TÜM YAZARLAR

Devamı

    Ermenistan sandık başında: Paşinyan’ın kavgası aşkından büyük

    Ermenistan, yarın sandık başında. Eşinden ayrıldığı dönemde müzik açıp uzaklara daldığı yayınlarla Instagram fenomenine dönüşen Paşinyan’ın kavgası ise aşkından büyük. Ermenistan’a kalıcı barışı getirmek, anayasayı değiştirmek ve Rusya’nın etkisini kırmak. En büyük rakibi ise milliyetçilik.

    Dünyanın en belalı kıskançlığı

    “Ben öleceğim, sen kalacaksın… Dünyanın en karmaşık, en belalı kıskançlığı, sevdiğin kadının artık sen dünyada olmadığındaki geleceği için duyduğun kıskançlıktır!” Nâzım’ın son aşkı Vera’nın anıları şairi kemiren bu duygunun da seyir defteri. Son gecesinde de hüzünlü bir veda: “Bağışla beni. Kıskançlığımla çok üzdüm seni…” Bütün bunlar bir şairi duygularıyla mahkûm etmemeyi öğretirken, onu “asıl meziyetiyle”, şiiriyle sevme bahtiyarlığına da ulaştırıyor insanı.

    Anlamayı öğrenmek: Edgar Morin’in ardından

    Fransız sosyolog ve felsefeci Edgar Morin geçen hafta hayatını kaybetti. Ötekini anlamak için ömrünü verdi. Yeni bir dünyanın ve birbirini anlayan insanların barış içinde var ettiği yeni bir hümanist kültürün inşası için çok çaba sarf etti.

    Cübbeli Ahmet, “Kabirden talimat alıyorum” dedi, ortalık karıştı

    Türkiye’nin en nüfuzlu tarikatlarından birinde yaşanan yönetim kavgası teolojik bir krize dönüştü. Cübbeli Ahmet Mahmut Efendi’nin ölmediğini tarikatını mezarlıktan yönetildiğini iddia edince büyük tepki topladı. Peki tartışmanın arka planında ne var? Hiçbir zaman kanıtlanamayacak iddialar üzerinden kurulan otoritelerin temelinde ekonomik paylaşım kavgası mı yatıyor?

    Katolik Evliliği Yapmadığınız Sürece Süresiz Nafakanın İptali Kadınların da Lehinedir

    Süresiz nafakanın kaldırılmasını kadınların başkaları tarafından sürekli korunması gereken edilgen bir statüden, bir miktar desteklendikten sonra kendi ayakları üzerinde durabilen daha etken bir statüye terfisi olarak görmek lazım.

    10 yıl önce Melbourne’deki Apple mağazasından çıkarılan Sudanlı bir genç vardı, artık belediye başkanı

    Melbourne’da 2015’te bir Apple mağazasından şüpheyle çıkarılan Sudan kökenli gençlerden Mohamed Semra, yıllar sonra aynı şehrin batısındaki Maribyrnong Belediyesi’nin başkanı oldu.

    Bir yol bulmak ya da bir yol yapmak

    İmamoğlu ve Özel, Kılıçdaroğlu ile kavgalarını CHP içinde sürdürmeye kararlılar. Eğer yeni bir yola çıkılacaksa, denenmesi mümkün her şey denedikten sonra çıkacaklar.

    Sürece de mutlak butlan gelir mi?

    İki taraf silahlara vedada anlaşmışken buna “bu şartlarda olmaz bu” diye karşı çıkmak hem anlamsız, hem konuyla ilgisiz hem de ahlaken bencilce bir itiraz.

    Omelas’ın bodrumundaki milyonlar ve ana muhalefetteki kör dövüşü

    CHP’deki liderlik kavgası, Türkiye’de yıllardır yerleşen “iltisak”, “örgüt”, “düşman” dilinin muhalefet tarafından da içselleştirildiğini gösteriyor. İktidarın rakiplerini tasfiye etmek için kullandığı cephanelik, bugün muhalefetin kendi iç hesaplaşmasının silahına dönüşmüş durumda.

    İki CHP

    Hukuken CHP’nin kapsısına kilit vurulmadı ama fiilen CHP ikiye bölündü. Parti içi bölünmenin fitili ateşlendi ve “mahkemenin CHP’si” ile “sandığın CHP’si” arasında keskin bir çatışma baş gösterdi.

