TÜM YAZARLAR

Devamı

    Deccalin görünümleri

    Deccal tarih içinde akan kötülüğün yer yer bir suret kazanıp göründüğü bir akıntının adıdır. Mehdi veya Mesih ise tarih içinde akan iyiliğin yer yer bir suret kazanıp göründüğü akıntının adıdır. Bu akıntıların ikisi de bütün dinlerden daha eskidir.

    “Siyasetçi değilsin”

    Siyasetçinin yerini bulduğu bir ülkede, belki ilk defa “siyasetçi” kelimesi, arkasından konuşulan bir gölge olmaktan çıkar; önünde durulabilen bir sorumluluk olur.

    Bahçeli, konuşmasının sonuna neden o cümleyi ekledi?

    Bahçeli, yine Meclis grubundaki konuşmasında herkese bir sürpriz yaptı. Peki Bahçeli, son anda konuşmasına “Ama” ile başlayan o radikal çağrıyı neden ekledi?

    Bahçeli ‘sözüm sözdür’ diyor

    Kamuoyunda “kardeşlik süreci” olarak anılan süreç, kısa bir kriz döneminin ardından yeniden canlanmış görünüyor. Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki gerilim, Türkiye’ye de yansımıştı. Suriye’de tarafların imzaladıkları son mutabakatların tansiyonu düşürdüğü söylenebilir.

    Molla rejimi sallanırken

    İran’da aydınlar arasındaki temel tartışma tıpkı bugün olduğu gibi “bir Amerikan müdahalesi olmalı mı olmamalı mı?” şeklindeydi.

    CHP çözüm sürecinde AK Parti’ye nasıl gol attı?

    AK Parti-MHP süreçle Türk seçmenlerin bir kısmını kızdırmıştı, Suriye’yle ise Kürt seçmelerin neredeyse tamamını kızdırmayı başardı. İktidarın riskler alıp yürüttüğü sürecin meyvelerini CHP topluyor. Biraz adaletsiz sonuç ama vaka bu.

    Kürtler nereden koptu?

    Son 45 yıldır örgüt ve partiler parantezine sıkıştırılmış Kürtlük bilinci, zincirlerden kurtulup kendi var olma duygusuna doğru baraj kapakları açılmış gibi akıyor

    Geleneğin inşası açmazı içinde biz kimiz?

    Ortak aidiyet; eğitimde, şehirde, dilde, estetikte ve üniversitede yavaş yavaş, farklılıkları tanıyarak ve onları dışlamadan kurulur. Viktorya tecrübesinin asıl dersi tam da budur: Gelenek, kimliği bastırarak değil; kimlikleri taşıyarak birleştirir.

    Adam Phillips’in Houdini’nin Kutusu: Kaçış sanatı üzerine

    Adam Phillips’in Houdini’nin Kutusu: Kaçış Sanatı Üzerine adlı kitabı, insanın en temel ama en az konuşulan dürtülerinden birine odaklanır: kaçmaya.

    Günahkârlar: Canhıraş blues yapmak…

    Ryan Coogler’ın Günahkârlar (The Sinners) filmi 16 dalda Oscar adayı olarak rekor kırdı. Sinemaseverler en iyi film gibi önemli ödülleri alamayacağını düşünse de Günahkârlar; farklı diliyle kayıtsız kalınamayacak bir film.

    Trump faktörü ve “Zeitenwende”: Almanya dış politikasının zorunlu dönüşümü

    Trump, Almanya dış politikası için bir istisna değil, sert bir öğretmendi. Almanya, geri dönüşü olmayan bir eşiği aşmıştır. Bu eşik, "ticaret yapan devlet" kimliğinden, "jeopolitik oyuncu" kimliğine geçiş sancısıdır.

    Suriye’de kimler kazandı, kimler kaybetti?

