TÜM YAZARLAR

Devamı

    Üniversitenin geleceği

    Değerli bir dost üniversitenin geleceği konusunda yazmam gerektiği konusunda provokatif bir telkinde bulundu. Bir krize dair düşünme lüzumu kendini hissettirdiğinden kayıtsız kalamadım. Akademinin geleceği konusunda olumlu şeyler söylemek gittikçe zorlaşıyor.

    Cereyanda kalan fikirler…

    Kimse okuduğu kitap değildir. Zaten bu tartışmanın hararetli kısmı kitapların içeriği de değil. Kitaplardan çok mahallede dolaşan yabancılardan duyulan endişeler, rakip aşiretlerin kötü insanlarının itibar görmesine tepkiler bunlar.

    Dünya bildiğin gibidir

    İnsanlar aleminde iyilik de kötülük de sende kalmıyor, etrafa (kainata) bulaşıyor. İyiliğin taşıyıcısı olmak en büyük imtihanımızdır. Hüsn-ü zan eden etrafını güzelleştirir. Suizan eden ise etrafını güvensizleştirir.

    Hindistan-Avrupa Birliği Serbest Ticaret Anlaşması: Çok kutuplu küresel düzene doğru stratejik bir eşik

    Hindistan ile AB arasında 20 yıldır süren müzakerelerin 2026'da sonuçlanması, uluslararası sistemdeki güç kaymalarından bağımsız değildir. AB, ABD-Çin arasındaki stratejik rekabet ortamında daha otonom bir ekonomik model geliştirmeye çalışmaktadır. 

    Parça ve Bütün (Vahidiyet ile Ehadiyet)

    Bir şiir veya şarkıda denildiği gibi eğer kendin veya birisi için “güneş topla”mak istersen bunu iki şekilde yapabilirsin: Parçaların bütününde parçaları toplayarak (Vahidiyet) veya her parçada bütünü bularak (Ehadiyet).

    Yaşar Kemal

    Yaşar Abi’yle yıllar önce yaptığımız bir söyleşide onun dil konusundaki duyarlılığı şöyleydi: “Dilini ver adama. Adam kardeşinin dilini keser mi? Ben yalnız Kürtler için demiyorum. Örneğin elimde Çerkezlerin Nart Destanı var.

    İnsan ve Gelecek

    Sürgüne gönderilen ruhun bedendeki kalıntılarını bugünün bilinç dünyasında psikologlar, sosyologlar çeşitli keşiflerle tekrar piyasaya sunuyorlar. Beden dili yahut habitus gibi derin keşfiyatı işittiğinizde size ruhtan bahs ediliyor.

    Rojava’da  “Gün batımı!”

    Şimdilik Suriye’de, Türkiye’nin istediği bir tablo ortaya çıkmışsa da, var olan tablonun kısa vadede Suriye’ye, huzur, barış ve istikrar getireceğini söylemek zor görünüyor. Zira Kürtler, Aleviler, Hristiyan ve Dürzilerin, kendi varlıklarını güvence altına alacak statü talepleri halen devam etmektedir. Peki Suriye’de ne oldu? Bundan sonra neler olabilir?

    Siber’den Siyer’e: Bana Hz. Muhammed’i anlat GPT

    Rahmet ve mağfiret ayı Ramazan’da, yapay zekâ devlerinin birbirine omuz atarak “benim modelim seninkini döver” haberlerinin arasına küçük ama manidar bir gelişme sıkışıverdi: Yapay zekâ destekli bir Siyer Asistanı.

    Mevsim normallerinin üstündeki uzlaşma bize ne söylüyor?

    Meclis’teki Komisyon’un çözüm yöntemi konusunda bu kadar kolayca geniş bir uzlaşıya varması; Kürt meselesinde pek çok tabunun çok uzun yıllar önce eridiğini, tartışmanın üzerindeki şiddet yükünün kalktığını gösteriyor.

    Abdı İpekçi ve Uğur Mumcu

    Türkiye’nin gerçek ve sağlam bir demokrasiye sahip olabilmesi, özellikle aydınlarının kendilerini özgür hissetmelerine bağlı. Aydınlar ne kadar konuşabiliyorlarsa, eleştiri yapabiliyorlarsa ve kendilerini devletin tehdidi altında hissetmiyorlarsa demokrasi o kadardır.

    Orhan Pamuk ve Cem Yılmaz: Çapraz bir okuma

    Masumiyet Müzesi ve Erşan Kuneri’nin bir ortak noktası da her ikisine dair hem büyük övgüler hem ağır yergiler okuyabiliyor olmamız. Benim muradımsa “iyi-kötü” yargısı değil; potansiyellerin nerede kaybolduğuna ve nostaljinin ne zaman bahçe ne zaman sığınak olduğuna göz atmaktı.

    Ramazan, bilhassa iftar vakti için bazı müşahade ve tekliflerim

    Bazı aile babalarının, genç insanların herhangi bir utanma ve nedamet hissi olmaksızın soğuk pide kuyruğuna girdiğini görüyor ve başımı yazıklanarak öbür tarafa çeviriyorum. Daha neler göreceğiz?

    Masumiyet

    Kitabın açılışında yer alan Orhan Pamuk’un kendi defterlerinden alıntıladığı not dikkatimi çekti: “Onlar yoksulluğun, para kazanmakla unutulacak bir suç olduğunu sanacak kadar masum insanlardı” (Celal Saik).

    Nobel alanları niçin öldürmeliyiz?

    Dünyada Nobel ödülünün lanetine maruz kalan tek yazar Orhan Pamuk değil; bugün Türkçe çevirilerini severek okuduğumuz pek çok şair/yazar kendi ülkelerinde Orhan Pamuk gibi manik-depresif bir ilgiyle karşılaşıyor.

