TÜM YAZARLAR

Devamı

    Pusu kültürü: Kalleşlik nasıl normalleşti?

    Bir zamanlar savaşta bile ayıplanan pusu, bugün siyasetten sosyal medyaya, iş hayatından gündelik ilişkilere kadar her alanda meşru bir mücadele yöntemi haline geldi. Linç, iftira ve bağlam koparmanın normalleştiği bu yeni kültür, yalnızca bireyleri değil, toplumun ortak vicdanını da hedef alıyor.

    Somali siyasetinde tarihi dönüm noktası: Teamülleri yıkan Başbakan

    Kronik istikrarsızlık ve kısa ömürlü hükümetlerle anılan Somali’de, Başbakan Hamza Abdi Barre kesintisiz 4 yıllık görev süresini tamamlayarak bir ilke imza attı. Eleştiriler ve eyalet krizlerinin gölgesinde gelen bu rekor, ülkenin aradığı kurumsal istikrar için olumlu bir adım olabilir.

    Memleketin kahkahayla sınavı

    Din değerleriyle ilgili şakalar kültürümüzde yok mu? Dinin olduğu yerde, din üstüne konuşulur. Konuşuldukça sözün içine şaka da karışır. Bektaşi fıkralarına, Evliya’ya, Nasreddin Hoca’ya, Mevlana’ya baktığımızda, yeri geldiğinde Deniz Göktaş’ın esprilerini aratmayacak bir hadsizlikle, insanın gözlerini yerinden uğratan bir ifade cesaretiyle karşılaşırız.

    Amerika’da Müslümanlığın yeni hâlleri: İslâmî kimlik ve ilerici Müslümanlar

    CAIR'in verilerine göre 2025 seçim döneminde 76 Müslüman aday sandığa girdi, 38'i kazandı; bu, 11 Eylül sonrası dönemin en yüksek rakamı. Bu tablo bir tesadüf değil; uzun süredir biriken bir demografik ve siyasi dalganın artık gözle görülür hâle gelmesi. Amerika'daki bu çift dalga, eğer gerçekten kalıcı bir iz bırakacaksa, bunu siyasi zaferlerin sayısıyla değil, bu şahitliğin derinliğiyle yapacak. Siyaset sahnesinde öne çıkan bu çizgi genellikle Demokrat Parti’nin çatısı altındaki “Adalet Demokratları” grubunda buluşuyorlar.

    Futbolun derinliğinde: Alçak bloğun zaferi

    2026 Dünya Kupası, hücumun değil alçak bloğun turnuvası oldu. Kompakt savunmalar modern futbolun en güçlü hücum projelerini durdururken, oyunun geleceği de daha yaratıcı ve daha atletik bir futbolcu profiline doğru evriliyor.

    En heyecanlı yaz dizisi: Tamar adayı neden terk etti?

    Devlet içinde birileri İmamoğlu ve CHP meselesiyle ilgili ellerindeki belaltı içerikleri dolaşıma sokmak için ahlaki sınırı olmayan bir Televoleci istihdam ettiler, iktidar medyasının bile yok artık, ayıp olur diyeceği içerikleri onunla dolaşıma soktular, sonra ama bir noktada ya güç zehirlenmesiyle ya da kendisine verilen sözler tutulmadığı için Tanrıyar, beklemedik yerlere ateş açmaya başladı.

    Barış masalarında bir eksik: Toprağın hafızası

    Bu yazı, barış sürecine siyasetin değil toprağın penceresinden bakıyor. Çünkü çatışmaların görünmeyen mirası, boşalan köylerle birlikte kesintiye uğrayan üretim bilgisi ve toprağın hafızasıydı.

    Polis hangi örgüte üye olduğunu biliyor, sen henüz bilmiyorsun

    NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen operasyonlar, tutuklama tedbirinin uygulanış biçimini yeniden tartışmaya açtı. Hukuk devletinde kişi özgürlüğünü sınırlayan tedbirlerin dayanağı, geleceğe ilişkin varsayımlar değil, denetlenebilir somut olgular olmalıdır. Çünkü hukuk geleceği tahmin etmek için değil, gerçekleşmiş olayları adil biçimde değerlendirmek için vardır.

    Dünüyle bugünüyle “Bilmiyorum”

    Bile bile “Bilmiyorum” meselesi çocukluk günlerimi getiriyor aklıma. Çocukken yaygın meşru müdafaa. Büyüdükçe yükü, arızası farklı ama “bazen” işe de yarıyor meret. Yaşına başına bakmadan kullanıyorsun sıkıştığında. O uğurda o bilge “Üç Maymun”u bile çarpıtıyor, kendine, evrimine uyduruyorsun. Görsen de, duysan da, “parmağım gözüne” bilsen de, “bilmiyorum, görmedim, duymadım, konuşmam”.

