TÜM YAZARLAR

Devamı

    Avustralya’da 110 tesiste Amerikan izi: ABD ile Çin savaşırsa Canberra kenarda kalabilir mi?

    ABD ordusu ve Amerikan savunma şirketlerinin Avustralya’daki 110 savunma tesisinde kontrol veya erişim sahibi olduğunun ortaya çıkması, AUKUS’la derinleşen ittifakı yeniden tartışmaya açtı. Amerikan askeri varlığı Avustralya’nın Çin’e karşı caydırıcılığını artırırken, Washington ile Pekin arasında olası bir savaşta Canberra’nın tarafsız kalma alanını da daraltıyor. Türkiye’nin İncirlik ve Kürecik üzerinden yıllardır tartıştığı soru şimdi Avustralya’nın önünde: Müttefiklik nerede biter, stratejik bağımlılık nerede başlar?

    21’inci yüzyılda gözden kaçan bir faktör: Otoriteryen sosyal talep

    Devletlerin otoriterleşmesi” çağımızı açıklamaya yetmiyor. Toplumların güvensizlik ve parçalanmışlık hissinden beslenen “otoriteryen sosyal talep”; düzen, hiyerarşi ve denetim uğruna özgürlüklerin askıya alınmasını, çoğulculuğun çiğnenmesini ve usul güvencelerinin boşa düşürülmesini de göze alıyor

    Burdur Gölü’nde görünen Leviathan

    Burdur’da Hobbes’un meşhur Leviathan’ı ucundan göründü.Bürokratik vesayete karşı iktidara gelen partinin milletvekili bir valinin kendisini tehdit ettiğini söyleyerek devletten koruma istiyor.

    Rembrandt ve anatomist. Bilinç, verinin neresinde?

    İronisi hâlâ yerinde: Bilincin ne olduğunu bilmiyoruz; fakat seri üretim tarihini vermeye başladık. Rembrandt’ın masasında anatomik beden bütün açıklığıyla durur; ama kadavra hâlâ yaşanmış bir hayata aittir. Bugünün tekno-bilimi ise “kadavra” lehine, “yaşayan beden” aleyhine kuantum bilgisayar hızında “ilerliyor”.

    Türk ve Alman büyük sermayesi: Büyük Sıçrama’da iki başarısızlık örneği

    Almanya neden Amazon, Google, Tesla ölçeğinde yeni şirketler çıkaramadı; Türkiye’de Koç, Sabancı gibi büyük grupların yapamadığı sıçramayı Hidromek ve Baykar nasıl küçük atölyelerden başlayarak yaptı? Nokia’dan Volkswagen’e, ASML’den Otokar’a uzanan örnekler, büyük sermayenin paradoksunu gösteriyor: Kaybedecek şey büyüdükçe yeni ve belirsiz işlere girme iştahı azalıyor.

    Dicle’de Balık Avı 5-0

    Amedspor, Başakşehir’i 5-0’la geçerken skorun ötesinde güçlü bir oyun ortaya koydu. Sağ kanatta Dellova, Krasniqi ve Ballet’le kurulan hareketlilik, ters diyagonaller ve öne çıkan savunmayla rakibini felç eden Amedspor’da gecenin mimarı, hücum planını sahaya kusursuz yansıtan Besnik Hasi’ydi.

    Eylül 11 2001: “Konuşabilir miyiz, konuşmalı mıyız, yoksa konuşmamalı mıyız?”

    11 Eylül 2001 Salı günü sabahın erken saatlerinde Lahor’daydım. O sabah annem, babam, iki kardeşim ve ben oturma odasındaydık. Babamın her sabah haberleri izleme alışkanlığı vardı. Televizyon açıktı. Haberleri izliyorduk. Birden, televizyon kanalında bir haber bülteni yayınlandı. Bunu asla unutamıyorum. Amerika’nın New York eyaletinde ‘İkiz Kuleler’ (World Trade Centre) olarak bilinen dünyanın en yüksek kuleleri füze saldırısına uğramıştı. Olayı bir terör saldırısı olarak nitelendiriyorlardı. Saldırının El Kaide tarafından gerçekleştirildiğini söylediler. İkiz Kulelerden yükselen duman ve binlerce insanın koşuşturduğu manzara… Televizyon ekranında, adını daha yeni duymuş olduğum George Bush’u gördüm. George Bush, El Kaide’den intikam alacağını söyledi. “Ya bizimlesiniz, ya da teröristlerin yanındasınız.”