    Ritüel: Kalp kadar kalıp da önemli

    Ritüeller bize rağmen bizi iyileştirmek için geleneğin bize ulaştırdığı tutamaklar veya sığınaklardır. Her ritüelde görünmez köklerimiz olan gelenek gelip tek tek içimizden geçer.

    Kemal’in masumiyet karinesi…

    Kemal’i bir âşık olarak değil, bir fail olarak görmek isteyenlere karşı Pamuk kendi karakterini yalnız bırakıyor. Halbuki Kemal’in hikâyesi, “sevdiği kadına sahip olma” hikâyesi değil; sevdiği kadında erime hikâyesi.”

    “İnsanları umutlarıyla cezalandırmak”

    Gözaltında “kaybedilen”, infaz edilenlerin listelerdeki bir isimden öte bir yüzleri de olduğunu annelerle öğrendi insanlar. Galatasaray Meydanı’na her cumartesi yüz yıllık bir büst gibi dikilen Berfo Ana’nın da bembeyaz suretiyle…

    Bizim talihsiz menümüz: Rubio’nun Hıristiyan milliyetçiliği, teknopatların idrarı, Cortez’in baklavası

    Münih Güvenlik Konferansı’ndan sonra Trump Amerikası’nın bize sunduğu menü netleşti. Seçenekler biraz tatsız: Rubio’nun şerbetli siyasal Hıristiyancılığı, teknopatların drone ile fırlatmak istedikleri idrarları. Şimdilik tek alternatif ise sosyalist Cortez’in baklavası.

    Başkasının ağrısı ve insan olmak

    Kendinden ve kendi çıkarından ibaret hale gelmiş bir insan artık insan olmaktan çıkmıştır. Zira insan, çıkar hesabının gelip elektrik gibi içinden geçtiği bir iletken değildir.

    Sadece bir örgütün kendisini feshetmesi değil bu

    Evet, Kürt meselesindeki silah ve şiddet son buluyor, bu doğru. Ama aynı zamanda Kürt meselesi hiç bu kadar toplumsallaşmamıştı ve hiç bu kadar meşru bir zemine oturduğu da kabul görmemişti.

    Rapor için 88 saat çalıştılar

    Uygulamada beklenen adımların atılmadığı bir gerçek. Ancak her şeyin bir başlangıcı vardır. Bahçeli, bu çıkışı yaptığı dönemde ortada hiçbir şey yoktu. Bugün tartışılan konu Öcalan ve umut hakkı noktasına kadar genişledi. Bu rapor benim görüşüme göre toplumun belli bir noktaya gelmiş olmasının ürünüdür.

    Eşit yurttaşlık bilincinden yoksun “Laiklik” bildirisi

    Bildiri, iktidarın otoriterleştiği iddiasıyla yola çıkıp, toplumun büyük bir kesimini “vesayet altına alınması gereken karanlık bir kitle” gibi resmederek, eleştirdiği otoriterliğin daha katı bir versiyonunu ortaya koyuyor.

    BELAĞAT: Yerindeliğin kıvamı tutturması

    Belağat, kuralı olmayan doğruluktur. Yerindeliğin kıvamı tutturmasıdır. O yüzden doğaya değil, insana ait bir kavramdır.

    Şükür: Neden teşekkür ederiz?

    Mücahit Bilici, Ramazan boyu yazılarıyla her gün Serbestiyet’te: “Şükür insanın varlığa şahitliğidir. Şükür, olma borcunun ödenme formudur.”

    Münih ruhu

    Münih ruhu, herkesi memnun etti. Türkiye’nin de bu durumu gözeterek süreci hızlandırması ve Suriyeli Kürt aktörlerle ilişkileri kuvvetlendirmesi gerekir.

    Masumiyet Müzesi: Kaybolan İstanbul’un hatırası

    Diziyi de bir çırpıda bitirince elimde Masumiyet Müzesi haritasıyla Nişantaşı ve Teşvikiye sokaklarında yürümeye çıktım.

    Hukuk kimsenin şantiye alanı değildir

    "86 milyon vatandaşımızın Adalet Bakanıyım; bu makamın sahibi değil, emanetçisiyim." Ancak Başsavcılığı döneminde muhalif belediyelere sergilediği tutum, bu iddia karşısında tezat oluşturmaktadır. Bakan, hukuktaki gerçek olumsuzluklara odaklanacağına, savunma hakkına neşter vurma peşindedir. Evrensel hukukta "avukatla görüşme" bir lütuf değil, vatandaşa tanınmış temel bir haktır. Hukuk düzeni, yeni kısıtlayıcı yasalar değil; mevcut yasalara uyulmasını beklemektedir. Zira hukuk, her önüne gelenin ideolojisi doğrultusunda kazı yapacağı bir şantiye alanı değildir.

    Semiha Berksoy: O resimlerde benim bütün hayatım var

    Semiha Berksoy’un “Tüm Renklerin Aynası” başlıklı sergisi 22 Ocak–6 Eylül 2026 tarihleri arasında İstanbul Modern’de. Sergi, sanatçının erken dönem desenlerinden opera temalı resimlerine, otoportrelerinden portrelerine uzanan 200’ü aşkın yapıtı bir araya getiriyor.

    Çözüm süreci finalinden spoiler: Mekapları çıkaran kravatlı bir PKK’lı…

    Abdi, dünyanın en önemli Güvenlik Zirvesi’nde eski bir gerilla olarak dolaştı. Sivilleşmenin en büyük kazancı da bu; meşruiyet kazanma ve muhatap haline gelme.