    Bir sabah gelecek New York’tan aydınlık

    New York’ta renkli devrim zamanı. Kongre önseçimlerini Filistin destekçisi Yahudi bir sosyalist, sonradan Müslüman olan feminist bir Filistin aktivisti ve sendika üyesi garson bir komünist kazandı. İsrail karşıtı sosyalistlerin zaferinin sırrı ise Zohran’ın desteği. New Yorklu solcular tarihi zaferi “İnşallah” sloganlarıyla kutladı.

    Buna kim İnanır?

    Bir grup gazeteciyle buluştuğumuz Pervin Buldan’ın anlattıklarına ve Erdoğan’ın son mesajlarına göre sürecin çerçeve yasası Meclis’e gelecek. Bundan bir yıl önce sürecin buraya kadar geleceğine kim inanırdı? 2013’den beri Kadir İnanır hep inanmıştı.

    Rüzgarı bol bir adamın ardından

    Uzun yolculuklara çıktık. Savaş bitsin, barış gelsin diye birlikte çaba sarf ettik. Özgürlükçüydü, devrimciydi, her zaman haksızın karşısındaydı.

    Amerikan siyasetindeki sarsıntılar

    Amerikan siyasetinde büyük sarsıntılar yaşanıyor. Bunların başında Amerikan halkında Siyonist terör örgütüne karşı yaşanan tarihi uyanış geliyor. Gazze’deki soykırım bütün bir kuşağı gerçeklere uyandırdı. Demokrat Parti içindeki önseçim yarışında Demokratik Sosyalist adayların başarısı da önemli bir gelişme ve büyük Amerikan uyanışının bir parçası olarak okunmalı.

    Alman tankının paletlerini kırdılar

    Ekvador, Alman tankının paletlerini tek tek kırdı. Bunu da klasik bir Güney Amerika refleksiyle değil; Orta Çağ'dan çıkıp gelmiş bir Latin şövalyesinin cesaretiyle yaptılar. Korku nedir bilmeden, dünyanın en organize pas oyunlarından birine saldırdılar.

    Xaltîka Sosê’nin komün ile imtihanı

    “Îşev” dizisinin kavramlara teslim olmuş unutulmaz karakteri Xaltîka Sosê, bugün PKK ve DEM Parti’nin halini anlatıyor. Son moda kavram “komün”; ama tıpkı öncekiler gibi, tabanda karşılığı olmayan bir performanstan ibaret ve aynı kavram mezarlığına gömülmeye mahkûm.

    Swabya taşrasından eyalet sarayına: İki aynanın arasındaki Cem Özdemir

    Bugün Baden-Württemberg Başbakanlık koltuğunda oturan Cem Özdemir portresi, ne göçmen mahallelerinin ona duyduğu mutlak öfkeyle ne de Alman medyasının çizdiği kusursuz, sorunsuz entegrasyon resmiyle tam olarak açıklanabilir.

    Türkiye’nin sorunu fazla “beyaz” ve “Türk” olmak mı?

    2026 Dünya Kupası’ndaki 1.248 oyuncunun neredeyse dörtte biri, doğduğu ülkeden farklı bir ülkeyi temsil ediyor. Karşımızda çok daha geniş bir beşeri yetenek havuzundan oyuncu devşiren rakipler var. Türkiye’nin sorunu siyasi, kapsayıcılık ve vatandaşlıkla ilgili.

    Nasıl ve neden bölgede PKK’nin boşluğunu çeteler dolduruyor?

    Şiddeti reddeden bir siyasetin “sorunları sonra çözeriz” lüksü yoktur; çünkü hayat boşluk kabul etmiyor. Sur’dan Kızıltepe’ye, Gazi Mahallesi’nden Sarıgazi’ye, silahlı örgütlerin geri çekildiği yerlerde oluşan boşluğu uyuşturucu çeteleri ve yeni nesil suç örgütleri dolduruyor. DEM bu boşluğu somut adımlarla doldurmazsa, en büyük gücü olan geniş tabanını yitirir.​​​​​​​​​​​​​​​​

    Deniz Undav: Bazen bir gol, bir halkın hafızasını taşır

    Deniz Undav’ın hikâyesi sadece attığı gollerle değil, taşıdığı hafıza, göçün izleri ve vazgeçmeyen bir hayatın inadıyla anlam kazanıyor. Undav, sabrın ve birlikte var olmanın hikâyesini sahaya taşıyor.

    Messi maçtan sonra neden Nadal’ı anlattı?

    Messi, Dünya Kupası gecesinde attığı üç golün ardından, kampta Rafael Nadal’ın belgeselini izlediklerini anlattı ve kendisini onun hikayesiyle özdeşleştirdiğini söyledi. Bu, sıradan bir maç sonu cümlesi değildi. Çünkü Nadal’ın hayatı yalnızca bir tenis efsanesinin kariyerini değil; büyük sporcuların yaşlanan bedenle, dinmeyen rekabet duygusuyla, kırılmalarla, geri dönüşlerle ve bir gün bırakmak zorunda kalacakları oyunla nasıl yüzleştiğini de anlatıyor.