    Bu işin en çok kazananı Suriye oldu. Türkiye’nin Kürt fobisi sayesinde çok fazla kan dökmeden büyük toprak parçalarını, petrol yataklarını ve barajları kontrol altına almayı başardılar.

    “Hakikat ve adalete adanan” toplumsal bellek için bütün hafıza emekçileri birleşin

    Belleği görünür kılan “hafıza mekânları” toplumsal hafızayı da buluşturuyor. Otoriter yönetimler o mekânlarla savaşırken, insanı hafızasıyla da savaştırıyor. Öyle meydan muharebelerinin ardından “Meydansız tek Başkent” olarak anılıyor Ankara. O yüzden “Abdi İpekçi”yi bugün, öldürülmesinin 47. yılında kuşatılan parkıyla, yıkılan spor salonuyla da hatırlıyorum. “Toplumsal Bellek Platformu”nun kurulmasına neden olan 17 ismin arasında olmasıyla da…

    Kürtlerin dostları ve düşmanları

    “Kürtler” artık sadece ezilen bir halk değil. Çoğul aktörlerin içinde olduğu, çok sesli bir özne. Dayanışmaya, sevilmeye değil, pragmatik işbirliklerine, eşit ilişkilere ihtiyaçları var.

    AB Hindistan’a yaklaşınca

    Türkiye’deki bazı çevrelerdeyse “Bize kapatılan kapılar, Hintlilere açılıyor” türünden bir rahatsızlık duyuluyor. Hindistan Ekspresi Avrupa’ya doğru yola çıkarken, Türkiye adeta bir “İstasyon Yalnızlığı” yaşıyor gibi. Türkiye İran konusunda da iki istasyon arasında kalmış bir treni andırıyor. Bir tarafta batıdaki özgür yaşam tarzı, diğer tarafta İran benzeri rejimler… Hint basını “Trump’ın ABD’sine karşı bir Kanada-AB-Hindistan hamlesi”nden söz etmeye başladı. Avrupa açısından Hindistan’la ticareti büyütmek sadece yeni satış alanları bulmak değil, Asya’da büyük bir aktörle uzun vadeli bağ kurmak anlamına geliyor.

    Kürt Meselesi: Beklenti ve karşılaşmalar

    Amedspor’un Bursa’da, Sivas’ta karşılanma biçimi; spor sahalarının aldığı şekil; bunların bir grup aşırılık yanlısını değil, şehrin duygularını ve kurumlarını temsil etmesi bu konuda çok şey anlatmaktadır.

    Putin’in bile gerisine düşmek…

    Özel’in Esad gibi bir demokrasi aşığında bulduğu huzuru, Şara’nın kaçırdığı anlaşılıyor. Gerçekten Türkiye’deki Şara karşıtlığı bir dış politika konusu değil, üzerine uzun uzun düşünülmesi gereken bir iç politika meselesi.

    Ekonomi bir sonuçtur asıl olan siyasettir

    Muhalefet, gerçekten de son dönemde, daha çok, pahalılık üzerine yapılan analizler üzerinden şekilleniyor. Bu yaklaşıma göre seçmenin ve siyasetin tayin edici ölçütü “geçim”dir. Evet, geçim meselesi, tüm dünyada hem hayatın hem de siyasetin merkezinde olan bir konu. Ancak halka sürekli “Sen geçinemiyorsun, her şey çok pahalı, o yüzden de bize oy vermelisin” derseniz, bunun size seçimi kazandırması garanti değildir.

    Birilerinin hayali, birilerinin kabusu

    Yüzde yüze yakın Arap Rakka ve Deyrrozzor’u silah zoruyla elinde tutmuş, her köşesine Apo resimleri asmış, tehlikeli gördüğü herkesi çocuk demeden IŞİDçi diye hapse atmış, Rudaw’a ve Barzani partilerine bile tahammül edememiş, içinde onlarca demokratik geçen yönetim modelini örgüt komiserleriyle yürütmüş, Mazlum Abdi’nin tepesine bile komiser atamış, elde ettiği petrol gelirlerini şehirlerde tünel kazdırmaya harcamış, dağlarda zamanı durdurmuş bir örgütün hayalleri sadece Arapların değil, Kürtlerin de kabusu olabilirdi.

