Revizyonist” argümanı hazırlanırken İsrail’le, Rusya’yla ilişkiler yardıma koşuyor.

    Kötülük problemine cevap vermek (4): Kötülük problemini batı’da aramak

    Kuran kötülük ve acı meselesini susturmuyor. Tam tersine soruyu anlatının içine alıyor. Melekler kan dökülmesini soruyor, Hz. Musa görünürdeki haksızlığa itiraz ediyor. Yani “Böyle şeyleri sormak Batılı bir problem üretmek” değil.

    Neden Enkaz Altında Kaldık? (8): Binaları teslim ettik, güvenliği sahipsiz bıraktık

    İskân, bir binanın ömür boyu güvenli kalacağına dair garanti değildir. Yapı kullanıma açıldıktan sonra taşıyıcı sisteme yapılan müdahaleleri izlemeyen düzen, denetim için depremi bekliyor.

    “Kürtler Birleşemez” sözü gerçekte ne anlatıyordu: Safevilere karşı Kürt-Osmanlı ittifakı

    1514-1516 arasındaki Kürt-Osmanlı ilişkisi, karşılıklı taahhüt ve çıkarlara dayalı bir ittifaktı. Kürdistan beyleri ülkelerini Osmanlı devletine katarak Sultan’a teb’alığı kabul ettiler; buna karşılık kendi hanedanlarını, topraklarını ve dinî-toplumsal düzenlerini koruyan statüler elde ettiler. Osmanlı merkezi de Kürtlerin askerî gücüne, coğrafya bilgisine ve kendi sınırları içindeki meşruiyetine ihtiyaç duyuyordu. Kürt beyleri, Safevi idarecilerini kendi irsî topraklarından çıkarmak için başkaldırmış, yalnız kendi bölgelerinde savaşmakla kalmayıp birbirlerine askerî yardımda bulunmuşlardı.

    Türkiye’nin adı konulmamış çözüm süreci

    15 yıldır İran’da yaşayan Hizbullah lideri Edip Gümüş, iki ay önce Türkiye’ye döndü, yeniden yargılandı ve cezaevine girmedi. Böylece adı konulmamış bir çözüm süreci tamamlandı.

    Türkiye’nin İsrailcileri: Hıncın Jeopolitiği

    İslâm’la hesaplaşan eski mütedeyyinlerden seküler Türkçülere, Gülen çevresinden Washington’daki güvenlik uzmanlarına ve bazı Kürdistânî yapılara uzanan İsrail yanlısı damar aynı kaynaktan beslenmiyor. Bu çevreleri birleştiren şey İsrail sevgisinden çok, kendi düşmanlarına karşı İsrail’i kullanışlı bir güç olarak görmeleri.

    Neden enkaz altında kaldık? (7): Herkesin herkesi kandırdığı yapı denetim sistemi

    Konuyu aylar boyunca inceleyen uluslararası bir uzman, kamu görevlilerinin de bulunduğu ancak resmî niteliği olmayan samimi bir toplantıda Türkiye’deki yapı denetim sistemini dört kelimeyle özetlemişti: “Herkesin herkesi kandırdığı sistem.” Masada kısa bir sessizlik oldu. Çünkü kimse itiraz edemedi.

    Muhteşem geri dönüş

    Amedspor’un 2-0 geriden gelerek 2-2’lik skoru yakalaması, Surların sessiz heybetine çok yakıştı. Gift Orban’ın iki golü, mağrur Dicle’nin koşullar ne olursa olsun kendi yatağında isyankâr akış arzusunu sembolize etti. Bunlara Besnik Hasi’nin taktik becerileri de eklenince takım İstanbul’dan eli boş dönmedi; çok ihtiyacı olan puanı ve moral değerleri yüklenerek döndü.

    Kötülük problemine cevap vermek (3): Bilmediğimiz hikmetler ve şüpheci teizmin bumerangı

    Bir acının ilahî gerekçesini göremememiz, böyle bir gerekçenin olmadığı anlamına gelir mi?Ahiret acıyı telafi edebilir; fakat tek başına gerekçelendirmez.

    Şakacıktan…

    “Masuscuktan, şakacıktan” çocukluğumdaki en yaratıcı, bereketli kelimelerden. O anahtarla oyunlar, hatta oyuncaklar yaratıyor, dünyayı hayallerinle yeniden kuruyorsun. Ama büyüyünce tehlikeli. Bazı insanlar “şakacıktan” fena hâlde alınabilir, hatta sen de içeri alınabilirsin. Sonrası da şaka gibi… Deniz Göktaş “şakacık”tan tahliye ediliyor; yani “şaka”dan hapse atıldıktan sonra o şakalardan tahliye kararı veriliyor. Ama ânında “Daltonlar şakası” nedeniyle tutuklanıyor.

