TÜM YAZARLAR

Devamı

    Hedef kış gelmeden dağların boşaltılması

    Devletin yasa sonrası süreç hazırlıkları tamam. PKK’lıların silah bırakma ve Türkiye’ye dönüşü için Ankara-Bağdat-Erbil ve Süleymaniye arasında bir mekanizma kuruldu. Kamplarından ayrılan PKK’lılar muhtemelen Süleymaniye’de kurulacak toplanma merkezlerine gelecekler. PKK bu merkezlere Barış Kampları adını veriyor. Ayrıca silahların teslim edileceği silah tespit noktaları da oluşturulacak. Bütün bunların kış şartları gelmeden bitmesi planlanıyor.

    Avrupa, Ukrayna’da Rusya ile savaşı göze alacak mı?

    Ukrayna savaşında dördüncü kış yaklaşırken cephedeki mücadele giderek enerji, lojistik ve gıda altyapısına kayıyor. İngiltere ve Avrupa ülkeleri Kiev’e askeri desteği artırırken Moskova’nın tehditleri de artık doğrudan Avrupa başkentlerini hedef alıyor. Asıl soru giderek daha yakıcı hale geliyor: Avrupa, Ukrayna’yı desteklemekle Rusya’yla doğrudan çatışmak arasındaki çizgiyi nereye kadar koruyabilecek?

    Neden Enkaz Altında Kaldık? (5): Her diploma her binaya yetmez

    Dört yıllık lisans eğitimi mesleğe giriş için gereklidir; her yapı türünde sınırsız yetki için yeterli değildir. Eğitimin niteliğini düşüren ve mezunu ertesi gün her işe yetkili sayan sistem, genç mühendisi karar verici değil imzacı yapıyor. Deprem ise diplomayı değil, mühendislik muhakemesini sınar.

    Acemoğlu Daron Hoca, The Economist’in bozuk ayarlarıyla nasıl oynadı?

    Daron Acemoğlu ile The Economist’in kavgası liberalizmin geleceğini belirleyecek bir iç savaş. Acemoğlu uzun süredir sosyal liberalizmi, yapay zekânın regüle edilmesini savunuyor. Şimdi ise “işçi sınıfı liberalizmi” kavramıyla karşımızda. The Economist’in Daron Hoca’ya öfkeyle saldırmasının da sebebi bu sol fikirler.

    (11) Hayır, ekonomi değil; her şeyin başında siyaset, işgal ve ilhak geliyor

    1500 sonrasında Avrupa’nın denizaşırı fetihleri, yalnızca toprakların ele geçirilmesi değil; teknolojik, tarihsel ve kültürel uçurumun üzerine kurulan yeni bir sömürü ve tahakküm düzeniydi. Modern devletin Leviathan’ı yerli toplumların din, kültür ve eğitim dahil bütün ilişkilerini parçalayarak içine girdi. Bu emperyalizm, geleneksel kara imparatorluklarından ve özellikle Osmanlı’dan kökten farklıydı.

    Güzellik, altın oran ve biriciklik

    Güzellik de aşk gibi tarifi müşkül bir mesele. Ama çocukluğumdan beri denklemi sadeleştiren bir formül aklımda: “Altın Oran”. Tarihteki yüzleri arasında 44 yıl önce kaybettiğimiz Ingrid Bergman da var. O da değişiyor tabii. Hatta insan eliyle yaratılanı podyuma çıkıyor. Lâkin doğanın eseri olan klasik estetiğe mânâ, derinlik katan kusurlar, dönemin abarttığı ödünç, tipi tip estetik anlayışının en büyük mağlubiyeti. İnsanın öyle bir “güzellik” uğruna biricikliğini kendi elleriyle yok etmesini, zamana, sisteme böylesine boyun eğmesini anlamlandırmak da zor bazen. Hele sonuç hüsran olduğunda…

    İstenmeyen yazar

    Hans Fallada, bütün telkinlere ve tehditlere rağmen gitmeyen, gidemeyenlerdendi. Küçük adamların “küçük muktedirciklere” dönüştüğü, suçlu olmak için suç işlemenin şart olmadığı bir polis devletinde, kendi varlığını olduğu gibi koruyarak yazmaya devam etti. Çok geçmeden o da intikamdan nasibini aldı: Artık bir “istenmeyen yazar”dı.