    ‘Masada olmazsak menüde oluruz’

    Şimdi Avrupa ülkeleri kendi kimliklerini kanıtlamak, kendi varoluşlarını kendi bağımsız duruşlarıyla sürdürmek gibi bir zorunlulukla karşı karşıyalar. Dünya bugün üçe değil yediye bölünmüş durumda. (1) Merkezdeki aktör ABD, (2) ABD’ye alternatif oluşturabileceği varsayılan Rusya ve Çin gibi iki otoriter rejim, (3) Artık eski gücünde olmayan Avrupa Birliği, Kanada, Avustralya, İngiltere, Japonya gibi demokratik toplumlar, (4) Türkiye, Meksika, Güney Afrika gibi orta büyüklükte ve orta çaplı ekonomisi olan kısmen gelişmiş ülkeler, (5) Kaderini ABD’ye bağlamış olan zengin Arap ülkeleri, (6) İsrail, Singapur, Hong Kong, İsviçre, Güney Kore gibi küçük ama zengin ülkeler, (7) Yoksul ülkeler.

    İsmet Özel Said Nursi’yi neden kıskanıyor?

    Peki Said Nursi’deki bu radikal yerlilik karşısında İsmet Özel’in durduğu yer neresidir? İsmet Özel’in Said Nursi aleyhinde söyledikleri (çoğu gayriciddi) ifadelerden ne tür bir sonuç çıkarmak gerekir?

    Rojava’da stratejik daralma: Dengeler ve gelecek senaryoları

    Rojava ve dolayısıyla Suriye’deki gelişmeler, duygusal bir trajedi olarak değil, analitik bir stratejik manevra olarak okunmalıdır. Bu süreç, çatışmayı askıya alan, alanı daraltan ve zamanı büyük güçler lehine uzatan bir stratejiyi temsil eder. Ancak sis dağılmadıkça, dengelerin nasıl evrileceği belirsizliğini korur – bu, uluslararası güç dengelerinin değişmez bir gerçeğidir.

    Yunanistan: Yunan halkının bir kısmına göre cehennem, Türk turiste göre cennet

    Avrupalıların kendi ülkelerini algılama şekilleriyle Türklerin onların ülkelerini algılama şekilleri, bazı noktalarda, 180 derece ters olabiliyor. Bu tezat veya paradoks, son dönemde en çok fiyatlar konusunda görülüyor. Örnek: Birçok Yunanlıya göre Yunanistan artık ortalama bir Yunanlının tatil yapamayacağı kadar pahalı. Peki neden ortalama Türk’ten daha yüksek geliri olan ortalama Yunanlı, Yunanistan’ı “tatil yapılamayacak kadar pahalı” olarak nitelerken; daha düşük bütçeli olan Türk, Yunanistan’a gitmesi durumunda Yunanistan’ı diğer Türklere “ucuzluk cenneti” diye anlatıyor?

    İsmet Özel: Bir dava adamının aktif nihilizmi

    İsmi gündemden düşmeyen, fikirleri sert tartışmalara yolaçan, şiirleri bütün bir İslamcı (ve İslamcı olmayan) kuşağı etkileyen, günümüz Türkiye'sinin kültürel-politik etosunda derin izler bırakan şair İsmet Özel kimdir, ne yapmak istiyor?

    Türkiye ve İslam dünyasında düşünememe sorunu

    Metodik şüphe, zekânın pratik kurnazlığı değil; aklın vicdanlı cesaretidir. Hiçbir otorite, gelenek ya da metin eleştiriden muaf değildir. Ancak Türkiye ve İslam dünyasında bu tavır epistemik bir gereklilik olarak değil, ahlâkî bir tehdit olarak kodlanmıştır. Merak, ilerlemenin değil; şüphenin, güvensizliğin ve sadakatsizliğin işareti hâline getirilmiştir.