    Enver Amca altın kaplama bir tutkunun melankolisi

    CHP’deki kriz bana sık sık Enver amcamı, Türkiye’de antropoloji ve arkeoloji biliminin temel taşlarından Prof. Dr. Enver Yaşar Bostancı’yı düşündürüyor. 27 Mayıs’tan sonra 147’ler arasında üniversiteden tasfiye edildi; Almanya’ya gitti, Nazi geçmişi yıllar sonra ortaya çıkacak Gerhard Heberer’le çalıştı; Antalya mağaralarındaki buluntularıyla “Belbaşı Kültürü”nü dünya literatürüne soktu. Hayatını Anadolu’nun binlerce yıllık geçmişini topraktan çıkarmaya adadı ama kendi hikâyesi unutuldu. Ankara’daki evinde yalnız öldüğünde çekmecesinde, Almanya’daki oğluna gönderilip “adreste yok” diye geri dönmüş para zarfları vardı.

    Beşiktaş Fenerbahçe’yi Kadıköy’de yuttu: 1-2

    Kadıköy’deki derbide Beşiktaş son yirmi dakikada Fenerbahçe’yi yuttu. Fenerbahçe içi küflü ceviz gibi. Tıngır mıngır… Maçı ve oyunu çevirmek için İsmail Kartal’ın eczanesinden çıkan reçete İsmail Yüksek mi? Vah ki ne vah.

    Ayaş Domatesi

    Ankaralılar, marketlerde Ayaş domatesi bulunamadığında anlarlar, yazın bittiğini. O yoksa, yaz da yoktur artık, okullar açılmış, soğuk rüzgarlar esmeye başlamıştır. Yazın muhteşem kızıllığı, yerini solgun renklere bırakmıştır. Dünyanın belki de en iyi domateslerinden biri, hak ettiği saygıyı yeterince görmeden bu yılı da sessizce tamamlamış, Ankara’da içine girmediği hane bırakmasa da geldiği gibi hızla unutulmaya başlamıştır.

    Suriye’deki Türk solu da silah bırakacak mı?

    Mazlum Abdi’nin ilk kez Türkiye medyasına verdiği röportajlarda kritik bir bölüm vardı:Suriye’de YPG saflarındaki yabancı savaşçılar.

    Vatandaş Rifat’ın terekesi

    Dedem Rifat Erdölen’i 96 yaşında kaybettik.Yassıada’nın zoraki gardiyanı, adanın en huzursuz askeriydi.Ne yazık ki bir asırlık ömründe karşılaştığı en şefkatli kamu gücü kendisini son yolculuğuna özenle hazırlayan gassallardı.

    Kürt meselesinde alınan yolu anlamayanlar için…

    Kürt meselesinde yok sayma, imha, ekonomik entegrasyon ve diyalog yolları izlendi; hiçbiri sonuç vermedi. İlk kez silahlı olanla siyaseti ayrıştırma, isyandan entegrasyona doğru gitme imkânlarına kapı açtık. Sorunun çözümünün ön şartlarını yerine getirme noktasına geldik.

    Ruhi Çenet’in Hasidik videosu “Yahudi oyunu” mu?

    Yahudiliğin en marjinal hatta karikatür versiyonu olan Hasidikler ile fazlasıyla ilgilenmek, dikkatleri modern seküler Siyonistlerden uzaklaştırıp şekilciliğe, dinsel detaylara takılıp kalınmasına yarıyor. Oysa Hasidikler Yahudiliğin sadece küçük bir dairesi olmakla birlikte ne Yahudiliği ne Siyonist lobiyi temsil ediyorlar. Ruhi Çenet’in 40 milyon izlenen videosu açıkça Filistinli çocuklar için bağış çağrısıyla başlıyor, cemaatten ayrılmış seküler bir Yahudinin eleştirilerini de içeriyor. Peki böyle bir tabloya neden izin verdiler?

    (12) Sömürgelerde Olan Neler Olmadı, Osmanlının “Uzun 19. Yüzyıl”ında

    1914’te Avrupa-merkezli sömürge imparatorluklarının denizaşırı sömürge ve dominyonları Dünya karalarının yüzde 42-45’ini buluyordu. Çin, İran ve Osmanlı İmparatorluğu ise siyasî bağımsızlık ve devlet egemenliklerini koruyan az sayıdaki Batı-dışı ülke arasındaydı. Halil Berktay soruyor: “19. yüzyıldaki o ‘yarı-sömürge’ denen haliyle dahi, ne fark vardı Osmanlı İmparatorluğu ile zamanın gerçek sömürge ülkeleri arasında?”

    Kötülük problemine cevap vermek (2): Muhal Olan Ne?

    “Kudret muhale taalluk etmez” doğru bir ilkedir; fakat önce neyin muhal olduğunu göstermek gerekir. Daha az acılı bir dünyanın bütün fizik ayrıntılarını bilemememiz, onun imkânsız olduğunu göstermez. Kötülük probleminin güçlü biçimi zaten “Neden herhangi bir acı var?” diye değil, “Neden bu kadar ağır, bu biçimde dağılmış ve görünürde karşılıksız acılar var?” diye soruyor.