    Türkiye futbolunun ruhunu arayış

    Gol bile atamadan üst üste iki ağır yenilgi, yenilgiden daha ağır bir zihinsel yenilgi getirdi. İlk kez ‘günün birinde nasılsa olacak’ diyemiyor, daha çok ‘belki de bizden olmuyordur’ demek ister gibiyiz. Çünkü aşırı hırslı, aşırı heyecanlı bir takımız; ama bu aşırılığı yaratan şey oyunun içinden değil dışından geliyor

    “Boom boom boom”…

    B.B. King “Blues çalmak iki kere siyah olmak gibi” diyor. Tarih boyunca öyle… İktidarlar “siyah”ın yerine istedikleri her rengi de koyabiliyor tabii. Paletlerinde tüm renkleri, hatta gökkuşağını bile “aynı hızla kirletiyorlar”. Ne zaman bu kibir karşıma çıksa, 25 yıl önce bugün ölen blues efsanesi John Lee Hooker’ın o ünlü nidâsı aklımda: “Boom boom boom…” Sözle de olur, Hooker’ın müzikal imzasıyla, yere kuvvetle vurduğu ayağıyla da…

    Türk futbolunun varoluş krizi: Top bizde, oyun başkasında

    Paraguay karşısındaki 1-0’lık yenilgi bir skor kazası değil, Türk futbolunun yıllardır çözemediği yapısal sorunun yeni bir göstergesi. Topa sahip olan ama oyuna hükmedemeyen Türkiye, ekolsüzlük, sistemsizlik ve doğaçlama kültürünün bedelini ödüyor. Sorun teknik değil; felsefi. Çünkü modern futbolda topun kimde olduğu değil, oyunun anlamını kimin kurduğu belirleyici oluyor.

    Peter Thiel ile cringe bir haftasonu kaçamağı

    Peter Thiel’in ifşa edilen Diyalog grubu, teknopat milyonerin kurmak istediği paralel dünya devletinin en önemli adımlarından biri. Bir şirket gibi yönetilecek bu yeni dünyada halkın, demokrasinin, yoksulların, hakkın ve hukukun yeri yok.

    Kötülüğü yapanlar kendilerini nasıl ikna ediyor?

    Kötülüğü yapanlar kendilerini çoğu zaman iyi gerekçelerle ikna eder. Bize düşen, o gerekçelerin altındaki ahlaki çürümeyi görmek ve göstermek olmalıdır. Çünkü bir toplum, kötülüğün hangi güzel kelimelerin arkasına saklandığını fark edemezse, bir süre sonra kötülüğe değil, kötülüğü ifşa edene öfkelenmeye başlar.

    Bütün yaz CHP konuşulacak zannederken patlak veren sürpriz mesele…

    “Erdoğan neden devlete hakim olamıyor da bir vekile ihtiyaç duyuyor” ve “neden Bahçeli, durup dururken Erdoğan dışındaki adaylardan bahsetti ve onlara kapıyı kapattı” gibi sorularla baş başayız.

    Tarihin köleleri: Bilim ve felsefe

    Bilimi ithal edebilirsin, felsefeyi en fazla taklid edersin, ama düşünceyi ne ithal ne de taklid edebilirsin. Nasıl cesaretin çakma hali olmuyorsa, düşüncenin taklit versiyonu olmuyor. Düşünceye nişan alan felsefeyi yan ürün olarak doğurur. Felsefeye nişan alan düşünceyi kaybeder, bilimi elde edebilir. Bilime nişan alan ne felsefeyi ne de düşünceyi garanti eder.

    Barış ve demokrasi (1): “Demokrasi olmadan barış olmaz”

    Demokrasi olmadan barış olmaz” jenerik bir ifade; ancak bu şık slogana biraz dikkatli yaklaşmakta fayda var. Bir siyasi aktörün demokrat olması barışı garanti etmiyor, otoriter olması da bir barış anlaşmasının altına imza atmayacağı anlamına gelmiyor. Demokrasiyi güçlendirme ihtimali olan adımları desteklemek ve demokrasiyi zayıflatan adımlara karşı çıkmak: ikisi birbirinin alternatifi değil.

    “Demokratik Cumhuriyet” Kürtlerin üçüncü yolu mu?

    Anlaşılan Kürt siyaseti yeni Demokratik Cumhuriyet Partisi ile siyasette üçüncü yola doğru bir geçiş yapacak. Bu yeni hat, parti içinde ve dışında Erkan Baş örneğindeki gibi tartışmaları da beraberinde getirecektir.

    Bazı cümleler insanı uyutmamalı

    Fatoş Pınar Türker’in mahkeme salonunda kurduğu cümleler zihnimden çıkmadı. Çıkmamalıydı da. Çünkü bir insanın anlattıkları karşısında uykumuz kaçıyorsa, bu diri kalmış bir yerin bulunduğunu gösterir. Asıl felaket, böyle anlatımlar karşısında artık sarsılmaz hale gelmektir.