    Anıtkabir, Atatürk Stadyumu’na karşı

    Ankara’da Anıtkabir’de Ey Türk Gençliği diye seslenilen gençlik, İstanbul’daki Atatürk Stadyumu’nda konserdeydi. Ankara’daki derin siyasi kriz Türkiye’deki vatandaşların ne kadarının gündemine girebilir ya da girdiyse kalabilir? Hayatın normalliği, siyasetin anormalliğine galebe çalıyor.

    DEM Parti’ yasal adımları bekliyor ama…

    Her ne kadar DEM Parti yöneticileri, yasal adımların Haziran ayında atılacağına dair kararlı ve tekrar eden açıklamalar yapıyorlarsa da, ben bunun ne Haziran’da ne de Temmuz’da gerçekleşeceğini hiç düşünmüyorum.

    Aşırı siyaset

    Bayram sohbetlerinde siyaset her zaman konuşulur ve güzel bir hoşluk da yaratır ama bu kez yenilen tatlılardan sonra değil henüz içilmeyen kahvelerden önce olunca durup düşünmek gerekiyor. Toplum aşırı bir siyasete maruz kalmışlıktan dolayı tam da siyasetten uzaklaşıyor.

    Kapitalizmden kaçış

    Kapitalizmi daha da ayrıntılandırarak anlattığımda herkesin aklına en sonunda “Peki’ çıkış mümkün mü?” sorusu gelir. Kendisine yöneltilen bu soruya çoğu insan “Hayır, mümkün değil, karşı da olunsa kaçamazsınız!” cevabını verir. Aslında çıkış mümkündür; tamamen olmasa da. Başlangıçta küçük bir parça kaçırmak, sonra kaçırılan parçayı zamanla büyütmek çaresi vardır.

    Onun adına değil insanlık adına utandım

    Asıl mesele utanç duygusunun kaybıyla da güncellenen kıymeti… “Onun adına utandım” deyimi de ondan güncel. Mecburen... Ama nafile. “Onun yerine” utanmanın utanmadan yoksun yahut muaf olana faydası yok. Adını onun adınla, yerinle lafın gelişi de olsa anmayacaksın esasında. Duygularını, derdini, ifadeni onun için, ona göre, o seviyede konumlandırmayacaksın. Yalnızlaştıracaksın… “Onun adına” değil inadına, deyiminde bile onun utanmazlığının üstünü çizerek; “İnsanlık adına utandım!..”

    Prokrustes’in demir bir yatağı varmış…

    Son bir hafta içerisinde olan biteni anlamaya dönük çabalar aşırı teorileştirme, kendi zihnini aktörlere yansıtma ve postmortem analizin bütün semptomlarını gösteriyor. Gerçek ise analizcilerin tenezzül etmedikleri kadar basit.

    Siyasi gelişmelerde zihniyet izi…

    Ana muhalefet, iktidarın ağır ve keyfi baskısı altında kıvranıyor. Bu da yetmezmiş gibi, kendi içinde iki açıdan kaynıyor.

    Savaş mevsiminde demokrasi bitkisi

    Türkiye’de demokrasinin tedrici kayboluşu, demokrasinin dünya ölçeğindeki krizinin bir parçası olarak anlaşılmalı. Parti ve yöneticilerden bağımsız olarak Türkiye gibi bir devletin demokratik kırılganlıktan uzaklaşmaktan başka bir seçeneği kalmamış olabilir. Belki de ülke savaş sathımailine girmiş bir ülke olarak görülmeli.

    Pierre Laval sendromu

    Savaş karşıtı bir sosyalist olarak yükselen Pierre Laval, halkın değil işgalcilerin desteğine yaslandığında Fransa tarihinin en nefret edilen isimlerinden birine dönüştü. Onun hikâyesi, meşruiyetini seçmenden değil güç odaklarından alan siyasetçilerin neden sonunda yalnızca birer aparat olarak hatırlandığını anlatıyor.

    Türkiye, “Demokratik Almanya” olur mu?

    Doğu Almanya’da iktidarla birlikte el kaldıran dört muhalefet partisine halk “blok flütçüleri” diyordu. Die Zeit, CHP’ye mutlak butlanı bu modelle açıkladı. Berlin’deki DDR Müzesi’nde bugün bir oyuncakla hicvediliyor.

    Modern insan neden Kurban ibadetinden rahatsız oluyor?