    Yenilme sanatı

    CHP’nin 103. yıl filminde kendi tarihinin en ağır seçim yenilgilerinden birini hatırlatması cesur bir hatırlatma. Çünkü siyasi partilerin tarihleri sadece kazandıkları seçimlerden, iktidarda yaptıklarından, liderlerinden oluşmuyor. Kaybettikleri gün ne yaptıkları da o tarihin parçası. Demokrasi biraz da yenilme sanatıdır.

    Yapay zeka, bizi öldürür mü?

    Anthropic şirketinden istifa eden Jacob Coxon’a göre yapay zeka insanlığın sonunu getirecek.Kimilerine göre bu olasılık %10.Nitekim geçtiğimiz aylarda OpenAI’nin bir deneyinde yapay zeka ajanları kontrolden çıktı, organize olup başka bir şirketin sistemini hackledi. Kabus senaryoları artık kapımızda.

    Neden enkaz altında kaldık? (10): Yıkım nedeni bulunmadan adalet kurulamaz

    Enkazdan yalnızca sanık çıkarıp yıkımın gerçek nedenini, deprem talebini, imar kararlarını, denetimi ve sonradan yapılan müdahaleleri araştırmayan yargılama; hem adaleti hem de bir sonraki depremi kaybeder.

    Savaşa kap kâğıdı

    Subay, “asker kökenli” olduğu bir sülâlede büyüdüm. Büyük babalar, amcalar savaşa da gitmiş tabii. Lâkin çocukken çok heves etmeme rağmen katıldıkları savaşlara dair bir tane anım yok. Ben de nefsimi bi güzel savaş filmleriyle öldürüyorum. Hepsi harika… Gerçeğiyle ilgili ilk hissiyatım ise ilkokulda bir tatbikatta, sığınakta. Yine mutluyum! Ders kaynamış, Nazlı yanımda… Düşmanlar gelince onu kurtaracağım.

    HaBaD-Lubaviç: Rebbe’siz bir imparatorluğun Brooklyn’den 110 ülkeye yayılışı

    Ruhi Çenet’in belgeseliyle gündeme gelen HaBaD-Lubaviç Brooklyn'den dünyanın 110 ülkesine yayılmış bir Hasidî Yahudi hareketi. Peki nasıl ortaya çıktı, hangi görüşleri benimsiyorlar?

    Neden Enkaz Altında Kaldık? (9): Yönetmelikler değişti, binalar değişmedi

    Her depremden sonra bilgimizi ve hesabımızı geliştirdik. Fakat yumuşak katı, kapalı çıkmayı, kısa kolonu ve bitişik yapıları konut geleneğimizden söküp atamadık; artan tehlike bilgisine rağmen mevcut binalar için zorunlu bir tespit ve tedbir düzeni de kurmadık.

    Koç Holding neden geleceğimiz olamaz?

    Koç’un öncelikli tercihi çok büyümek değil, kaybetmemek oldu. Kendisiyle birlikte Türkiye’yi de sıçratabilecek riskleri almak yerine olgunlaşmış pazarlarda yabancı ortaklarla güvenli ve makul kârlar elde etmeyi seçti. Bu tercih Koç ailesinin servetini korudu, holdingi Türkiye’nin en büyük kuruluşu hâline getirdi ve ona uzun bir ömür sağladı. Fakat Türkiye’nin teknoloji, marka ve karar merkezi üretme kapasitesini aynı ölçüde büyütmedi.

    Kötülük problemine cevap vermek (5): Bir kitabı kendi ölçüsüyle tartmak

    Akademik yazının sıkıcı görünen “Bu çalışma şunu göstermektedir”, “Şu daha sınırlı sonucu savunuyorum” gibi cümlelerinin bazen bir sebebi vardır. İyi akademisyen iddiasını küçültmekten utanmaz. Çünkü daha küçük ama gerçekten gösterilmiş bir sonuç, büyük fakat kanıtlanmamış bir hükümden daha değerlidir. Belki akademinin Kötülük Problemi’ne verebileceği en önemli ders buydu.