    Kürtler ne kaybetti ne kazandı?

    Kürtler sivilleştikçe güçleniyorlar. Silah bırakıldığında Kürtler yaşadıkları devletler ve tüm dış güçler için birkaç bin kişilik silahlı gruplar olmaktan çıkıp 50 milyon insan oluyorlar.

    Kavala, Uçum, devlet

    Kavala, Uçum, devlet: Oyun devam ediyor Kendi dönemine ve fikrine uygun tarihli açıklama yaz, uydur. Buna karşı çıkanın başına çorap ör. Bunu devlete ve yargıya dayat. Ve buna uygun suç ve suçlu üret. Osman Kavala’nın durumu tam olarak budur.

    Devlet ermiş muradına

    Bahçeli’nin temel kavramları hâlâ devlet, millet, bekâ, güvenlik, emperyalizm, millî birlik ve güçlü Türkiye. Değişen, güçlü Türkiye’ye nasıl ulaşılacağına ilişkin anlayış. Devlet Bahçeli zannedersem ermedi. Değişen şey belki de devletin murâdıdır.

    Trabzon’a 2 kırmızı kart, 4 gol: Mesafe bozulunca oyun da bozulur

    Ferencvaroş karşısındaki yenilgiyi iki kırmızı kartla açıklamak kolay. Ama Trabzonspor’un asıl sorunu eksik kalmadan önce başladı: Oyuncular arasındaki mesafeler açıldı, savunma zinciri kırıldı, orta saha merkezi kaybetti.

    Türkiye’nin Kürt Korkusu: Ya Hasta Masada Kalırsa?

    Türkiye Cumhuriyeti ilk yüzyılı boyunca küçülmemek için Kürtlükten korktu.Şimdi galiba büyüyebilmek için Kürtlükle barışması gerektiğini keşfediyor.

    Neden Enkaz Altında Kaldık? (4): Müteahhit çok, nitelik yok; ustalık kâğıtta kaldı!

    Türkiye'de konut üretiminin çok büyük bölümü, sürekli teknik kadrosu bulunmayan küçük yap-sat müteahhitleri ve götürü bedelle çalışan ekipler eliyle yürütülüyor. Mühendislik çoğu zaman güvenliğin kurucu unsuru değil, dosyadaki imzaları tamamlayan bir masraf kalemi; ustalık ise sahada doğrulanan yeterlik değil, bir belge gibi görülüyor. Sorun para kazanma amacı değil; düşük maliyeti ödüllendirirken nitelik ve yaşam hakkını koruyacak karşı ağırlıkları kurmayan sistemdir.

    (10) KABAHAT LENİN’DE

    Emperyalizmin nedeni ne olursa olsun öncelikle siyasî ve askerî bir olay olduğunu neden doğru dürüst söyleyemiyoruz? Kabahat Lenin’de. Lenin’in “emperyalizm tekelci kapitalizmdir” tanımı hedefi çok genişletti, anti-emperyalizmi Leninizmin ve komünizmin tekeline aldı; anti-kapitalizmden farklı ve ayrı bir anti-emperyalizmin olabilirlik zeminini yok etti.

    McGurk’ten Barrack’a; 10 yıllık evrenin sonu

    SDG’nin Şam’a entegrasyonu ve Türkiye’de ilerleyen çözüm süreci, 2015’te kurulan McGurk evrenini kapattı.Barrack’la birlikte Suriye ve Türkiye’deki Kürt meseleleri artık birbirini zehirleyen değil, tamamlayan süreçlere dönüştü.

    Bir insan hakları savunucusunun başına neler gelebilir? Kavala örneği

    Kavala’nın başına gelenler yalnız onun başına gelmedi. AİHM Büyük Dairesi, hukuka uygun sivil toplum faaliyetlerinin ağır suç deliline dönüştürülmesinin hak savunucularını, sivil toplumu ve sıradan yurttaşları caydıracağını kayda geçirdi. Hak savunucuları cayarsa zarar gören bütün toplum, ortadan çekilen ise hukukun kendisi olur.