    “Tekliğin sultanlığı”nın anlaşılamayan saltanatı

    Dokuz yıl önce bugün hayata veda eden Ergüder Yoldaş’ın Sultan-ı Yegâh bestesi, 12 Eylül’ün darbe TRT’sinde “en çok çalınan şarkı”. Oysa o şarkı Attilâ İlhan’ın bir önceki 12 Mart askeri darbesine kahreden aynı adlı şiirinden. Üstelik şairin idam edilen “genç fidanlar”a ağıtı “Mahûr” da Yoldaş’ın bestesiyle aynı albümde. Konserlerde, turnelerde en ön sıraya kurulan darbe komutanları “tekliğin sultanlığı”nı ayakta alkışlıyor. Sonrası hazin.

    “Abdi, Savunma Bakan yardımcılığı için isim verdi. ‘Terörsüz Türkiye’ ismi dahil güncellenebilir”

    Ankara’ya göre ABD’nin çekilmesiyle Rojava ve SDG meselesi bitmiş oldu. Örgütün de bu gerçeği kabul etmesi, Şam ile entegrasyonuna engel olmaması bekleniyor. Suriye’nin çatışma olmadan bir çözüme kavuşmasından sonra çözüm sürecinin ivmesinin artırılması, hızlandırılması hatta güncellenmesi düşünülüyor. Hatta Terörsüz Türkiye adı yerine, sürecin bundan sonraki kısmı için daha kapsayıcı ve pozitif başka bir ad kullanmak bile gündemde.

    Trump’tan dünyaya ücretsiz uyandırma servisi: Davos, 6. Filo’yu nasıl göle döktü?

    Yıllarca küreselleşmenin, liberal dünya düzeninin övüldüğü Davos; bu sene 6. Filo’yu denize dökmek isteyen küçük bir sosyalist partinin Taksim’deki kurultayı havasında geçti. Belçika başbakanı Amerika’nın kölesi olmayacağını ilan edip Marksist yazar Gramsci’ye atıf yaptı, Kanada Başbakanı Mark Carney ise Trump’ın yıktığı kurallara dayalı dünya düzeninin en baştan itibaren yalan olduğunu itiraf etti. Çinli muhalif sanatçı Ai WeiWei’nin yıllar sonra memleketine dönüp Batı’yı eleştirmesi ve Çin’i övmesi de aynı hikayenin bir parçası. Trump, dünyayı çok derin bir uykudan uyandırdı. Davos’taki bu butik komünist ayaklanmanın ardında çok büyük bir küresel değişimin ayak sesleri var.

    Kırmızı çizgi yine Suriye

    2013 yılında Öcalan ziyareti öncesinde Sırrı Süreyya Önder, Başbakan Tayyip Erdoğan’la bir görüşme gerçekleştiriyor. Bu 3 saatlik görüşmede Başbakan kendi kırmızı çizgilerini ve yaklaşımlarını anlatarak özetle şu mesajı veriyor: “Türkiye’de her türlü uzlaşmaya varım. Her fedakarlığı da yaparım. Ancak Suriye’de özerk bir Kürt varlığını kabul edemem.”

    Oyun, set, maç: Zeynep Sönmez

    Zeynep Sönmez, Avustralya Açık ana tablosunda elemelerden gelerek aldığı galibiyetlerle bu seviyede kalıcı olabileceğini açık biçimde gösterdi. Sahadaki oyunu ve maç ritmi, bu başarının bir sürpriz değil, hazırlığın sonucu olduğunu ortaya koydu. Korttaki atmosfer ve tribün desteği, bu performansın karşılıksız olmadığını gösterdi. Zeynep Sönmez artık Grand Slam sahnesinde ciddiye alınması gereken bir oyuncu.