    Kurban, modern insanın sandığı gibi ilkel bir kalıntı değil; onu steril konforundan çıkarıp varoluşun yalın gerçeğiyle yüzleştiren bir panzehirdir. Belki de bu bayram, kronolojik kibrimizi bırakıp, feda edebildiğimiz ölçüde insan kaldığımızı hatırlama vaktidir.

    “Baba ocağı”nı terk etmek…

    Özgür Özel’in CHP için kullandığı “Baba ocağı” güzel bir metafor. Ama baba ocağı herkesin geri döneceği değil, bir gün terk edilmesi gereken bir yerdir de. Evlatlar, baba ocağını terk ettikleri gün büyürler ve olgunlaşırlar.

    Paralel eski Türkiye’ye de veda…

    90’larda Kuştepe’de entelektüel hayatın, 2000’lerin ilk 10 yılında Dolapdere’de ifade hürriyetinin, 2010’lu yıllardan sonra Santral İstanbul’da küresel, asri hayatın merkezi olan Bilgi Üniversitesi’nin kapanmasıyla paralel eski Türkiye’den de geriye pek bir şey kalmadı.

    Batı’nın batısı doğu çıkınca

    Doğu veya Batı’da takılı kalan bir taşralılık (provincialism) vakti geldiğinde gerekli olan öz-düşünümselliği gösteremiyor. Sadece nesne arayanlar (kendilerini bir nesne olarak düşünenler) kendi kendilerine bir özne olarak rastgelemiyorlar.

    Liyâkatten “Orada Olmak”a…

    “Liyâkat”in hayâtî önemiyle Hacettepe “Sosyoloji/Sosyal Çalışma” bölümüne kayıt yaptırırken karşılaşmıştım. İki bölümden birini seçmemiz istendi. Niyetim hep sosyolojiydi ama bir hocamın uyarısı her şeyi değiştirdi: “Sosyoloji Bölümü akademik liyâkatten uzak!” Seçimimdeki isabeti 12 Eylül darbesi de tescilledi maalesef; bölümü anında kapattılar. Bugün anması bile lafügüzaf; liyâkat “nisyan-ı ebedîye mahkûm olmuş yad-ı cemil (sonsuz bir unutuluşa mahkûm edilmiş güzel hatıra)”. Örnekleriyle aynı zamanda kara mizah.

    Kızlar Reis istese bile evde kalır mı?

    Kadınlar çağlar boyudur çalışıyor. Tarım toplumunda ücretsiz aile işgücü olarak çalışırken, kimse kadınlar evde ayağını uzatıp çalışmasın demiyordu. Şimdi olan daha prestijli işlerde çalışmalarıyla aile içindeki güç dengelerinin değişiyor olması.

    Siyasetin İptal Edilen İradesi: Bir “Yargısal Müdahale” Kroniği

    1954’de Millet Partisi, 1957’de Vatan Partisi ve 27 Mayıs darbesinin ardından Demokrat Parti asliye hukuk mahkemeleri tarafından kapatılmıştı. Siyasi Partiler Kanunu bir partinin kaderini bir asliye hukuk hakimine bırakmamak için çıkarılmıştı

    Postkolonyal Teorinin İslamcıların Elinde Görülmesinin Yol açtığı Dost-Kemalist İğrenti

    Batıda neredeyse artık bittiği halde Türkiye’de yaygın ve yükselişte olan postkolonyal teori veya daha rafine haliyle dekolonyalizmin tetiklediği yeni bir tartışma var. İslamcılar sömürgecilik karşıtlığını istismar ediyorlar diyen bir tartışma. Peki ne kadar haklı bir eleştiri bu?

    Antalya: Ateşin ortasındaki cennet

    İran savaşı, İngiltere pazarındaki rezervasyonların Mallorca’ya, Kanarya Adaları’na kaydırılmasına neden olmuş. En büyük tur operatörleri günlük 15-20 bin kişilik iptaller yapmış. Otel, mart ayını neredeyse hiç rezervasyon almadan geçirmiş. Barış görüşmeleri, ateşkes ihtimali gibi haberler konuşulunca rezervasyonlar hafif hafif yeniden başlamış.

    Çipras geri dönüyor: Yunan solunun enkazından yeni bir lider çıkabilir mi?

    2015’te kemer sıkma politikalarına karşı yükselip Avrupa solunun sembolüne dönüşen Aleksis Çipras’ın siyasete dönüş hazırlığı, Yunanistan’da yeni bir tartışma başlattı.