    Cüretkar Bir Yazı: Yeni Dünya Düzeninde Özgürlüğümüzü Korumak

    Acemoğlu’nun ‘işçi sınıfı liberalizmi’ tezlerinden daha ilerisini düşünsek mi? Yaşam hakkının ve özgürlüğün korunması için kamunun stratejik ve düzenleyici rolünün kaçınılmaz bir gereklilik haline geldiği bir dönemdeyiz. Ama bu, devleti kutsayarak Leviathan’ı hortlatmak olarak anlaşılmamalı. Etkili, yetkin, merhametli, adaletli ve en önemlisi Platonik anlamda bilge bir devlet gerekiyor. Korkunun ecele faydası yok, şimdi cüretkar olma zamanı.

    Ortadoğu Kaosunun İki Kazananı: Türkiye ve İsrail

    7 Ekim’den bu yana Ortadoğu’da devletler sarsıldı, rejimler çöktü, güç dengeleri değişti.Büyük insani ve siyasi yıkımın ortasında iki ülke stratejik olarak güçlenerek öne çıktı: Türkiye ve İsrail. Fakat Suriye’den Kürt meselesine, İran’dan yeni bölgesel düzene kadar genişleyen nüfuz alanları artık birbirine değiyor. İki kazananın giderek karşı karşıya gelmesi, Ortadoğu’nun önümüzdeki dönemindeki en önemli fay hatlarından biri olabilir.

    Hendekteki dostlar, masada nereye gitti?

    2015’te içeride Kürt siyasetiyle muhalefetin yakınlaştığı, dışarıda ABD ve Avrupa’nın SDG ile ortaklık kurduğu bir siyasi evren oluştu. Bugün bu denklem dağıldı; Öcalan ve Kürt siyaseti devletle barış için masaya oturunca son 10 yılın müttefiklerinin bir kısmı karşılarına geçti. Yaşanan sadece bir barış süreci tartışması değil, 2015 evreninin sona ermesinin sancısı.

    Amedspor Oyunu Nerede Kuruyor?

    Bu maç bize Amedspor'un ne kadar koştuğunu değil, nasıl oynadığını sordu. Cevap ise henüz yeterince ikna edici değil. Topu kazandığında ne yapacağını bilen, pasın yönünü ve zamanını belirleyen, dikine oyuncularını doğru biçimde besleyen, baskıyı pasla kırabilen ve bütün bunları ortak bir oyun aklı içinde birleştirebilen bir Amedspor'a ihtiyaç var.

    *(9) Sömürgecilik, siyasi bağımsızlık, özel olarak kültür meselesi

    Tarihin nasıl ilerlediği konusunda idealizme kapılmayalım. Kültürler ve medeniyetler arası etkileşimde, ahlâkî yargılarla bakmayabilirsek, (bütün şiddet ve zulüm gösterileriyle birlikte) imparatorlukların yayılması da büyük rol oynuyor. Açık ve önyargısız konuşalım. Medeniyet götürüyorlar mı? Evet. Amaçları medeniyet götürmek değil (iktidar ve sömürü). Sadece medeniyet götürüyor da değiller. Ama medeniyet de götürüyorlar.

    İsrail’in hedefindeki Amerikan elçisi: Tom Barrack neyi değiştirmeye çalışıyor?

    ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail’in Suriye politikasına karşı çıktıkça Washington’daki İsrail yanlısı çevrelerin hedefi oluyor; Trump ise onu görevden almak yerine yetkilerini genişletiyor. Barrack’ın Türkiye’ye verdiği önem kişisel bir yakınlıktan çok, Çin’le rekabete hazırlanan ABD’nin güçlü devletlere ve kendi ayakları üzerinde durabilen bölgesel ortaklara ihtiyaç duyduğu yeni bir Ortadoğu hesabının işareti olabilir.

    Taksim Hill Otel’in müdavimleri bunun değerini bilir…

    Yıllar sonra nihayet gelen bu çözümün değerini en iyi Taksim Hill Otel’in gerçek müdavimleri bilir.