    13) Sömürgelerde olmayan neler oldu, Osmanlının “uzun 19. yüzyıl”ında

    Pierre Loti (asıl adıyla Julien Viaud), o sırada genç bir deniz subayı. Selanik’e gönderilen Fransız savaş gemilerinden izliyor bütün korkunç olayı. Yaptığı ve ağaç baskısı The Illustrated London News’ta hemen yayınlanan çizime, kıyıya yanaşmış filikaların pruvasında, ülkelerinin bayrağını tutarak dikilen yüksek rütbeli yabancı subaylar ile kara tarafında bekleşen kalabalık arasındaki gerilim bir şekilde yansıyor.

    Palamuta övgü: Sarda sarda

    Evliya Çelebi’den Karekin Deveciyan’a uzanan sofra kültürü hafızasının baş tacı palamuta yakından bakalım. Mevsiminde tavadan fırına, buğulamaya kadar taze taze yiyebildiğimiz canım palamutları derelerde katletmek yerine, biz insanlara verilen aklı kullanarak ve vicdanlarımızın da sesini dinleyerek tüketebiliriz.

    Doğu Demirkol mizahı: Kendimize gülebilmek

    Kutsalla alay etmek başkadır; insanın kutsal karşısındaki hâllerine gülmek başka. Türkiye’de din ile dindarlık arasındaki ayrımın hayati önemi de tam burada saklı. Dini, dindarın bütün fani günahlarından sorumlu tutmamak; dindarı da din kalkanının arkasına saklayarak eleştirilemez ilan etmemek gerekiyor. Bu ince ayar, sadece daha sahici bir inanç dünyası kurmakla kalmaz; aynı zamanda çok daha nefes alabilir, zengin bir kültürel hayatın da kapılarını aralar. Belki o zaman gerçekten daha iyi filmler, daha derin romanlar, daha kalıcı şarkılar ve daha doyurucu ve zengin bir mizah çıkar ortaya.

    Yapay Zeka Gerizekalıdır

    Yapay zekanın orjinal tarafı neredeyse tüm insanlığın geçmiş bilgisine sahip olmasıdır. Ama tek bir insan ferdinin yaratıcılığına sahip değildir. Hadi bir beyne benziyor deseniz bile ortada bir irade yoktur. O bir iradesiz bilgi, bütün yürünmüş yolların kullanıma hazır haritası, sarfedilmiş sözlerin kopyasını üretebilen bir ayna, söz taklidi yapan bir numaradır. Bilgi ile yapılan işlerin hepsini tek tek her insandan daha iyi yapar. Fakat yapay zeka size söylediği tek bir kelimeyi bile “anlamaz”. Anlamak nedir bilmez.

    Üsküdar; at, sıpa ve sopa

    Üsküdar’da olan biteni “Atı alan Üsküdar’ı geçti” sözü anlatmıyor. Sezercik filmindeki o meşhur replik anlatıyor: “Benim babam çok zengin. Alacağım sıpayı, basacağım sopayı.”

    AfD’nin doğu zaferi ve Weidel vakası

    AfD lideri Weidel’e tam “Nazi” damgasını yapıştıracakken, ortaya Sri Lanka kökenli eş çıkıyor. Tam “homofobik” diyecekken, eşcinsel kimlik ve hatta eşiyle birlikte büyüttüğü iki çocuk beliriyor. “Bağnaz”lıkla itham edilecekken Çin üzerine doktora ve Çince bilgisi ileri sürülüyor. “Revizyonist” argümanı hazırlanırken İsrail’le, Rusya’yla ilişkiler yardıma koşuyor.

    Kötülük problemine cevap vermek (4): Kötülük problemini batı’da aramak

    Kuran kötülük ve acı meselesini susturmuyor. Tam tersine soruyu anlatının içine alıyor. Melekler kan dökülmesini soruyor, Hz. Musa görünürdeki haksızlığa itiraz ediyor. Yani “Böyle şeyleri sormak Batılı bir problem üretmek” değil.