    Adalete erişim engellenmemeli

    Özgür-Der Başkanı Rıdvan Kaya’nın engelleme kararına konu olan uyarıları, soruşturma süreçleriyle ilgili olarak dile getirilen diğer eleştiriler de dikkate alınmalı. Eleştirinin önü kesilmeye çalışılmamalı. Toplumun içinde adalete çağıranların sözlerini duyurmalarına engel koymamak gerek.

    Dinî Hükümler Zamanla Değişir mi?

    “Her şer’î olan meşrû değildir” sözü dini zamana uydurmak mı, yoksa tek tek hükümleri dinin adâlet, maslahat ve hürriyet gibi büyük amaçları içinde yeniden düşünmek mi? Hz. Ömer’den Şâtıbî’ye uzanan gelenek, bu tartışmanın hiç de yeni olmadığını gösteriyor.

    Kötülük problemine cevap vermek (1): Doğru sorular, yanlış muhatap

    Altay Cem Meriç’in Kötülük Problemi kitabı, kötülükten hareketle Allah’ın varlığı aleyhine kurulan argümanların işlemediğini göstermeyi amaçlıyor. Kitap antropomorfizm, acının bağlamı, özgürlük ve epistemik sınırlılık konusunda doğru sorular soruyor. Ancak çağdaş din felsefesinin seviyesini ölçtüğünü iddia ettiği halde alanın en güçlü kötülük argümanlarıyla karşılaşmıyor. Kitap bazı doğru cevaplar veriyor, fakat çoğu zaman çağdaş tartışmanın sorduğu sorulara değil.

    Neden Enkaz Altında Kaldık? (6): Şantiye şefi Süpermen değildir!

    Mevzuat, şantiye şefinden şantiyenin her köşesini görmesini; işçiyi düşerken yakalamasını, betona katılmak istenen suyu âdeta üfleyerek hortuma geri göndermesini ve her etriye aralığını tek tek ölçmesini bekliyor. Aynı mevzuat, bu görevlerin bir kişi tarafından aynı anda dört ayrı şantiyede yürütülmesine izin veriyor. Bu bir mühendislik modeli değil; fiilen kullanmasına imkân verilmeyen yetkiyi ve taşınması imkânsız sorumluluğu bir imzada toplama düzenidir.

    Hedef kış gelmeden dağların boşaltılması

    Devletin yasa sonrası süreç hazırlıkları tamam. PKK’lıların silah bırakma ve Türkiye’ye dönüşü için Ankara-Bağdat-Erbil ve Süleymaniye arasında bir mekanizma kuruldu. Kamplarından ayrılan PKK’lılar muhtemelen Süleymaniye’de kurulacak toplanma merkezlerine gelecekler. PKK bu merkezlere Barış Kampları adını veriyor. Ayrıca silahların teslim edileceği silah tespit noktaları da oluşturulacak. Bütün bunların kış şartları gelmeden bitmesi planlanıyor.

    Coşku sistemin yerine geçti

    Amedspor'un oyunu henüz örgülü pas dizilerinden, ölçülmüş alan katetmelerinden ve süreklilik taşıyan hücum organizasyonlarından oluşmuyor. Trabzonspor karşısında ise takımın tutkusu, direnci ve öne doğru savunma davranışı bir süreliğine sistemin yerini aldı.

    Avrupa, Ukrayna’da Rusya ile savaşı göze alacak mı?

    Ukrayna savaşında dördüncü kış yaklaşırken cephedeki mücadele giderek enerji, lojistik ve gıda altyapısına kayıyor. İngiltere ve Avrupa ülkeleri Kiev’e askeri desteği artırırken Moskova’nın tehditleri de artık doğrudan Avrupa başkentlerini hedef alıyor. Asıl soru giderek daha yakıcı hale geliyor: Avrupa, Ukrayna’yı desteklemekle Rusya’yla doğrudan çatışmak arasındaki çizgiyi nereye kadar koruyabilecek?

    Neden Enkaz Altında Kaldık? (5): Her diploma her binaya yetmez

    Dört yıllık lisans eğitimi mesleğe giriş için gereklidir; her yapı türünde sınırsız yetki için yeterli değildir. Eğitimin niteliğini düşüren ve mezunu ertesi gün her işe yetkili sayan sistem, genç mühendisi karar verici değil imzacı yapıyor. Deprem ise diplomayı değil, mühendislik muhakemesini sınar.

    Acemoğlu Daron Hoca, The Economist’in bozuk ayarlarıyla nasıl oynadı?

    Daron Acemoğlu ile The Economist’in kavgası liberalizmin geleceğini belirleyecek bir iç savaş. Acemoğlu uzun süredir sosyal liberalizmi, yapay zekânın regüle edilmesini savunuyor. Şimdi ise “işçi sınıfı liberalizmi” kavramıyla karşımızda. The Economist’in Daron Hoca’ya öfkeyle saldırmasının da sebebi bu sol fikirler.