    Kürt Barışı: İsrail için tehdit, Türkiye için fırsat

    Soruyu "İsrail Kürt barışını ister mi?" diye sormak meseleyi gereğinden fazla daraltıyor. İsrail'in asıl meselesi Kürtlerin Türklerle barışmasının da ötesinde; bu barışın ortaya çıkarabileceği yeni Ortadoğu. Kürt barışı, Ortadoğu'nun uzun zamandır birbirinden kopuk duran bazı parçalarının yeniden birbirine bağlanmaya başlaması anlamına da gelebilir. Bu gelişmenin İsrail'i derinden rahatsız edeceğini söylemek artık bir spekülasyonun çok ötesinde.

    “El” yazısıyla alın yazısı: Adlar, lakaplar…

    İnsanın maruz kaldığı ilk köklü müdahale ismi.Kapısı, zarfı öyle mühürlenmiş yüzleşme alanı. Hatta bazen savaş meydanı, çatışma bölgesi. Alın yazısı diye bir şey varsa, orada. “El” yazısı… Kökene dayalı resmi alın yazısı bile var. Üstüne toplumsal adlandırma mekanizmasının memurları, hevesli figüranlarının alnına kazıdığı takma adlar, ağır lakaplar da geliyor. Bunlara karşı “müstear (ödünç, geçici) isim”ler, Arapça “halas”tan yani “kurtulma”dan gelen “mahlas”lar da…

    Japon İmparatoru’nun Başdanışmanı’nın bildiği -ve onbinlerce insanın hayatını kurtaracak- sır neydi?

    99 felaketinden sonra yardım çalışmalarına katılmak üzere gelen -ve vefatına kadar gece gündüz gönüllü olarak çalışan- Japon İmparatoru’nun Başdanışmanı’nın ve heyetindeki yaşlı bilge kişilerin bildikleri ve onbinlerce kişinin hayatlarını kurtaracak sır neydi? Uzmanlar, siyasetçiler, sorun sahipleri, ilişki ağlarını kurması gerekenler… Her birinin tek tek bildikleri ancak birlikte olduklarında bilmezden geldikleri?

    Kahve Falının Uğultusu: Sanal Sanılanın Fizikselliği

    Türkiye Elektrik Sanayi Birliği de 26 Ağustos'ta veri merkezi yatırımlarının elektrik talebi ve arz güvenliği üzerindeki etkisini konuşmak için bir araya geliyor. Masada iletim hatları, kurulu güç ve arz güvenliği var. Bir gigavatlık kapasitenin hangi ilçeye kurulacağını, hangi havzadan su çekeceğini ve tesisin yanında oturanların ne zaman haberdar edileceğini konuşan bir masa ise henüz görünmüyor.

    Toplumsal kimliklerimiz ve narsisizmimiz

    Toplumsal kimlik sorunu özünde bir grup narsisizmi sorunudur ve kamusal alanın kimliklerle belirlendiği ülkelerde bunun bir hastalık olduğu nadiren anlaşılır. Fromm “Bir birey, kendi toplumunu aşma yoluna girmezse, kendi insanlığıyla gerçek bir temas kuramayacağına inanıyorum.”

    Hocanızın nasıl pişmesini istersiniz?

    Hakkındaki intihal iddialarının ardından önce Cambridge’ten istifa etti, ardından evinde ölü bulundu. Cambridge’nin en genç siyah hocası olarak tarihe geçen Jason Arday, artık dünyanın en büyük kültür savaşının ilk kurbanlarından biri. Bu savaşın cephesi ise üniversiteler.

    BU DEFA OLABİLİR

    On iki maddelik bir kanunun kırk yılı aşkın bir meseleyi çözdüğünü elbette düşünmüyorum. Zaten on iki maddelik hiçbir kanun bunu yapamaz. Ama bazen hukuk bir toplumsal meseleyi tek başına çözmez; bir devletin ve toplumun o meseleyi artık başka bir yöntemle çözmeye karar verdiğini kayıt altına alır. Ben Çerçeve Yasa’ya biraz da böyle bakıyorum.”