    Neden Enkaz Altında Kaldık? (8): Binaları teslim ettik, güvenliği sahipsiz bıraktık

    İskân, bir binanın ömür boyu güvenli kalacağına dair garanti değildir. Yapı kullanıma açıldıktan sonra taşıyıcı sisteme yapılan müdahaleleri izlemeyen düzen, denetim için depremi bekliyor.

    “Kürtler Birleşemez” sözü gerçekte ne anlatıyordu: Safevilere karşı Kürt-Osmanlı ittifakı

    1514-1516 arasındaki Kürt-Osmanlı ilişkisi, karşılıklı taahhüt ve çıkarlara dayalı bir ittifaktı. Kürdistan beyleri ülkelerini Osmanlı devletine katarak Sultan’a teb’alığı kabul ettiler; buna karşılık kendi hanedanlarını, topraklarını ve dinî-toplumsal düzenlerini koruyan statüler elde ettiler. Osmanlı merkezi de Kürtlerin askerî gücüne, coğrafya bilgisine ve kendi sınırları içindeki meşruiyetine ihtiyaç duyuyordu. Kürt beyleri, Safevi idarecilerini kendi irsî topraklarından çıkarmak için başkaldırmış, yalnız kendi bölgelerinde savaşmakla kalmayıp birbirlerine askerî yardımda bulunmuşlardı.

    Türkiye’nin adı konulmamış çözüm süreci

    15 yıldır İran’da yaşayan Hizbullah lideri Edip Gümüş, iki ay önce Türkiye’ye döndü, yeniden yargılandı ve cezaevine girmedi. Böylece adı konulmamış bir çözüm süreci tamamlandı.

    Türkiye’nin İsrailcileri: Hıncın Jeopolitiği

    İslâm’la hesaplaşan eski mütedeyyinlerden seküler Türkçülere, Gülen çevresinden Washington’daki güvenlik uzmanlarına ve bazı Kürdistânî yapılara uzanan İsrail yanlısı damar aynı kaynaktan beslenmiyor. Bu çevreleri birleştiren şey İsrail sevgisinden çok, kendi düşmanlarına karşı İsrail’i kullanışlı bir güç olarak görmeleri.

    Neden enkaz altında kaldık? (7): Herkesin herkesi kandırdığı yapı denetim sistemi

    Konuyu aylar boyunca inceleyen uluslararası bir uzman, kamu görevlilerinin de bulunduğu ancak resmî niteliği olmayan samimi bir toplantıda Türkiye’deki yapı denetim sistemini dört kelimeyle özetlemişti: “Herkesin herkesi kandırdığı sistem.” Masada kısa bir sessizlik oldu. Çünkü kimse itiraz edemedi.

    Muhteşem geri dönüş

    Amedspor’un 2-0 geriden gelerek 2-2’lik skoru yakalaması, Surların sessiz heybetine çok yakıştı. Gift Orban’ın iki golü, mağrur Dicle’nin koşullar ne olursa olsun kendi yatağında isyankâr akış arzusunu sembolize etti. Bunlara Besnik Hasi’nin taktik becerileri de eklenince takım İstanbul’dan eli boş dönmedi; çok ihtiyacı olan puanı ve moral değerleri yüklenerek döndü.

    Kötülük problemine cevap vermek (3): Bilmediğimiz hikmetler ve şüpheci teizmin bumerangı

    Bir acının ilahî gerekçesini göremememiz, böyle bir gerekçenin olmadığı anlamına gelir mi?Ahiret acıyı telafi edebilir; fakat tek başına gerekçelendirmez.

    Şakacıktan…

    “Masuscuktan, şakacıktan” çocukluğumdaki en yaratıcı, bereketli kelimelerden. O anahtarla oyunlar, hatta oyuncaklar yaratıyor, dünyayı hayallerinle yeniden kuruyorsun. Ama büyüyünce tehlikeli. Bazı insanlar “şakacıktan” fena hâlde alınabilir, hatta sen de içeri alınabilirsin. Sonrası da şaka gibi… Deniz Göktaş “şakacık”tan tahliye ediliyor; yani “şaka”dan hapse atıldıktan sonra o şakalardan tahliye kararı veriliyor. Ama ânında “Daltonlar şakası” nedeniyle tutuklanıyor.